DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Şerif Mardin: Öğretmen imama yenildi

Prof. Şerif Mardin, cumhuriyeti temsil eden öğretmenin cami, imam ve esnaftan oluşan 'mahalle?ye yenildiğini söyledi.

25.05.2008 10:16:00

Sosyal Sorunları Araştırma ve Çözüm Derneği'nin (SORAR) düzenlediği 'Türkiye Tartışıyor, Mahalle Baskısı' adlı konferansa katılan Prof. Dr. Şerif Mardin, şöyle konuştu:

* Mahalle Osmanlı?da ciddi anlamda hukuksal statülerle tanımlanmış bir mekandır. Kişilerden oluşur ve kişilerin toplamıyla kendi hayatı ve yaşayışı olan bir alana dönüşür.

* Mahalle baskısı kendi kendine işleyen ve bir siyasi partinin kontrol edemeyeceği yapılandırma biçimdir.

* Bir topluluk meydana gelirken özel bir değer gerekiyor. Bu da ?İyi, doğru ve güzel olan?dediğimiz değerlerdir. Bu değerler olmazsa kolektif bir toplum oluşamaz. İşte cumhuriyet inşa edilirken bu özel değerlere ilişkin derin bir tanım ortaya koyamadık. Osmanlı?da mahalleler belliydi. Cami, imam, Kuran, tekke, külliye ve esnaf gibi bir çok birim bir arada idi. Bu klasik mahallenin yerine Cumhuriyet modern belediyeleri koyarak rakip oldu. Bu rakip içerisinde öğretmen, okul, ders kitapları ve öğrenci gibi unsurlar barındırıyordu.

* 1950?den beri bu rekabette cumhuriyetçi ve halkçı öğretmen geride kaldı. İmamla rekabetinde öğretmen topluma iyi, güzel ve doğruyu eski sistem kadar iyi gösteremedi. Oysa Avrupa?da modern cumhuriyetlerde ?İyi, güzel ve doğru olan? hakkında çok araştırmalar yapıldı. Bizde bu kadar derin araştırmalar yok. Bu sebepten biz cumhuriyetimizi bakma ve görme üzerine kurduk.


AKADEMİSYENLER TARTIŞIYOR
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Mehmet Ali Kılıçbay: Şerif Hoca?nın söylediğine ben katılıyorum. Cumhuriyet baştaki ideallarini hayata geçiremedi. Öğretmenine çok fazla imkan sağlamadı ama buna karşın imama çok fazla imkan sağlandı. Halkın cahil bırakılması siyasetçilerin işine geldi. Bunun Kemalizm?le bir alakası yok. Bu tamamen Türkiye?ye özgü demokrasicilik oyununun sonucu. Seçimleri kazanmak isteyen parti her yola başvuruyor.

İkisi arasında fark yok

ODTÜ öğretim üyesi Doç. Dr. Mustafa Şen: Şerif Hoca, bana aktardığınız kadarıyla dinleyici karşısında kavramları basitleştirerek anlatmış. Gelenek-modern çatışmasını öğretmen-imam diye aktarıyor. Bakış açısı ile ilgili problem var. Mahallede sadece İslam var demek doğru değil. Ayrıca mahallede bir sürü farklı görüş vardır. Bunu sadece İslam?a indirmek İslamcıların istediği bir şeydir. Bir mahallede dindarı da olur haytası da olur, yolsuzu da olur, düşkünü de olur.
Öğretmen meselesine gelince... Belirli siyasi gruplar baştan beri cumhuriyet ideolojisine karşı mücadele içindeydi. Merkez sağ, İslamcı sağ ve milliyetçi sağ da bunu yaptı. Her birinin farklı derecelerde buna dahli var. Ayrıca öğretmenlerin önemli bir kısmı ile imamlar arasında da artık bir fark yoktur artık.

İmamlar mahalleyi aştı

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Prof. İhsan Dağı: Türkiye?deki mevcut tartışmaları imam-öğretmen rekabetine indirgemek son derece yanlış. Türkiye birbirinden farklı sosyal, ekonomik, kültürel katmanlardan oluşuyor. Ve bu katmanlar bir devinim içinde. Türkiye imamları da mahalleyi aşmış durumda. Türkiye?nin temel referans noktaları ne mahalledir ne imam öğretmen rekabeti! Türkiye?deki siyasi değişimleri bu ikilemle açıklamaya çalışmak bir sosyoljik bir facia. Şerif Mardin Hoca 19. yüzyıl mahallelerinde yaşıyorsa, mahallesinden çıkmasını öneririm kendisine.

Rekabet bitmedi

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Prof. Dr. Abdurrahman Küçük: Milli Eğitim?in bütün aşamalarında görev aldım. Şerif Mardin?in söylediği imam-öğretmen rekabeti bir gerçektir. Bu rekabet özellikle köy okullarında yaşandı. Cumhuriyet?ten önce 600 yıllık bir köydeki okuma yazma oranı yüzde 1-1,5?tu. Bu süreçte imam ve muhtar mahallenin ve köyün seçkinleriydi. Ama Cuhuriyet?ten sonra özellikle köy enstitüleriyle birlikte köyde imam, öğretmen ve muhtar üçlüsü yer aldı. Öğretmen, hem görevini yaptı, gerektiğinde traktör kullandı, öğrencileri sanat dallarıyla tanıştırdı. Hal böyle olunca öğretmen seçkinlikte imamların önüne geçti. Ama bu da beraberinde modernite ile gelenekçi tartışmasına yol açtı. Bu kez dindar köylü çocuğunu okula göndermek istemedi, bu direnci kırıldı; bu kez oğlunu gönderdi kızını göndermedi. Sonuç olarak bu rekabet kimi zaman görünürek kimi zamansa görünmeden devam etti. Şerif Hoca?nın söylediği gibi bu rekabeti imamlar kazanmadı. Bu rekabet devam ediyor.

EĞİTİMCİLER TARTIŞIYOR

Eğitim İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli: Köy Enstitüleri vardı, öğretmenler köye gidip cumhuriyet devrimlerini halkla paylaşıyor, köylüyü aydınlatıyor, çağdaş katılımına katkı sağlıyordu. 1950?lerde kapatıldı. Öğretmen Okulları vardı, 1974?de de bu okullar anadolu öğretmen lisesine çevrildi, öğretmenler 2. bir darbe daha yedi. Özellikle kırsal kesim ile öğretmeni kopartan asıl uygulama ise 1998?de taşımalı eğitimin çıkartılması oldu. Köylerin büyük çoğunluğunda okullar kapatıldı. Öğretmen gitmeyince köyde imam kaldı.

Mücadelemiz sürüyor

Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç: Şerif Mardin?in yaptığı da bir metafor. Öğretmen ile imam simgeleriyle açıkladığı sürecin özünde sınıflar ve sınıf ideolojilerin mücadelesi olduğunu düşünüyorum. AKP iktidarının uyguladığı poltikalar nedeniyle bir yanda gericilik varken, buna karşı bir duruş da sürüyor. Mardin?in dediği gibi acaba imam öğretmene karşı gerçekten galip mi geldi? Biz bunun olmaması noktasında mücadele veriyoruz.

Evet, eğitim kaybetti

Eğitimbir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu: Eğitim sistemi mahalleye karşı kaybetti. Niye kaybetti? Eğitim sistemimiz malesef sınavları amaç haline getirip, okulları diploma doldurma merkezi, öğretmeni de diploma doldurma memuru konumuna indirgediği için.

Kaynak: Vatan Gazetesi

 

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş