DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Fetih Gününde Fetih Kitaplığınız

Fethin anıldığı bugün İstanbul'un fethinin anlamını kavramak için sizin için seçtiğimiz Fetih kitaplığı...

29.05.2008 12:06:00
 
Bülent Şahin Erdeğer/ TIMETURK
 
29 Mayıs 1453'te, şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konstantinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın komutanlığında fethedildi. Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmış, tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu böylelikle sona ermişti. Bugün Fethin 555. yıldönümünde süper güç olmanın adaletle çelişmeyeceğini çağlar ötesine ders olarak veren Fatih'i ve askerlerini anıyoruz.

İstanbul?un fethi tarihe damgasını vuran dönüm noktalarından biri. Fetih tecrübesini ve birikimini anlamak için ortaya konmuş geniş bir Fetih literatüre oluşmuş durumda. Fetih?i daha iyi anlamak ve çözümlemek için sizlere bu geniş literatürden bir seçki sunuyoruz:

1- Fatih'in stratejik dehasının çözümlemesi:

'İstanbul'un Fethi'


Feridun Dirimtekin
Gelenek Yayıncılık


İstanbul'un Osmanlılar tarafından fethinin pek çok tarihçinin ortak görüşüyle dünya tarihindeki en önemli kırılma noktalarından biri olarak kabul edilmesi elbette tesadüf değildir. İstanbul'un fethi yüzyıllardır süren İslam dünyası ile hıristiyan batı dünyası arasındaki mücadelenin sonundaki kutsal zaferin en keskin göstergesidir. Sonuçları açısından bütün dünyayı ve İslam alemini değiştiren fethin ne kadar büyük bir dehanın ürünü olduğunu anlatan bu eser, her devirde bir dünya başkenti olan İstanbul'un ve fetihin tarihine önemli ayrıntılarla ışık tutuyor.

2- Fetih'te 'Ayasofya' imgesinin analizi:

'Kostantiniye ve Ayasofya Efsaneleri'

Stefanos Yerasimos/ İletişim Yayınevi

Türkler 'Konstantiniye'yi 1453'te fethettiler ve şehrin kuruluşuna ve o vakte kadar sembolik merkezi kabul edilen Ayasofya'ya ilişkin bir efsane geliştirdiler. Bu efsane, Bizans, Arap, hatta Helen yazılı metinlerindeki temalardan örülüydü. Araştırma literatürünün yıllardır tanıdığımız isimlerinden Stefanos Yerasimos, bu efsanenin imparatorluk tartışması ve ideolojisi ile ilişkisini araştırıyor. Osmanlı padişahları, Bizans başşehrinin temel sembolü Ayasofya'yı yeniden değerlendirerek, hatta anlamlandırarak, Bizans imparatorlarının projelerini sürdürme zorunluluğunu mu hissetmişlerdi? Yoksa lanetli şehir Konstantiniye ebediyen yok mu edilmeliydi?

Stefanos Yerasimos, efsanenin oluşumunu ve gelişme aşamalarını inceleyerek, metinleri tahlil ederek ve tarihi bağlamla çelişkilerini araştırarak, bu efsaneyi yeniden ayakları üstüne oturtuyor. Yazar aynı zamanda, çeşitli Osmanlı yapılarının mimari özellikleri ile görünümlerinin ancak bir imparatorluk projesi ile ilişkili olarak anlaşılabileceğini ileri sürüyor. 'Ayasofya'nın aşılması', Osmanlılar üzerinde, bir dizi mimari çalışma sırasında hep etkisini göstermiş bir güdü, Stefanos Yerasimos'un başarılı araştırması, bu 'sembolik boyut'u da yerli yerine oturtmamızı sağlıyor.

3-  Duygusal bir Fetih romanı:

'1453: 3 Nisan'dan 29 Mayıs'a Fetih Günlüğü'

Meryem Aybike Sinan
Nesil Yayınları


Tarihin en büyük ve en görkemli kuşatmalarından birini günü gününe ele alan, fetih hazırlıklarını anbean tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seren dev bir eser?
Bir yanda fethin kumandanları Fatih Sultan Mehmet?ten Zağanos Paşa?ya, manevi mimarları Akşemsettin?den Molla Gürani?ye ve nice isimsiz kahramanlarına kadar tarihi değiştiren kutlu ordunun neferleri?
Diğer yanda İmparator Konstantin, Bizans ordusu kumandanı Jüstinyani, Venedikliler, kilise çanlarının umutsuz çığlıklarına sığınan bir halk ve Roma defterini kapatmak üzere olan bir şehir?

Çağlar değiştiren Fatih?in ideallerinin, hedeflerinin, fethin gecikmesi karşısında duyduğu öfke ve sabırsızlığının, akın akın şehadete koşan erlerini kaybetmenin verdiği hüznün, tüm bu hengâmede eşi Sittin Hatun?la mektuplara dökülen coşkulu duygularının romanı?
Tarih yazmak, o kutlu müjdeye nail olabilmek için yola çıkan bir milletin yürüyüşü?

4- Fatih ve Fetih'e dair eleştirel bir bakış:

'Fatih ve Fetih Mitler ve Gerçekler'

Erdoğan Aydın/ Kırmızı Yayınları

Tarihin keyfi yazımında dünyanın en uç örneklerinden birini oluşturduğumuz biliniyor.
Bu kitap, işte bu resmi tarihlerin, Fatih ve Fetih özgülünde tersyüz edilen gerçeğin tekrar ayakları üstüne dikileceğini iddia ediyor. Tarihle bir hamaset ögesi olarak değil, bilgi edinmek için ilgilenenlere olayın perde arkasını, dolayısıyla bütünsel ve gerçek bir fotoğrafını sunuyor. Yani sadece Fatih ve Fetih anlatılmıyor, bunun üzerinden resmi tarihin eleştirisini yapılıyor.

 

 

5- Fatih'in Entellektüel biyografisi:

'Ufukların Sultanı Fatih Sultan Mehmed'

Mustafa Armağan/ Timaş Yayınları

Mustafa Armağan'ın kaleminden Ufukların Sultanı'na, bir elinde Homeros'un, öbür elinde Gazali'nin eserini okuyan, Doğu'nun ve Batı'nın hükümdarı Fatih Sultan Mehmed'e dair bilmedikleriniz bu kitapta.. Mustafa Armağan tartışmalara yol açacak kitabında, okuyucusunu tarihin labirentlerinde nefes nefese bir serüvene davet ediyor. Bu kitabı okurken, Fatih'in dahiliğine, Osmanlı'nın büyüklüğüne şahit olacaksınız. İstanbul'un Fethi, Fatih'in hayatı ve Osmanlı tarihi üzerine yeni ve beklenmedik görüşler okumak isteyenlerin kaçırmamaları gereken bir kitap Ufukların Sultanı.

 

6- Fetih'e mağlubun tarafından bakmak:

'İstanbul Düştü Bir Fethin Anatomisi'

Gustave Schlumberger
Kaknüs Yayınları 

İstanbul?un fethini Bizanslıların bakış açısından dinlediğinizde bambaşka bir bilinçle bakıyorsunuz tarihin bu dönüm noktasına.
Fatih Sultan Mehmed?i bir insan olarak görüyorsunuz: hırsı, azmi, dehası ve zaaflarıyla hedefine ulaşmış bir insan. İmparator Konstantin ve İstanbul?un Bizanslı sakinleri de, 'denize dökülmesi gereken düşman' olmaktan çıkıyorlar. Korkularının, fedakârlıklarının, değerlerinin ve kaderlerinin peşinden sürüklenen insanlar oluyorlar. 14. ve 15. yüzyıl Bizansını çok iyi bilen ve İstanbul?un fethi sırasında yaşamış tarihçilerle vak?anüvislerin eserlerinden her fırsatta alıntı yapan Schlumberger?in eserini, yazarın 'aşırılıklarını yeri geldikçe işaret eden' Hamdi Varoğlu?nun, dönemin ruhunu yansıtan Türkçe?siyle sunulmuştur.

6-Feth'e dair dev belgesel

'İstanbul'un Fethi 2 Cilt / Çağdaşların Tanıklığı'


Prof. Agostino Pertusi
İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları

Yine fethin 550.
yılına armağan olarak yayımlanan eserde, meşhur İtalyan tarihçi Prof. Agostino Pertusi?nin fetih hakkındaki mühim 'Giriş'inden sonra Batı âleminin o devirdeki şahsiyetlerinin kalemlerinden fethi ve fethin akisleri yer almaktadır. Eser, mütercim tarafından eklenmiş açıklayıcı bilgiler ve iki haritayla zenginleştirilmiş bulunmaktadır.

 

 

 

7- Fetih'in İslami ilimler açısından yerini inceleyen bir çalışma:

'İstanbul'un Fethi Hadisi'

Hasan İbik
İlahiyat Yay.

Fetih Hadisi Üzerinde Yapılan Çalışmalardaki Eksikler ve Hatalar
İstanbul'un Fethi Hadisi Teknik Analizi
Hadisin İsnadları
Hadisin Râvilerinin İsnad Şeması
Hadisin Râvilerinin Cerh ve
Ta?dil Açısından Durumları
Hadisin Değerlendirmesi
Tarihi Perspektiften İstanbul'un Fethi Hadisi

9- Fethin Osmanlı'ya olan etkisini anlamak için:

'Osmanlı'yı İmparatorluk Yapan Şehir: İstanbul'

?Tarihle birlikte düşünmek? için yola çıkan Mustafa Armağan, bu kitabında Osmanlı?yı İmparatorluk Yapan Şehir olan İstanbul?un kabuğunu kırmaya çağırıyor okurunu. Bu kabuk kırılırsa fışkıracak enerjinin geçmişimizi olduğu kadar geleceğimizi de aydınlatacağına inanıyor. Çünkü Tanpınar?ın dediği gibi İstanbul bizim 'hakiki ruh mimarımızdır'. Ayasofya Camii?nin yanı başındaki iki bin yıllık Milion Taşı?nın dünyanın ortasını gösterdiğine inanıyordu Bizanslılar. Görkemli imparator Justinianus Kudüs?teki Süleyman tapınağına rakip olarak Ayasofya?yı inşa etmişti. Ya Fatih?in Büyük İskender?in Zülkarneyn olarak portresini aklının baş ucunda kılıç gibi taşıması neyin göstergesidir sizce? Genç Fatih, daha 32 yaşında iken bir büyük eğitim sitesi inşa etmişti şehrin kalbinde. Vakfiyesi?ndeki sözler Mekke?nin fethinden dönmekte olan İki Cihan Serveri?nin (sav) fem-i mübareğinden dökülen incileri derliyordu adeta: ?Küçük cihad bitti, şimdi büyük cihad başladı.? Bunun içindir ki, daha Fatih?in tarihçisi Tursun Beğ?in kaleminden başlayarak İstanbul merkezli bir bakış, Osmanlı?nın dünyaya açılma felsefesinin sütunlarından biri olacak ve Beylerbeyi Sarayı?nda mahpus bulunan sabık padişah II. Abdülhamid?e, kardeşi Reşad?ın İstanbul?u terk etmesi ricası iletildiğinde şu acı sözleri söyletecekti: Fatih?e karşı şehrini kahramanca savunan İmparator Konstantin kadar da mı olamayacağız? Buradan bir yere gitmiyorum. Gerekirse bana bir silah verin, İstanbul?un savunmasına katılayım!

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş