Bu sadece Şili’nin değil, komşularının da derdi. Latin Amerika tarih boyu hammade ihracatına bağımlı kalmıştır. Dahası, hammaddelerin Latin Amerika ihracatındaki payı son 10 yılda yüzde 27’den yüzde 39’a yükseldi.
Bu bağımlılık kıtayı az gelişmişliğe mahkûm ediyor ve bölge ekonomilerini küresel talepteki dalgalanmalara karşı savunmasız bırakıyor. Ayrıca bu ülkelerin imalat merdiveninde yükselmesini engelliyor. ‘Bağımlılık’ kuramının öncülüğünü yapan akademisyenlerin Latin Amerika’ya odaklanması tesadüf değil.
İşçiye verilen değer ortada Doğal kaynak ihracatına bağımlılık işgücünü de tehlikeli bir hayata maruz bırakıyor. Akademisyen Maria Ester Feres, “Bu efsanevi sayılabilecek kurtuluşa sevinirken, benzer durumların tamamen engellenebileceğini gözden kaçırmayalım” diyor. Feres’e göre, madencilik ve tarım gibi kilit sektörlerdeki güvenlik ihmali, ülkenin işçilerine ne kadar az değer verdiğini gösteriyor.
Ticaret odaklı ve muhafazakâr Devlet Başkanı Sebastian Pinera’nın, işyeri koşullarını düzeltme ve ülkeyi hammadde bağımlılığından kurtarma konusunda harekete geçeceği şüpheli. Kurtarılan ikinci madenci Mario Sepulveda, “Bu ülke değişimin şart olduğunu anlamalı” diyor. Şilililer ona kulak vermeli.
ABD’de yayımlanan aylık dergi, 15 Ekim 2010