SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAOTOMOTİVDÜNYAGÜNDEMPOLİTİKAEKONOMİÇEVİRİGEZİSPORSAĞLIKTEKNOLOJİKÜLTÜRYAŞAMFOTOVİDEOEN
Abdülkerim Suruş: Ali Şeriati öldürülmedi
15.7.2008 09:16:

Abdülkerim Suruş: Ali Şeriati öldürülmedi

İranlı ünlü düşünür Abdülkerim Suruş, son asırda görüşleriyle İslam dünyasını etkileyen büyük düşünür Ali Şeriati?yi anlattı. Suruş, Şeriati?nin öldürülmediğini ileri sürdü.

 

Ayhan Yıldırım / TİMETURK

Gelenek, modernite ve İslam düşüncesi üzerindeki yazıları ile tanınana İranlı ünlü düşünür Abdülkerim Suruş, Ali Şeriati?yi anlattı. Suruş, İslam dünyasındaki aydınlar üzerinde büyük etki uyandıran Ali Şeriati?nin şehid edilmediğini iddia etti. Suruş?un, Ali Şeriati?yi anlatan röportajını TİMETURK okuyucuları için tercüme ettik:  

Reza Khojasteh Rahimi- Siz Dr. Ali Şeriati?nin ölümünden sonra onun ikamet ettiği yere giden ilk kişilerdensiniz, daha toprağa verilmeden önce cansız bedenini gördünüz. Ama o günün ertesinde Dr. Şeriati ile görüşmeyi kararlaştırmıştınız, fakat onun ölümü buna mani oldu. Bize onunla kararlaştırmış olduğunuz görüşmenin öncesini anlatabilir misiniz?

Dr. Abdulkerim Suruş- Dr. Ali Şeriati İran?dan Fransa?ya gitmek için ayrılmıştı. Fakat İngiltere?ye yapacağı yolculuğu henüz kimseye açıklamamıştı. Ama bizim kulağımıza erişmişti. Bir müddet sonra, o sıralar Londra?da ikamet etmekte olan merhum Şeriati?nin yakın arkadaşlarından Minaçi beyden Dr. Şeriati?nin İngiltere?ye geldiği ve dostlardan birinin evine gittiği haberini aldık. Bunun üzerine Minaçi bey ve diğer bir arkadaşla beraber Dr. Şeriati ile görüşme programı yaptık. Bu görüşmedeki temel amacım sadece doktorla başlangıç görüşmesi yapmak ve onunla tanışmaktı. Aklımda da bu ilk karşılaşma ve tanışma faslından sonra görüşmelerimizin sıklaşması düşüncesi vardı. O dönemin bir takım meselelerini ve inkılâp sorunlarını Dr. Şeriati ile bahis konusu ederek doktordan istifade etmek istemiştik. Ama üzülerek söyleyeyim ki bu görüşme kıyamete kaldı, ecel bu fırsatı bize vermedi.

Siz daha önce Dr. Ali Şeriati ile hiç görüşmemiş, onu yakından tanıma fırsatı bulmamış mıydınız? 

Doktorla yakın tanışıklığımız yoktu. Dr. Şeriati?nin de beni şahsen veya ismen tanıdığını sanmıyorum. Onun konferanslarını dinleyen, kitaplarını okuyan biriydim. İran?da olduğum zamanlarda Hüseyniye-i İrşad?a gidiyordum. Hülasa hiçbir özel oturumda Dr. Şeriati ile bir araya gelmedim, böyle bir fırsatım olmadı. Bu bende onu görme arzusunu alevlendiriyordu, bu yüzden onun İngiltere?ye gelmesini, kendisiyle oturup konuşmak, sohbet etmek için iyi bir fırsat olarak düşünmüştüm. İngiltere?de Müslüman ve gayrimüslim öğrenciler tarafından yaygın bir biçimde oturumlar düzenleniyordu ve bu oturumlarda Ali Şeriati?nin kitapları okunuyordu. Kitapları ders kitapları gibi algılanıyordu. Ben de o oturumlara katılıyordum. Ebette o dönem Şeriati?nin görüşleri çok kabul görüyorsa da görüşlerinde ve eserlerinde birçok müspet noktalar varsa da benim o görüşlere karşı eleştirel bir bakışım da vardı. Onunla görüşme arzumun bu kadar yüksek olmasının sebebi de bunlardı zaten. Fakat dediğim gibi o görüşme kıyamete kaldı.

Dr. Şeriati?ye yönelttiğiniz eleştirel bakışınızın temelinde ne vardı? O dönem Hüccetiye Encümeni?ne ve Halebi beyin şahsına karşı duymuş olduğunuz yakınlık ve temayülün bu eleştirel bakışınız üzerinde herhangi bir etkisi yok muydu? O zamanki eleştirinizin temelinde gelenekçi bir bakış açınızın olmasına bağlanamaz mı? Hatta Şehid Ayetullah Mutahhari Bey gibi siz de Şeriati?nin bakışını dini, akidevi yönden, yani dini geleneğe dayanarak eleştirmiş olabilir misiniz?   

Bu sorunuza cevap verebilmem için takriben 30 yıl öncesinden konuşmam gerek. Ben o zamanlar merhum Mutahhari?nin Ali Şeriati hakkındaki eleştirileri hakkında herhangi bir malumata sahip değildim. Mutahhari?nin eleştirileri olarak yayınlanan mektuplar da zaten inkılâptan sonra ortaya çıktı, o zamanlar biz böyle bir şey görmemiştik. Hüccetiye?den de yıllardır ayrıydım. Ali Şeriati?nin eserlerinde de Hüccetiye bakış açısı tarafından eleştirilecek bir şey göremiyordum veya en azından benim böyle bir eleştirim yoktu.

 

Peki, o zaman sizin eleştiriniz neye dayanıyordu?

Benim o zamanlar İngiltere?de kafam İslam Felsefesi ve Batı Felsefesi meseleleri ile doluydu. Bir taraftan İran?da İslam felsefesi üzerinde okumalarım olmuştu, gücüm nispetinde İbn-i Sina?nın ve Sadreddin Şirazi?nin görüşleriyle tanışmıştım. Diğer taraftan da İngiltere?de Analitik felsefe ve Bilim felsefesi ile uğraşıyordum. Ali Şeriati?nin eserlerinde herhangi bir zaaf görmüşsem bunu bu uğraşlarım çerçevesinde edinmiştim veya görmüştüm. İslam felsefesi ve analitik felsefe açısından Ali Şeriati?nin çoğu zaman yaptığı genellemelerin doğru olmadığını ve felsefi olarak herhangi bir savunmasının olamayacağına inanıyordum. Ben bu eleştirilerimi dönemin 'Halkın Mücahitleri'?nin bakışlarına da getiriyordum. O günün 'Halkın Mücahitleri' ile bugünün 'Halkın Mücahitleri' asla kıyaslanamaz. O günün Halkın Mücahitleri etraflarına sanki misk kokusu saçıyorlardı, dindarlar, Müslümanlar ve gayrimüslimler arasında sevenleri çoktu. Mücadeleci saygın bir grup olarak görülüyorlardı. Hatta bazı Mücahidin-i Halk taraftarları Ali Şeriati?nin onlara karşı çok iyi bir nazarla baktığını, tarzlarını beğendiğini, bazı konferanslarını da Mücahitlerin bazı üyelerinin şehadeti için düzenlediğini ve onlardan sitayişle bahsettiğine inanıyorlardı. İngiltere?deki Öğrenci Komitelerinin ve Avrupa öğrenci birliklerinin oturumlarında Mücahitlerin düşünceleri bahis konusu edilir ve tartışılırdı ben de onların ?idrak? konusundaki düşünceleri üzerine eleştirel bir bakışa sahiptim. İran?da yayınlanan ?diyalektik tezat? adlı kitabım İngiltere?de verdiğim konferansların bir kaçının metinlerinden oluşuyordu. Bu kitaplarımda doğrudan Halkın Mücahitlerini, dolaylı olarak da Ali Şeriati?nin düşüncelerini eleştiriyordum.

Çünkü Ali Şeriati de sosyal ve tarihi hadiselerin yorumlanmasında diyalektik tezadın uygulanmasına inanıyordu, eserlerinde de bu noktayı açıkça dile getiriyordu. Siz benim o kitabıma müracaat ettiğinizde diyalektik tezat konusunda merhum Mutahhari?nin gittiği yoldan gitmediğimi göreceksiniz. Benim yaklaşımım tamamen farklıdır ve bilim felsefesinden, epistemolojiden yeni bir tahlil çıkardığımı görürsünüz.

Ali Şeriati?ye getirdiğiniz eleştiri bu esasa mı dayanıyordu?

Benim Ali Şeriati?ye yönelttiğim eleştirilerin iki yönü vardır. Biri felsefi bakış, diğeri ise tefsire dayanan bir bakıştır. Ben Ali Şeriati?nin eserlerine baktığımda Kur?an?a, Nehcül Belağa?ya ve diğer İslam mütefekkirlerinin düşüncelerine çok az dayandığını görüyordum. Bunu onun çalışmalarının zayıf noktası ve eksikliği olarak telakki ediyordum. Onun çalışmaları Mühendis Mehdi Bazergan?ın tarzının tam zıddını oluşturuyordu. Çünkü Merhum Mühendis Mehdi Bazergan düşüncelerini büyük ölçüde Kur?an-ı Kerim?e dayandırıyordu. Ben bugün Ali Şeriati?nin o günkü çalışmalarının İnkılâpçı bir İslam?ın teşkiline dayandığını söyleyebilirim, ama o gün benim böyle bir tespitim yoktu. O gün gördüğüm şey Kur?an ve diğer mukaddes kitapların onun düşünceleri ve eserleri üzerinde çok az etkili olduğuydu. İkincisi felsefi açıdan onun delileri sağlam değildi, bilakis çok zayıftı. Üçüncüsü onun eserlerinde tercih unsurunun çok baskın olduğunu görüyordum, yıkıcı bir tercih.

Hangi anlamda, açıklayabilir misiniz?

Merhum Şeriati, İslam tarihinden ve İslam düşüncesinden kendisinin amacı olan İslam?ı inkılâpçı bir görüntüye sokmak hedefiyle örtüşen unsurları çekip çıkarıyordu. Ben bu hususu o günlerde müphem bir şekilde tespit ederken bu günlerde sarahatle görmekteyim.

 

RÖPORTAJIN DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

ALİ ŞERİATİ VE DEVRİMCİ İSLAM

MOLLALAR, ŞERİATİ?YE KARŞI MIYDI?

PUT KIRICILIK HER ZAMAN BİR VAZİFEDİR

ŞERİATİ SARTRE?DEN ETKİLENMİŞTİ

LİBERALİZM İLE SOSYALİZM ARASINDA FARK YOK

 

 



    YORUM YAZ

YORUMLAR

Foto Galeriler Videolar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR