DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

ABD'nin Pakistan'dan beklentileri

ABD Müşerref'i tüm desteğine rağmen niçin istemedi? Pakistan'nın yeni başkanı ABD'nin hangi istekleri ile yüz yüze?

17.09.2008 05:58:00

Amerika?nın Yeni Pakistan Başkanından Bekledikleri

Halid Abdülhamid*

Pakistan Devlet Başkanı General Pervez Müşerref?in istifası ve Halk Partisi Başkanı Zerdari?nin onun ardından bu koltuğa oturması, Pakistan?ın siyasi hayatında sivillerin hâkim olduğu yeni bir dönemi açtı.

Bu gelişmeler, aralarında meşhur stratejist Anthony Cordsman?ın da bulunduğu birçok Amerikalı analistin, ABD?nin müttefiki olan ve teröre karşı mücadelenin tam merkezinde yer alan Pakistan?da seçilmiş yeni liderle ilişkilerini, ülkede Amerikan çıkarlarını garantiye alacak şekilde geliştirme yönünde araştırmalar yapmaya itti.

Pakistan?ın Müşerref yönetiminin teröre karşı savaş adı altında oynadığı role rağmen, Cordsman, Uluslararası Strateji Araştırmaları Merkezi?nin internet sitesinde yayınlanan ?Müşerref Sonrası Amerikan Güvenlik Çıkarları? adlı makalesinde Müşerref?in ABD?nin güvenilir bir müttefiki olmadığını, Pakistan?da ABD?nin çıkarlarını gereği gibi koruyamadığını, teröre karşı savaşında da başarılı olmadığını söylüyor.

Cordsman?a göre bu çıkarlar, Pakistan?ın etkili olduğu dört temel konuda belirginleşiyor:

?ABD?nin Pakistan ve Afganistan?daki savaşında yani iki ülkedeki teröre karşı savaşta zafer elde etme
?Pakistan?ın el-Kaide ve Taliban için bir sığınağa dönüşmemesi ve bunun Pakistan hükümeti ve silahlı kuvvetler üzerindeki etkisinin azalması.
?Pakistan nükleer güçlerinin garantiye alınması.
?Hindistan?la Pakistan arasında herhangi bir çatışmanın olmaması.

Pakistan?daki siyasi bir bölünmenin ülkedeki nükleer silahların kontrolü konusunu gündeme getirmesi ya da Hindistan?la Pakistan arasında Pakistan?ın iç durumlarını etkileyecek şekilde herhangi bir çatışma ihtimalinin olmaması nedeniyle ABD?nin Pakistan?daki siyasi ve ekonomik gelişmeleri görmezden gelmesi mümkün değil.

Yazara göre Pakistan, Amerika?nın özellikle de terörle mücadele konusundaki isteklerini yerine getirmesi ve ülkedeki Amerikan çıkarlarını gerçekleştirmesi durumunda, hem istikrarlı bir siyasete sahip demokratik bir devlet hem de servet dağılımının adaletli bir şekilde gerçekleştiği ekonomik açıdan istikrarlı bir ülke olabilir.

Başarısız ve Kendisinden Şüphelenilen Müttefik

Anthony Cordsman, Müşerref?in başarısız ve kendisine tam olarak güvenilemeyen bir müttefik olduğunu belirterek, onun bir takım icraatlarının Amerika?nın gerek Afganistan gerekse de Pakistan?ın Veziristan bölgesindeki stratejik çıkarlarına, özellikle de ABD?nin el-Kaide ve Taliban?a karşı mücadelesinde tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Müşerref?in başarısızlıkları Pakistan?ın son dört senede yaşadığı ve özellikle kuzeybatı sınırlarında ve Batı?daki federal bir şekilde idare edilen bölgelerde el-Kaide?nin dönüşümüne bakıldığında açıkça görülüyor.

Müşerref hakkında, onun ABD?nin teröre karşı savaşındaki en büyük müttefiki olması yönündeki iddialara karşın Cordsman, Müşerref?in ABD?nin çıkarlarıyla ilgili olarak, el-Kaide ve Taliban mevzilerine yönelik etkisi son derece sınırlı bir kaç saldırı, mecbur kaldığında birkaç Taliban ve el-Kaide yetkilisinin yakalanması ve Pakistan toprakları içerisinde Amerikan askerlerinin ve BM?ye bağlı ISAF güçlerinin küçük operasyonlar yapmasına tolerans göstermesi dışında hiçbir kararlı eylemlilik içerisinde bulunmadığını söylüyor.

Bu adımların yanı sıra, Müşerref, el-Kaide, Taliban ve onlara bağlı unsurların gösterdiği tehdide karşı kabile bölgelerinde ve Belucistan?da, ekonomik kalkınma ve en temel hizmetlerin verilmesini konularında vermesi gereken mücadelede de başarısız oldu. Müşerref bunların yanı sıra Pakistan İstihbarat güçleri içerisinde, bölgeyi el-Kaide ve Taliban?a sempati gösteren unsurlardan temizlemesi noktasında da zaaf gösterdi.

Bunlara ek olarak Müşerref, sınır bölgesinde bulunan kabile unsurlarıyla Pakistan askerinin bir karışımı olan 65 bin kişilik Pakistan askeri gücünü takviye ve bunların eğitiminin verilmesi konusunda da gerçek bir çaba göstermedi. Aynı şeyi polis güçleri konusunda da yaptı. Müşerref, bu güçlerin Pakistan ordusuna bağlılığını artırmaya çalıştı, yolsuzlukla mücadeleden yüz çevirdi, yanlış yönetim yöntemlerinde reforma gitmedi, tüm bunlara ek olarak Pakistan istihbaratının ülke içerisinde egemen olmasını sağlayamadı, tersine Pakistan?ın kabile bölgelerindeki hâkimiyetinin sürmesini ve Afganistan?daki nüfuzunu artırması yönündeki çabaları destekledi.

Öte yandan, Müşerref, Amerikan askeri yardımlarından önemli bir bölümünü, Pakistan ordusu üzerindeki şahsi hakimiyetini güçlendirmek, F-16?lar, hava radarları, savaş gemileri gibi terörle mücadeleyle ilgisi olmayan silahlar almak yönünde harcadı. Başka bir deyişle Cordsman?ın ifadesine göre, Amerikan yardımlarını Taliban Hareketi ve onun Hikmetyar ve Hakkani gibi liderlerine karşı bir mücadele aracı olarak kullanacağına onu bir rüşvet olarak gördü.

Müşerref?in başarısızlıkları, ABD?nin Afganistan?da Taliban?a karşı 2007 yılında elde ettiği kazanımların kaybolmasına yol açtı. Bu konuda ki tek kanıt Haziran 2008?le Temmuz 2008 tarihleri arasındaki saldırıların geçtiğimiz seneye göre %40 artması değil; aynı zamanda BM?nin haritalarında Afganistan?ın güneydoğu bölgelerinin yarısından fazlasına yardım götürülmesinin imkânsız olması ve yabancıların sadece taşrada değil, Kabil?de dahi saldırılara maruz kalması da bu kanıtı desteklemektedir.

Bundan da kötüsü diyor Cordsman, Taliban hareketinin nüfuzunun artması, hareketin Afganistan ve Pakistan?da gerçekleştirdiği operasyonların giderek güçlenmesi, yabancı gönüllü savaşçılar için bölgenin daha cazip bir yer olması ve onlara yapılan mali bağışların artması anlamına geliyor. Bu da George Bush?un dediği gibi Irak?ın değil, Pakistan?ın bir terör merkezine dönüşmesi demek.

Cordsman?a göre Pakistan sadece sorunun bir parçası olabilir ancak fiyaskonun gerçek sahibi Afganistan hükümetidir ve esas eleştirilmesi gereken NATO?nun Afganistan?daki güçlerin artırılıp artırılmaması konusunda görüş ayrılığına düşmesidir. Cordsman, ABD?nin bu bölgede Pakistan ve Afganistan?a açtığı savaşta mutlaka zafer elde etmesi gerektiğini ifade ederken Pakistan?ın İslami köktenciliğin kalesi haline getirilmesi çabalarının kesin surette engellenmesi gerektiğini söylüyor.

ABD?nin Pakistan Stratejileri

Cordsman, Amerikan güvenliğinin sağlanması ve Pakistan?ın teröre karşı mücadelesinde kendisine yardım edilmesi için tutması gereken bir takım öğütler sıralıyor.

Bu öğütlerin merkezinde, Pakistan?da yeni iktidara gelen güçlerin (Zerdari ve ekibinin) Taliban ve el-Kaide?ye karşı daha güçlü bir şekilde tavır koyabilmesi için bu yeni hükümeti desteklemek ve ABD?nin sunacağı maddi ve lojistik bütün yardımların tamamen teröre karşı mücadelede sahte vaadlerle hareket etmesi için değil; bizatihi iş yapmak için var olduğunu ihsas ettirmek.

Genel olarak bu strateji, birçok faktöre dayanıyor. Bunları sıralamak gerekirse:

1-Pakistan?ı Taliban?a ve el-Kaide?ye karşı ciddiyetle davranmaya itmek:

ABD ve müttefiklerinin Pakistan?ın, Taliban ya da terörist ve köktenci başka gruplarla diyaloğa girmesine şiddetle karşı çıkması gerektiği gibi açıkça, Pakistan hareket geçmediği takdirde, Pakistan sınırlarında bulunan kabile bölgelerine askeri müdahalede bulunacağını söylemeli. Çünkü Pakistan?ın bir taraftan topraklarını Taliban ve el-Kaide unsurlarına açarken diğer taraftan da ABD, NATO ve Afganistan güçlerinin kendi topraklarına operasyon yapmasına bağımsızlık gerekçesiyle karşı çıkması düşünülemez.

Bu çerçevede ABD, elindeki bölgedeki İslami köktenci grupların, en az ABD kadar Pakistan?ın çıkarlarına hayati derecede tehdit teşkil ettiği yönündeki istihbari bilgileri Pakistan?la paylaşmalıdır. Bu, ABD?nin Pakistan hükümeti nezdindeki güvenilirliğini artıracak, Pakistan askeri istihbaratıyla Genel İstihbarat biriminin verdiği bilgiler arasındaki çelişkilerin giderilmesine de yardımcı olacaktır.

2- Pakistan ordusunun yeniden yapılandırılması:

Cordsman?ın bakış açısına göre Pakistan, sınır bölgelerinde teröre karşı daha etkili olabilmesi için ordusunu ve istihbarat aygıtını ama özellikle de sınır bölgesinde bulunan güçleri yenilemeye ve düzenlemeye ihtiyaç duymaktadır. Aynı şekilde ABD?nin de Pakistan?dan, ordusunu yeniden inşa edebilmesi için askeri ve mali desteğini esirgememelidir.

Pakistan?ın bu tür plan ve yardımlara ihtiyacı olduğunu, terörist gruplara karşı gerçekleştirdiği operasyonlarda etkinlik sağlayabilmesi için ABD ve müttefiklerinin de Pakistan hükümetinin bizatihi kendi iradesi ve planlamasıyla bu tür operasyonlar yapmasını sağlamalıdır.

Cordsman, Pakistan ordusunun daha aktif hale getirilmesi noktasında geliştirilmesi gerektiğini söylüyor. Ordunun şu anki omurgası demode bir yapıdır. Bu aynı zamanda kullandığı silah ve malzemeler için de geçerlidir. Aynı şekilde özel birlikler ya da muhafız birlikleri oluşturma konusunda da ordunun restorasyona ve reformasyona ihtiyacı vardır. Bu ise yardımlaşma ve diyalog unsurlarının birlikte bulunmasını gerektirmektedir. ABD bu alanda önemli bir rol oynayabilir. Aynı şekilde Fransa ve İngiltere, Pakistan güçlerinin gereksinim duyduğu malzemeyi sunması ve askerlerinin eğitilerek operasyonların nasıl yapılacağı ya da planlamanın hangi veriler doğrultusunda olacağı konularının tamamen Pakistan ordusuna bırakmak şeklinde bu mücadeleye katkıda bulunabilir.

Bunun yanında ABD, Pakistan hava gücünün kullanılması konusunda yeniden düşünmelidir. Pakistan hava kuvvetlerinin, savaşın idamesi ve saldırılarında daha isabetli atışlar yapabilmesi için ciddi bir eğitime ve yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duymaktadır. Aynı zamanda Pakistan kara kuvvetleri de daha fazla bilgi edinebilmek için gücünü geliştirmeye ve gayr-ı nizami harp için hava hâkimiyetini güçlendirmeye gereksinim duymaktadır.

Pakistan ayrıca sınır bölgelerinde olduğu gibi Belucistan ve diğer bölgelerde insanların kalplerini ve akıllarını kazanmak için (askeri, siyasi ve ekonomik) güçlerini yeniden yapılandırmaya ihtiyaç duymaktadır.

Bu olayın gerçekleşmesi, Pakistan hükümetinin bu bölgeye ilk kez bütün gücüyle ve büyük bir kuvvetle girmesine, kabilelerin yaşadığı bölgelerde yerel değer ve siyasetlere dayanan etkin ve içsel bir güvenlik gücü oluşturulmasına bağlıdır.

Cordsman, bu kararın sadece güvenliğe ilişkin bir takım önlemlerden fazlasını gerektirdiğini, askeri önlemlere, Pakistan hükümetinin kabilelerin yaşadıkları bölgelerde güvenliğin sağlanması ve vatandaşların ihtiyaç duyduğu hizmetleri götürmesinin eklenmesi gerektiğini ifade etmektedir.

3- Pakistan-Afganistan sınırının güvenliğinin korunması

Afganistan?Pakistan sınırının uzunluğu 2430 km?yi bulmaktadır. Bu nedenle güvenliğin dört dörtlük sağlanması imkânsızdır. Bundan dolayı, Pakistan ve Afganistan yönetimlerinin kendi sınırlarının korunması konusunda ortak bir bakış açısı oluşturmak için çalışması gerekmektedir. Öte yandan Pakistan?ın, teröre karşı savaş sözünde ne kadar sadık olduğunun sınanması açısından sınır bölgelerinin güvenliğini sağlaması konusundaki güvencelerini yerine getirmesi istenmelidir.

Şüphesiz Afganistan?la Pakistan arasındaki sınırın güvenliğinin sağlanmasıyla ilgili ortak bakış açısının geliştirilmesi, tarafların karşılaması gereken maliyetleri öyle ya da böyle düşürmekle kalmayacak, Pakistan-Afganistan ilişkilerinin iyileştirilmesi sürecinde güvenin inşasına katkıda bulunacak ve ABD?nin Pakistan?daki yeni hükümete olan güvenini tahkim edecektir.

Cordsman, sınırların güvenliğinin sağlanmasının sadece güvenlikle sınırlı olmadığını, hükümetin hizmet sunması ve ekonomik sorunları halletmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyor. Bundan dolayı ABD, ilk kez Pakistan?ın gerçek bir parçası olabilmesi için Belucistan ve kabilelerin yaşadığı bölgelerde ekonomik yardım programı geliştirmek zorunda.

Bu durum, güvenlik ve istikrarın sağlanması, Pakistan hükümetinin bu programların yönetiminin temiz ve yolsuzluktan uzak yöneticiler tarafından yapılmasının sağlamasına bağlıdır.

4-Pakistan İstihbaratının Temizlenmesi ve Reformu

İç istihbarat, Pakistan istihbaratının gerek kendi içinde bölünme yaşaması gerekse içerisindeki bazı unsurların Taliban ve el-Kaide ile bağlantı içerisinde olması nedeniyle ülkenin yaşadığı sorunların bir parçasını oluşturuyor. Bu çerçevede Cordsman?a göre, yeni Pakistan hükümetinin Taliban ve el-Kaide ile mücadelesinde, istihbarat birimi içerisinde bu örgütlerle bağlantılı ve onlara sempati duyan unsurları önce tespit edip sonra temizlemeden bu işler olmaz.

Pakistan hükümetinin bunları yerine getirmesi durumunda ABD?nin Pakistan?ın istihbarat, askeri ve teknolojik gücünü geliştirme konusunda gayret sarfetmelidir. Bunları yaparken ABD, Pakistan iç istihbaratının, Taliban?la ilişki noktasında gerçek doğasının ortaya çıkması ile ilgili tereddüt yaşamamalıdır. Aksine, Pakistan?ın Taliban ve el-Kaide hareketinin peşini bırakmaması, bu örgütlere karşı mücadelesini en alt ve orta düzeydeki kadrolarında dahi sürdürmesi, bu konuda en küçük bir ihmal içerisinde olmaması gerektiğini sürekli vurgulamalıdır.

5- Sakin Diplomasi

Tarafların çeşitli hatalar işlemesi nedeniyle ABD ile Pakistan arasındaki ilişkiler uzun bir süre karışıklık içerisinde oldu. Ancak Pakistan?ın içerisinden geçmekte olduğu mevcut durum, ABD?nin Pakistan demokrasisini desteklemeyi sürdürmesini, güvenlik alanında gerçek sonucun elde edilebilmesi yıllarca beklemek anlamına da gelse ABD?den sabır ve sakin diplomatik girişimler içerisinde olmasını talep etmektedir.

Cordsman, kendisinin tavsiye ettiği stratejik çizginin Pakistan?la ilişkilerin gerilmesine yol açacak ciddi tehlikeler de içerebileceğini teslim etmekle birlikte bu öğütlerin uygulamasının Amerikalı bir çalışma ekibinin düzeltmesine ve şekillendirilmesine ihtiyaç duyduğunu, ayrıca bu stratejilerin NATO?daki müttefiklerle istişare ederek kararlaştırılması gerektiğini vurguluyor.

Cordsman, ayrıca Pakistan?ın yeni Başkanı?nın, Müşerref döneminde var olan ?yanılgı havası?na tolerasyon göstermesinin ya da Pakistan?ın başarısızlığının, bunun ABD?nin çıkarları ve ABD-Pakistan ilişkileri üzerinde yaratacağı olumsuz etkiye dikkat çekiyor.


*Mısırlı gazeteci - Yazar.


Bu makale İslam Özkan tarafından TİMETURK için tercüme edilmiştir.


Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş