DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Hüzün şairi Ahmet Haşim anıldı.

Ahmet Haşim, vefatının 75. yılında İstanbul?da anıldı.

04.06.2008 15:47:00

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü?nce düzenlenip Kültür A.Ş tarafından organize edilen ?Havz-ı Hayâlin Sularında Bir Ömür: Vefatının 75. Yılında Ahmet Haşim? etkinliği 31 Mayıs 2008 Cumartesi günü Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi?nde gerçekleştirildi. Prof. Dr. Abdullah Uçman?ın oturum başkanlığını yaptığı açık oturuma Hilmi Yavuz, Ali Günvar ve Cem Yavuz konuşmacı olarak katılırken, fuayede de ünlü yazarın kitapları ve fotoğraflarından oluşan bir sergi açıldı.

Oturum başkanı Abdullah Uçman, II. Meşrutiyet?in ilanından sonra edebiyatın politize olduğu bir ortama tepki mahiyetinde ortaya çıkan Fecr-i Âti topluluğu içinde kısa süre yer alan Ahmet Haşim?in bunun haricinde hiçbir edebi akıma katılmayıp farklı bir insani ve edebi kimliğe sahip bulunduğunu söyledi. Haşim?in saf şiiri resullerin sözüne benzettiğini, şairi insanüstü bir konuma çıkarttığını belirten Uçman; modern şiirimizin soy kütüğünün Ahmet Haşim?le başladığını, bu kendine özgü silsilenin Asaf Halet Çelebi, Behçet Necatigil ve Hilmi Yavuz ile devam ettiğini söyledi. Abdullah Uçman daha sonra sözü ?Akşam Şiirleri? kitabıyla Ahmet Haşim?e gönderme yapan şair Hilmi Yavuz?a verdi.

19. Yüzyıl?dan itibaren Batılılaşma, Garplılaşma, Avrupalılaşma, Asrileşme gibi çeşitli tanımlamalarla adlandırılan Modernleşme sürecinin entelektüel zihin tarihimizin önemli bir dönemini oluşturduğunu, günümüz şairlerinin bu dönemin idraki içinde bulunmaları gerektiğini belirterek sözlerine başlayan Hilmi Yavuz; modernleşme süreci içinde Osmanlı-Türk toplumunun kendisini inşa eden özünü de tamamıyla bir kenara atmadığını söyledi. Hilmi Yavuz, Modernleşme sürecinde Ahmet Haşim ve Yahya Kemal?le birlikte hem Doğulu hem Batılı, hem geleneksel hem de modern çizginin Türk Şiiri?ne damgasını vurduğunu belirttikten sonra Haşim?in sahih bir şair ve Yahya Kemal?den önce ilk ?modern şairimiz? olduğunun altını çizdi. 1921 yılında Dergah mecmuasında yayınlanan ?Bir Günün Sonunda Arzu? şiiri dolayısıyla ?kapalılık? ve ?anlaşılmazlık? gibi ağır eleştirilere maruz kalan Ahmet Haşim, bu eleştirilere cevaben yine aynı dergide ?Şiirde Mana ve Vûzuh? başlıklı bir metin kaleme almıştır. Bu metin, Hilmi Yavuz?a göre Türk şiirinin ilk modern manifestosudur.

Şair Ali Günvar da konuşmasında Batı dillerinin yapısına dair tespitlerle başladığı konuşmasında, bu dillerin Doğu?daki diller kadar dinamik bir alegoriye sahip olmadığını, bilhassa sanat ve edebiyatta bu eksikliğin bir bıkkınlık yarattığını belirtti. Fakat 19. yy?da özellikle Fransız şiirinde bir canlanma yaşandığını, bu canlılığın Ahmet Haşim tarafından Doğu?nun zengin kelime ve sembol hazinesiyle birleştirilerek sembolist ve izlenimci bir dil ortaya konduğunu söyledi. Günvar?a göre Ahmet Haşim kendi dil imgesini yarattığı gibi kendi ses imgesini de ortaya koymuştur. Şiirimizin Yahya Kemal?le birlikte en önemli iki figüründen birisi olan Haşim?in şiirde gerçekleştirdiği dönüşüm ve değişim bugünün şairlerine çok önemli yollar açmıştır.

?Nerval?den Haşim?e Melankoli? konulu konuşmasına Haşim?in ?Durgun suya baktım ve dedim: Ah ölebilsem, mademki yok ağlayacak mevtime kimsem!? dizeleriyle başlayan Cem Yavuz, salondaki yoğun ilgiyi görünce bu iki dizeden yansıyan yeis, umutsuzluk ve melankolinin kendi adına boşa çıktığını söyledi. Modern Türk şiirinin kökünün, diğer konuşmacılarında belirttiği gibi, Haşim?de bulunacağını söyleyen Cem Yavuz, modern Fransız şiirinin başlangıcını Nerval?de bulacağımızı söyleyerek, şairin ?El Destichado? şiiriyle Haşim?in ?Hazan? şiiri arasındaki benzerliklere dikkat çekti. Bu iki şiirdeki ortak noktanın melankoli duygusu (Ahmet Haşim şiirinde melal) olduğunu belirten Cem Yavuz, bu duygunun her iki şairini de erken yaşta yitirdikleri ?anne eksikliği?nden kaynaklandığını vurguladı.

Programın kapanış konuşmasını yapan Abdullah Uçman, Ahmet Haşim?in nesir yanının da çok güçlü olduğunu, özellikle İnci Enginün ve Zeynep Kerman?ın Ahmet Haşim?in nesir eserlerini (?Bize Göre?, ?Gurabâhâne-ı Laklakan?, ?Frankfut Seyahatnamesi?) incelediklerinde, nesir eserlerinde görülenin aksine ?açık? ve daha ?sade? bir üslupla karşılaştıklarını dile getirdi. Özellikle ?Faust?un Mürekkep Lekeleri?, ?Sincaplar?, ?Leylek?, ?Ay?, ?Esnemek? gibi metinlerin Türk edebiyatındaki en güzel nazım örneklerinden olduğunu söyleyen Uçman, Ahmet Haşim?in düz yazılarında belli bir ironiye, yer yer müstehzi ifadelere yer verdiğinden ve üslubunun çarpıcı, darbe etkisi yarattığından sözetti.

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş