DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

18,0849 ₺

EURO

18,2558 ₺

ALTIN

1.020,06 ₺

BİST

3.020,01 ₺

Aliya'yla Balkanları yeniden keşfettik

Uluslararası Aliya İzzetbegoviç Sempozyumu sona erdi. Toplantıda çarpıcı tespitlerde bulunan konuşmacılar Aliya ve Bosna'daki işlenen insanlık suçlarına dikkat çekti.

12.10.2008 19:53:00

Haber Merkezi / TİMETURK

Bağcılar Belediyesi?nin düzenlediği büyük bir katılımın yaşandığı Uluslararası Aliya İzzetbegoviç Sempozyumu sona erdi. Birçok ülkeden siyasetçi, akademisyen, sanatçı ve işadamının katıldığı sempozyum Aliya'yla ilgili yapılan ilk uluslarası etkinlik olma özelliği taşıyor.

KATILIM BEKLENENİN ÜSTÜNDE OLDU

Dün başlayan sempozyumun açılışına katılan Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik başta olmak üzere bir çok milletvekili Aliya hakkında kısa bir konuşma gerçekleştirdi. İki gün süren sempozyumda Türkiye, Bosna ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen tebliğciler konuştu. Bağcılar Holiday İn Hotel'de düzenlenen sempozyuma ilgi beklenenden büyüktü.

DOĞU BATI ARASINDA İSLAM KİTABI HUNGTİNTON'UN TEZİNİ NASIL YIKTI?

Dr. Alev Erkilet'in başkanlığını yaptığı öğleden önceki ilk oturumda konuşmacılar 'Doğu Batı Arasında' başlığı altında tebliğlerini sundu.

Texas A&M Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Hırvat kökenli bilim adamı Prof. Dr. Stjepan Gabriel Mestrovic 'Doğu ve Duygu ötesi Bir Batı Arasında Şekillenen Aliya İzzetbegoviç'in Mirası' başlıklı bir sunum yaptı. Mestrovic Bosna?nın savaştan önce Balkanlar?ın en barışçıl ortam olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasının devamında savaş dönemindeki Bosna?nın koşullarından bahsetti. Aliya İzzetbegoviç?in ?Doğu Ve Batı Arasında İslam? kitabının Samuel Hungtington?ın tezini nasıl yıktığını anlatan Mestroviç, ?Üçüncü Yol Tezi?nin önemine dikkat çekti. Mestroviç, ?İslam, Batı ile Doğu arasındadır fakat ikisini de reddetmez? diyerek sözlerine son verdi.

Bosna - Hersek Demokratik Eylem Partisi Meclis Üyesi Dr. Hilmo Neimarlija 'Üçüncü Yol Tezi' konulu bir tebliğ sundu. Kitap hakkında düşünsel, ontolojik ve epistemolojik açıklamalar yapan Neimarlija, İslam düşüncesini bu bağlamda ele aldı. Neimarlija şöyle devam etti: ?İslam eskiden medeniyetler arasında bir köprü görevi görmekteydi, günümüzde ise Batı ve Doğu arasındaki bir köprüyü temsil etmektedir. Aliya İzzetbegoviç bu tezi popularize etmiştir, Aliya?nın örneklik ettiği şekilde bu yola devam edersek, yolumuzun önüne kimse geçemez?

Mistik düşüncenin doğusu, Materyalizm düşüncesinin batısı...

İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Arş. Gör. Lütfi Sunar, 'Aliya'da Doğu ve Batı' başlıklı sunumunda, Aliya İzzetbegoviç?in kitabının İslam?ın günümüzdeki dile, hayata yeniden tercüme olduğunu hatırlatarak, Aliya?nın en büyük amacının yeryüzünde adaleti sağlamak olduğunu belirtti. Kitabı kendi döneminin koşullarını, kendi çağının problemlerini ve devrinin bunalımlarını felfesi bir üslup ile anlatan çok iyi bir metin olarak nitelendiren Sunar, Batı ve Doğu?yu bütüncül olarak okumanın gerekliliğinin önemine dikkat çekti. Sunar, ?üçüncü yol, Mistik dini düşüncenin doğusu, Materyalizm düşüncesinin ise batısıdır? diyerek sözlerini noktaladı. 

Yazar Ahmet Demirhan ise 'Avrupa ve Aliya' başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Aliya?nın mücadelesini Malcolm X?in mücadelesine benzeten Demirhan, Aliya hakkında konuşmanın zor olduğundan bahsederek konuşmasını bitirdi.

Bosna?da işlenen suçlar soykırım suçudur...

Başkanlığını Prof. Dr. Raşit Küçük'ün yaptığı ikinci oturumda 'Bosna'yı Kur(tar)mak: Diplomasi ve Hukuk' konulu birer sunum gerçekleştirildi. Oturumda sırayla sempozyuma Makedonya?dan katılan Makedonya Merhamet ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Adnan İsmaili 'Bosna Savaşının Balkanlarda Etkisi.' Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç Dr. Berdal Aral 'Bosna Savaşı ve Uluslararası Hukuk' konulu sunumunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. 1992 yılında kurulan Bosna Hersek Devleti?nin meşru bir devlet olduğundan bahseden Aral, Bosna Savaşı?nın bir iç savaş olmadığını anlattıktan sonra, Bosna?da işlenen şuçların soykırım suçu olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Berdal Aral?dan sonra Hacettepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nden Dr. Levent Korkut, 'Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlarda Uluslararası Müdahale Yeterli mi? Bosna Örneği' konulu tebliğini sundu. Tebliğinde Uluslararası Hukuk?un ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Bosna Savaşı?nda büyük bir imtihandan geçtiğini belirten Korkut, Uluslararası Otorite?nin ne kadar ikiyüzlü olduğundan bahsetti. Prof. Dr. Şaban H. Çalış ise, 'Osmanlı'nın Balkan Mirasının Türk Dış Politikasına Etkisi' isimli tebliğini sunduktan sonra ikinci oturuma son verildi.

ŞABAN ÇALIŞ'TAN İLGİNÇ TESPİTLER

Başkanlığını Prof. Dr. Raşit Küçük'ün yaptığı ikinci oturumda 'Bosna'yı Kur(tar)mak: Diplomasi ve Hukuk' konulu birer sunum gerçekleştirildi. Oturumda sırayla sempozyuma Makedonya?dan katılan Makedonya Merhamet ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Adnan İsmaili 'Bosna Savaşının Balkanlarda Etkisi', Fatih Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Doç Dr. Berdal Aral 'Bosna Savaşı ve Uluslararası Hukuk', Hacettepe Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nden Dr. Levent Korkut, 'Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlarda Uluslararası Müdahale Yeterli mi? Bosna Örneği' konulu tebliğler yapıldı. Prof. Dr. Şaban H. Çalış ise, 'Osmanlı'nın Balkan Mirasının Türk Dış Politikasına Etkisi' konulu sunumunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Şaban Çalış, balkanlardaki unsurların yüzyıllarca Anadolu?yu gizli bir damarla besleyip ayakta tutuğunu söyledi. Türkiye?yi kuran kadronun balkan kökenli olmasının bir tesadüf olmadığını belirten Çalış, cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte yeni kimlik inşası sürecinde tarihsel mirasın inkar edilmesi sonucu balkanların uzunca bir süre gözardı edildiğini söyledi. Soğuk savaşın sona ermesi ve Yugoslavya?nın dağılmasının ardından Aliya İzzetbegoviç?in mücadelesiyle Bosna başta olmak üzere balkanlara ortaya çıkan yeni yapıya dikakt çeken Prof. Dr. Şaban Çalış, Osmanlı hayali eşliğinde Balkanların Türkiye için ne kadar önemli olduğunun yeniden anlaşılmaya başlandığını ifade etti.

?BALKAN FACİASI? ANADOLU?YA DOĞRU GERİ GÖÇÜ BAŞLATTI

Balkanıların modern Türkiye?nin kurulmasında en etkin faktörlerden biri olduğunu belirten Şaban Çalış konuşmasını şöyle sürdürdü: ?Osmanlı?nın beylikten bir devlete ve imparatorluğa yükselme serüveninin mekanı olması dışında, modern Türkiye?nin hem beşeri hem de zihinsel yapılanmasının ana kaynakları balkanlardan gelmektektedir. Modern Türkiye?nin özellikle 19. Yüzyılda yaşananların bir ürünü olduğu düşünülürse; balkanların bir faktör ve çok defada bir aktör olarak bu ülkenin doğuşunda oynadığı rol ortaya çıkacaktır. Bugün üzerinde yaşadığımız ülkenin beşeri ve fiziki sınırları büyük ölçüde ?Balkan Faciası?nın bir sonucudur. Mustdafa Kamal başta olmak üzere Türkiye Cumhuriyetini kuran kadronun Rumeli kökenli olması bir tesadüf değildir. İçe ve dışa dönük cumhuriyetin tevarüs ettiği pek çok şey, büyük ölçüde bu balkan prizmasından süzülen unsurlardan oluşmaktadır?

'İTTİHAT TERAKKİCİLER BALKANLARI BİLİNÇLİ OLARAK GÖZARDI ETTİ'

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte yeni kimlik inşası sürecinde yaşanan tarihsel mirasın inkarına dayalı tarihsizleştirme politikalarının Balkanları da uzunca bir süredir gözardı edilmesine ve hatta unutulmasına yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Şaban Çalış, ?Devrimler bir yandan özellikle Balkanlarla her şeye rağmen sürüdürülebilecaek doğal iletişim ve bağlanma moktalarını koparırken, öte yandan etnik ve yer yer ırkçı söylemlere dayalı Türk ulusu inşa çabaları balkanlardaki hem Evlad-ı Fatihan hem de bizatihi yükseler yerel ulusalcı yapılara ilişkilerde yabancılaştırıcı bir unsur olarak karşımıza çıkmıştır? tespitinde bulundu.



'SOĞUK SAVAŞ BİTİNCE BALKANLARI HATIRLADIK'

Soğuk savaşın sonu Yugoslavya?nın dağılması ile tarıhin yeniden döndüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Çalış, Bosna?nın kurulmasıyla Balkanlarda ortaya çıkan bir Osmanlı hayali eşliğinde hem iç hem de dış politikada balkanların Türkiye için ne kadar önemli olduğunun anlaşılmaya başlandığını vurguladı. Balkanların Osmanlı zamanında inşa edildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şaban Çalış, ?Osmanlı mirası üzerine kurulan balkan ülkelerinin bir Osmanlı?ya müteşekkir olacaklarını ifade edebilirim. Çünkü balkanlar Osmanlı?nın yaklaşık 200 yıl süren yükselme döneminde inşa edildi. Osmanlı kendini hiçbir zaman balkanların dışında tutmadı, aksine kendini daha çok rumelili olarak ifade etti. Ancak büyük travmalar yaşadığmız 19. yüzyılda birçok küçük unsurun bağımsızlığını kabul etmek zorunda kaldı. Ve Osmanlı balkanlardan çekilirken aslında birçok millet de sığınılacak son kale olarak gördükleri Anadolu?ya doğru göç etmeye başladı. Ancak İstanbul?u ve Anadoluyu koruma refleksiyle hareket eden İttihat Tekaki yönetimi, balkanlara doğru bir hamle daha yapabilme kudretinde olmasına rağmen koruma refleksine girdi. Osmanlı?nın balkanlardaki mirasına sahip çıkmaları gerekirken, Osmanlı mirasına bilinçli bir şekilede sırt çevrildiğini görüyoruz. Bu psikolojik travma Lozan Anlaşması?ından sonra Osmanlı?nın yanısıra islam mirasına da sırt çevirmeyi beraberinde getirdi. Devrim adı altında girişilen inkilaplar sonucu geçmişle ve balkanlarla bağlarımız tamamen koparmaya çalışıldı. Cumhuriyeti kuran kadrolar ağırlıklı olarak balkan kökenli olmalarına rağmen, doğdukları toplarları ve buralardaki osmanlı mirasını ret etmeleri çok enteresandır. Bu politika cumhuriyet dönemi boyunca edvam etmiştir. Ancak soğuk savaş bitip Yugoslavya parçalanınca, Aliya İzzetbegoviç ile somutlaşan Balkanlaradaki Osmanlı'nın ölmedeğini anladık. Modern Türkiye?yi inşa etmeye çalışırken unuttuğumuz, ihmal ettiğimiz balkanlardaki Osmanlı?nın herşeye rağmen varlığını sürdürdüğünü gördük.? şeklinde ilginç değerlendirmede bulundu.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ AKADEMİSİ ÖNERİSİ

Son oturum 'Tanıklıklar: Bilge Kralın Ardından' başlığı altında öğleden sonra Dr. Süleyman Gündüz'ün başkanlığında yapıldı. Bosna savaşı üzerine kurulan İHH'nın Genel Başkanı Bülent Yıldırım 'Aliya'nın Bizlere Öğrettikleri' başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Aliya'yla iki defa görüştüğünü belirten Yıldırım, 'orada bizi anne ve baba gibi karşıladılar. Çok samimiydiler.' diye konuştu. Daha önce Bosna Hersek Kurucu Cumhurbaşkanı Aliye İzzetbegoviç?in adını taşıyan bir akademinin İstanbul?da kurulması önerisinde bulunan Yıldırım, gençlerin Aliya?nın düşüncelerini, yaşantısını ve mücadelesini daha iyi tanıtmak için onun adını taşıyın bir enstitü kurulmasının gerektiğini ve Bağcılar Belediyesi bir bina tahsis ederek buna öncülük edebileceğini söylemişti. Yıldırım bu önerisiyle, kurulacak enstitüde yetişecek gençlerin her an yeni hareketlere gebe olan balkanları daha iyi tanıyarak ve bölgeyle ilgili yeni plan ve projeler üretebileceğini öne sürdü.

Not: Sempozyum hakkındaki genel bilgileri, emeği geçenleri, Bosna ve Aliya fotoğrafları için www.aliyasempozyumu.org sitesini ziyaret edebilirsiniz...

 

İLGİLİ HABERLER

Bilge Kral'a büyük vefa

Geçtiğimiz aylarda yitirdiğimiz Mısırlı ünlü düşünür ve yazar Abdülvehhab el-Messiri'nin 'Aliya İzzetbegoviç düşüncesine yolculuk' yazısı için tıklayın!

Yazarımız Ahmet Dağ'ın 'Tarihinin Öznesi Ve Tanığı: Bilge-Kral Aliya I' yazısı için tıklayın!

Ücretsiz Aliya ve Bosna film gösterimleri

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş