DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

17,2462 ₺

EURO

17,6049 ₺

ALTIN

964,32 ₺

BİST

2.419,26 ₺

İstanbul?un ?bilgi? santralini gördünüz mü?

Bir yanıyla o eski, gizemli, siyah-beyaz bilimkurgu filmlerinin setlerini andırıyor; birden bire bir köşeden Frankenstein çıkıverecek sanki...

25.08.2008 10:01:00
İstanbul?un ?bilgi? santrali, santralistanbul

Bir yanıyla o eski, gizemli, siyah-beyaz bilimkurgu filmlerinin setlerini andırıyor; birden bire bir köşeden Frankenstein çıkıverecek sanki. Diğer yanıysa dört kata yayılan sergi salonları, özel tasarımların yanı sıra envai çeşit hediyelik eşyanın satıldığı müze dükkânıyla çağdaş ve keyif veren bir kültür merkezi.

İstanbul Bilgi Üniversitesi?nin Eyüp?teki kampüsünde yürüyoruz. Kocaman, geniş bir bahçe burası? Hava rüzgârlı ve soğuk? Sağımızdaki So Cafe?nin yanından geçerek ilerlediğimiz istikamet, eskiden bir elektrik santrali olan santralistanbul. İlerledikçe, sol yanımızdan karşımıza büyük bir açık alan ile yüksek ve geniş bir duvar çıkıyor önce. Duvarın köşesinden kurtulduğumuzda görüş alanımıza içinden çıktığı binanın boyunu aşan, demirden kocaman kahverengi bir baca giriyor. Bacanın solunda ise sıra sıra, yerden epeyce yüksekte, üstü yarım daire biçimli geniş pencereler?

İnsanın aklına bir zamanların Sovyet Rusya?sı geliyor; büyük, endüstriyel, buna rağmen sessiz ve tuhaf bir şekilde samimi. David Lynch?in Eraserhead?ini izleyenler, tarif etmeye çalıştığım atmosferi hemen anlayacaklardır. Ama karamsarlığa kapılmayın sakın, burası daha aydınlık, sakin ve içerisi çok ama çok daha eğlenceli.

Silahtarağa Elektrik Santrali


Burası Osmanlı Devleti?nden yadigâr, kömürle çalışan eski bir termik santral aslında. Çalıştığı yıllarda adı ?Silahtarağa Elektrik Santrali? imiş. Macar Ganz şirketince kazanılan ihaleyle 1910 yılında, Kağıthane ve Alibeyköy derelerinin ağzında inşasına başlanmış ve hizmete girdiği 1914 yılından 1952?ye kadar bütün İstanbul?un elektrik ihtiyacını tek başına karşılamış. İlk olarak 1914?te tramvaylara ve kentin Avrupa yakasına enerji vermeye, 1926 yılında Arnavutköy ve Vaniköy arasına, deniz altından çekilen kablo sayesinde ise Anadolu yakasını aydınlatmaya başlamış. Üretim kapasitesi 1956?dan itibaren düşmeye başlasa da 1983?te kapatılana kadar İstanbul?a hizmet vermeye devam etmiş.

santralistanbul

1983?te kapatıldıktan sonra 2004 yılına kadar atıl kalmış Silahtarağa. 2004?te, 118 bin m² alana kurulmuş olan santral, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından İstanbul Bilgi Üniversitesi?ne tahsis edilmiş. Üniversite de yapıldığı dönemin teknolojisinin en iyi örneklerini içeren bu tesisi aslına uygun olarak dönüştürmeye başlamış ve dönüştürme çalışmalarını Eylül 2007?de tamamlayarak bu kültür ve eğitim merkezini santralistanbul adıyla hizmete açmış.

santralistanbul nasıl bir yer?

santralistanbul çok yönlü bir merkez. Kapısından girince sağ tarafta Enerji Müzesi?ni, sol taraftaysa dört kata yayılmış sergi salonlarından oluşan Çağdaş Sanatlar Merkezi?ni göreceksiniz. Silahtarağa Elektrik Santrali?nin faaliyetinin son bulmasının ardından yıkılan iki kazan yapısının yerine eski binaların formu korunarak projelendirilen yaklaşık 7 bin metrekarelik yapı, en son İlhan Koman?dan Abidin Dino?ya, Bedri Rahmi Eyüboğlu?ndan Fikret Muallâ Saygı?ya varana kadar onlarca sanatçının eserlerinin sergilendiği ?Modern ve Ötesi? sergisine ev sahipliği yapmış.

santralistanbul?un kültür-sanat etkinlikleriyle ilgili yayınlar ve ürünlerin yanı sıra tasarımcılar tarafından özel olarak hazırlanan çeşitli hediyelik eşyanın satışa sunulduğu santraldükkan da bu merkezin giriş katında bulunuyor.

santralistanbul?un İstanbul?u farklı kültür ve geleneklerin, yaratıcı düşünce ve çalışmaların toplandığı bir platforma dönüştürmeyi amaçlayan bir de ?uluslararası rezidans programı? var. Bu amaçla, Silahtarağa Elektrik Santrali?nin lojmanları, dünyanın önde gelen sanatçı, mimar, tasarımcı, düşünür ve bilim adamlarının üç ile altı ay arasında değişen sürelerle ağırlanacağı konutlara dönüştürülmüş.

Bütün bunların yanı sıra burası bir üniversite kampüsü aynı zamanda. İstanbul Bilgi Üniversitesi?nin Fen-Edebiyat ve İletişim Fakülteleri bünyesindeki bölümler ve ilgili yüksek lisans programları eğitime, 2007-2008 akademik yılından itibaren santralistanbul?da devam ediyor.

Enerji Müzesi

Enerji Müzesi, santralistanbul?un en ilginç ve görülmeye değer bölümü belki de. 20. yüzyılın başlarında sanayileşmeye başlayan Avrupa?nın endüstriyel etkilerini görebileceğiniz bu benzersiz müze, temel olarak iki bölümden oluşuyor. Bu bölümlerse şunlar:

Sergi ve Enerji Oyun Alanı

İlk bölüm, müzeye girdiğinizde karşınıza çıkan süreli sergi ve enerji oyun alanı. Bu oyun alanında ziyaretçilerin kendi elektrik enerjilerini üretebileceği, pil olabileceği, manyetik heykeller yapabileceği, binlerce volta dokunabileceği toplam yirmi iki tane bilimsel ?oyun? var.

Müzeye girdiğimizde bizi karşılayan ilk şey, müzenin bilinçli olarak düzenlenmiş loş karanlığında parıldayan, içinde mavi elektrik dallarının dolaştığı kocaman bir plazma küresi oldu. Üzerine elinizi koyduğunuzda ortasındaki elektrottan elinize doğru bir ark akar ya, işte ondan. Plazma küresiyle oynamaya doyunca başımızı kaldırıp etrafa baktığımızda farkına varıyoruz ki burası erkek çocukları için adeta bir cennet. Erkek çocukları dedim ama yanlış anlamayın; yoksa elektrikle ilgili deneyleri, karanlık köşeleri, o eski, fantastik korku filmlerini çağrıştıran mekânları seven kız çocukları için de bulunmaz bir müze.

Dr. Frankenstein? Burada mısınız?

Öyle eğlenceli ve ilginç elektrik gösterileri var ki içeride insan kendini alamıyor. Her oyun, kendisine ait bir stand olarak düzenlenmiş ve isteyen, standdaki düğmelere basarak, kolları, pedalları çevirerek oyunu oynayabiliyor, deney yapabiliyor. Düğmesine basınca elektrotlar arasında ark akışını izleyebileceğiniz bir deney, bisiklet gibi oturup pedallarını çevirerek kendi elektriğinizi üretebildiğiniz ve bu elektrikle bir ampul yakabileceğiniz, küçük bir televizyon, bir mikser, bir matkap, bir fön makinesi çalıştırabileceğiniz başka bir oyun, içinde hızla dönen disk sayesinde size ve yerçekimine karşı koyarak kendi başına hareket eden bir bavul ve daha bir sürü eğlenceli stand var. Biz oradayken bir öğrenci grubu, o oyun senin bu deney benim heyecanla standlar arasında koşuşturuyordu mesela.

Bazı standları çalıştırmak için görevlilerden yardım istemek gerekiyor. Görevli deyince aklınıza yüzünden düşen bin parça, asık suratlı insanlar gelmesin; santralistanbul?un görevlileri son derece güler yüzlü ve size yardıma hazır, gencecik insanlar.

Aynı katta, okul çağındaki çocukların katılımıyla eğlenceli ve bilimsel çalışmaların yapıldığı Atölye Odası?nı, şehre elektrik dağıtımının yapılmasını sağlayan tüm anahtar ve kabloların bulunduğu Bara Dairesi?nin korunarak dönüştürülmesiyle bilim ve sanatın kaynaştırılacağı atölye çalışmalarının yapılacağı Atölye No: 4?ü ve bilimsel, teknolojik temalarla sanatın kesiştiği filmlerin gösterildiği, seminerlerin düzenlendiği Sinema ve Seminer Salonu?nu bulabilirsiniz.

Erken 20. yüzyıl teknolojisinin boy gösterisi

Enerji Müzesi?nin ikinci katına gelince? Burası 20. yüzyılın ilk dönemlerindeki teknolojiyle donanmış elektrik santrallerine alışkın insanlar için sıradan bir yer olabilir. Böyle bir mekânı bizim gibi ilk defa görenler içinse kelimenin tam anlamıyla muhteşem bir yer.

Artık pek karşımıza çıkmayan, ancak yetmiş, seksen yıllık binalarda görebildiğimiz eski tip demir korkulukların çevrelediği, Siemens, Brown Boveri, AEG ve Thomson-Houston markalı kocaman dört adet jeneratör, her birinin kendine ait buhar türbini, insanı gördüğü anda kendisine hayran bırakıyor. Buhar türbinlerinin vanaları, boruları, kontrol panelleri, yuvarlak, camlı, kocaman, ibreli göstergeleri? Duvarları, tavanı destekleyen çelik konstrüksiyon kirişler, belki on-on beş metre yükseklikteki çatısında bir zamanlar çalışmış olan vinçler, vinçlerden sarkan kancalar?

Karşınızda kontrol odası

Türbinlerin, göstergelerin arasında hayran hayran yürürken, yukarıdaki camekânlı geniş kat dikkatimizi çekiyor. Hemen merdivenlerine yönelip yukarı çıkmamızla ağzımızın hayretle bir karış açık kalması bir oluyor. Burası santralin kontrol odası. Aşağıdaki santralde üretilen elektriğin İstanbul?a dağıtıldığı, dağıtımın denetlendiği oda. Göze ilk takılan, bu kocaman odanın ortasında yarım daire şeklinde duran, semtlere verilen elektriğin denetlendiği büyük kontrol masası. Hemen odanın ön kısmında uzunlamasına duran diğer kontrol masasıysa adeta bir uzay üssünün yörüngeye ?peyk? oturtmakta kullanılan kontrol masası gibi. Üzeri düğmeler, şalterler, kollar, ibreli analog göstergelerle dolu.

Yaklaşık yetmiş yıl boyunca, mühendisler, teknisyenler İstanbul?a can veren elektriği bu masalardan, bu düğmelere basarak, bu şalterleri çevirerek yönetmiş. Osmanlı Devleti ve İstanbul?un endüstriyel geçmişinin ilk örneklerinden birisi olan bu tesis mutlaka görülmeli, mutlaka gezilmeli.

Hatta pazartesi hariç her gün, 10.00?22.00 saatleri arasında açık olan ve giriş ücretinin alınmadığı Enerji Müzesi?ne sabah erkenden gelmeli, o eğlenceli deneyler denenmeli, müzenin içine yerleştirilmiş dokunmatik bilgi ekranları hatmedilmeli, fotoğraflar çekilmeli. Öğlen So Cafe?de karnınızı doyurduktan sonra kampüsün geniş bahçesindeki banklardan birinde oturup dostlarınızla, arkadaşlarınızla neşeli sohbetler etmeli. Bunun arkasından tekrar santralistanbul?a girilmeli ve bu sefer sola dönerek, girişi Enerji Müzesi gibi ücretsiz olan Çağdaş Sanatlar Merkezi?ne gidilmeli. Dört kata yayılmış onlarca salondan oluşan sergi alanları tek tek gezilmeli, modern ve klasik tüm sanat eserlerine hayran olunmalı. Akşam olduğunda yorgun ama bilime ve sanata doymuş olarak santralistanbul?un kapısından çıkmalı.

Bunların hepsini yapmalı, çünkü santralistanbul bunların hepsine değer?

Adres: Eski Silahtarağa Elektrik Santrali, Silahtar Mah. Kazım Karabekir Cad. No: 1, Eyüp
Tel: +90 212 444 04 28

Kaynak:F. Zafer Güven/ In İstanbul 6. sayı


Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş