DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

İSTANBUL

19:56:00

İftar vakti

BURSA

19:54

04:40
19:54
SAHUR
İFTAR

ANKARA

19:38

04:25
19:38
SAHUR
İFTAR

SİVAS

19:21

04:09
19:21
SAHUR
İFTAR

ERZURUM

19:05

03:52
19:05
SAHUR
İFTAR

HAKKARİ

18:52

03:49
18:52
SAHUR
İFTAR

İSTANBUL

19:56:00

İftar vakti

ANKARA

19:38

04:25
SAHUR
19:38
İFTAR

ERZURUM

19:05

03:52
SAHUR
19:05
İFTAR

Birileri için tehlike çanları çalıyor

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Fırat gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fırat, 'AK Parti'nin kapatılacağına inanmıyorum' dedi.

20.04.2008 23:09:00

Basın Kulübü yeni dönemin ilk programında AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat'ı ağırlıyor. Erdoğan Aktaş yönetimideki Basın Kulübü'nde Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila, Cumhuriyet Gazetesi Mustafa Balbay, Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu soruyor, Dengir Fırat yanıtlıyor.

Dengir Fırat'a ilk soruyu Erdoğan Aktaş yöneltti:

Hesaplaşma olduğuna inanıyor musunuz? AKP nerede karşısında kim var?

Dengir Fırat: Hesaplaşma değil. Temel bir tartışma var. 50'den itibaren süren bir tartışma var. Bireylerin özgürleşmesi, Türkiye'nin hukuk devleti olması konusunda yoğun bir tartışma var. Bu sürece baktığımızda bu tartışmaların askeri darbelerle kesildiğini görüyoruz. Askeri darbelerin dışında, Türkiye'de ayrışmanın başından beri oluduğunu görüyoruz. Gerçek anlamda demokrasiyle yanadan olan Türk halkının özgürleşmesi yanında olanlar ve bunun karşısında olanlar arasında bir tartışma var.

Okumayan geniş bir kesim var. Demokrasi buraya fazla geliyor. Biz ona karar veririz. Sivil siyaset alanının genişletmeye çalıştığınızda kesintiler meydana geliyor. İnsanlarımızın özgür olması ülke için tehdit oluşturacağı anlayışını söylemek mümkün. 50'de de söyleniyordu, bugün de söyleme mümkün. Kanunla da bu ülke yönetiliyor.

Asıl çatışma noktaları bunlar. Bunlar gerçek anlamıyla Türkiye'de tartışılmıyor. Muhakkak tartışılacak başka bir konu getiriliyor.

1950'de refah Parti iktidardayken söylemlerle 2008'deki iktidar hakkında söylenenler aynı, kişiler değişmiş. Türkiye kesintilere rağmen demokrasisini bir noktaya getirmiştir.



AB müzakereleri başlayınca asıl tartışmalar başlamıştır. 17 Aralık bence bir dönüm noktasıdır. Türkiye AB'ye alınmayacaktır deniyor. AKP oraya gidince iş bitecektir dendi. Ne zaman imzalar atıldı, birileri için tehlike çanları çalmaya başladı. AB ekonomik bir birlik. Onun ötesinde demokratik hukuk devleti var.

'Biz Fazilet Partisi ya da Refah Partisi'ni temsil etmiyoruz. Biz 6 yıldır iktidarız ve bu ülkeyi yönetiyoruz. Biz 22 Temmuz seçimleri öncesinde söz verdik. Sözlerimizden biri de 1982 anasayasının değiştirilmesi. Halka verdiğimiz söz doğrultusunda böyle bir hazırlığa girdik. 1982'den bugüne kadar Türkiye'de anasayla ilgili ne tür çalışmalar ve döküman varsa bize gönderin dedik. TOBB baştan sona tamamını oluşturan bir anayasa taslağı hazırlamış, güzel. Barolar Birliği Genel Kurul'undan 1982 anayasasıyla ilgili bir bildiri çıkmış. TÜSİAD yapmış. Siyasi partilere baktım. CHP dahil olmak üzere, altında Baykal'ın imzası olan bir öneri gelmiş. Değiştirilemez denilen giriş bölümünün değiştirilmesi talebinde bulunmuş ve kabul edilmiş. Ama ben her zaman söylüyorum, her yasanın birruhu vardır. Sizin o ruhu değiştirmeniz mümkün olmaz. 1982 anayasasının anti demokratik yapısını üçte birini değiştirerek yok edemezsiniz. Anlayamadığım nokta şu: Anayasanın TBMM'de görüyülmesi için gereken şartalar da Anayasa'da yazıyor.

Anayasa teklifleri, gizli oylamaya tabiidir ve iki kez görüşülür. Barolar Birliği yaptığı zaman hiçbirşey yok. TOBB yaptığı zaman, hay hay. Ama Türkiye'de çoğunluğa sahip olan bir siyasi parti yaptığı zaman, Türkiye'de 20 küsür Anaylasa profesörü var, açık oturumlarda da sayın hocaları izliyorum, kesinlikle değiştrilemez, peki o zaman niye yaptınız? Egemenliği temsil eden üç erkten birisi olan TBMM'nin Anayasayı yapamayacağı şeklinde ne biriyler ne kurumlar emir veremez.

Yargı tabii ki bunu denetleyecektir. Anayasaysa, Anayasa Mahkemesi bunu şekil yönünden inceleyecektir.'

Toplumsal uzlaşmayı nereye koyacağız?

'Biz dedik ki bu bir hazırlıktır. Bunu açıklarız, heryere göndeririz, internette sayfa açarız. Her kesim katkı sağlayabilir. Ama benim bir sınırım var. Bu özgürlükler kafadan uydurulmuş şeyler değil. Avrupa İnsan Haklarındaki özgürlükler. Bunlar bizim için asgari şartlardır. Buradaki özgürlükler minumumdur. Daha çok özgürlük diyen fikrini söylesin, koyalım. Bunun aksini düşünenler varsa, herkes demokrat olmak zorunda değil, faşist olabilir, komünist olabilir onu da oturur tartışırız.'

Mustafa Balbay: Koca anayasayı türban olarak tartıştırdınız Türkiye'ye. Bu tartışmayı siz yaratmadınız mı?

Dengir Fırat: Hayır biz yaratmadık. Bizim Anayasa taslağımızda açıklama yetkisi olan bendim. Biz hiçbir zaman başörtüsü anayasası olarak algılamadık. Birileri bu anayasaya bir başörtüsü anayasası olarak algılama ihtiyacı hissetti. Bunu ben birçok yerde tartıştım. Mesela Barolar Birliği Genel Başkanıyla bir programda uzun uzun tartıştık. Orada tartışılan böyürtüsüydü. Ben şunu sordum Sayın Soysal'a 'Sayın Hocam, Allahınızı severseniz, bunun haricinde başka madde yok mu?' 'E dogru' dedi. Bizim taslağımızda başörtüsüyle ilgili değişim yapılmamıştır dedim ama birileri ısrarla 1982 anayasanın babalığını yapabilmek için bunu yaptılar. Mesela eşitlik konusu tartışıldı mı? Cumhuriyet Başsavcısının da uyarılarının benim anlayışıma göre hukuk kurallarına uygun olduğu kanısında değilim. İnanma mecburiyetim de yok. İddianamesini hazırlar, delilerini toplar. Anayasa Mahkemesi kararını verir. İddia ile hükmü birbirine karıştırmamak lazım. Süreci hep birlikte göreceğiz.

Yükseköğrenimde eğitim görme hakkının kısıtlandırımması var düzenlemede, kıyafet yok. Biz yükseköğretim kurumunda bir problem olduğunu görüyoruz. Bir kısım öğrenciler giremiyor. Laiklik devletin hizmet verdiği veya hizmet vermekle görevlendirdiği insanların dini inançlarını yansıtan bir giysi girmemesini gerektirir. Buna katılıyorum. Ama üniversite öğrencisinin felsefi inancını yansıtan birşeyin yasaklanmasının doğru olduğu kanısında değilim. Benim inancım böyle.

Taslak geri çekilmedi. 22 Temmuz öncesinden başlayan olayları arka arkaya dizin. 4-5 ay öncesine gidin. Türkiye krizden krize koştu. Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci, 367 kararı, bu krizin neticesi e-muhtira, erken seçim ve sonrasında gelişen olaylara baktığnız zaman Anayasanın tümünün gündeme getirilmesi imkansız hale geldi, çünkü başka bir gündem oluştu.



Partiniz sistemle çatışma halinde mi?

Dengir Fırat: Hayır. Öyle bir niyetimiz yok. Bu problem Demokrat Parti'nin de ANAP'ın da problemi. Dönün geriye bakın, aynı şeyleri başka ağızların tekrar ettiğini görürsünüz. Ben 60 darbesi olduğunda lisedeydim. Köylü Mehmet efende devletin otoritesini sarsacak şekilde çamurlu ayakların vurarak devletin kapısından girmiş. Bu bir darbe sebebiydi. Kabul edilemeyen Mehmet Efendi'nin devlet kapısana ulaşabilmesiydi. Cünkü onlar ulaşılamaz yerlerdi.

Dolayısıyla bizim devletle bir çatışmamız olamaz çünkü devleti iktidar partisi olarak biz yönetiyoruz. Ama tabii demorkrasiler toplum tarafından hemen içselleştirelebilecek birşey değil.



Dengir Fırat: 'Ama kimsenin 'laiklik tartışılamaz' deme lüksü yok.'

'Cumhuriyet konusunda tartışma yok. Tartışma egemenliğin kimin tarafından kullanılacağında. Çatışmanın temel unsuru budur. Birileri 'Tamam, Meclis biraz kullansın bunu, güzel görünüyor ama hepsini de siz kullanmayın, birazını da biz kullanacağız diyen kesim var. Bürokratik yapı o kesim. O zaman dönüp anayasa bakmanız lazım. Eğer anayasada belirlenen kurumlarsa bunlar, yargı var birisini bu kullanacak mesela, MGK da bir kısmını kullanabilir, Yök de kullanır, o da anayasal bir kurum. 82 anayasasının temel kusurlarından biri bu vesayetçi yapı.'

Laiklik konusunda neden bu partiye dava açılıyor?

Dengir Fırat: Bizim laiklikle bir problemimiz yok. Çünkü bizim laikliğimiz tartışılıyor değil mi? Laiklik prensibi demokrasinin olmazsa olmazıdır. Öncelikle bizim demokrat olup olmadığımızın tartışılması lazım. Varsa, laiklik tartışılmalı. Laikliğin algılanış şekli ayrı. Dünyada tek bir laiklik anlayışı yok. Osmanlı padişahı aynı zamanda bütün İslam dünyasının başında olan kişi. Öyle bir imparatorluktan cumhuriyete dönüşte çok katı tedbirler almak zorundaydınız. Siyasi bir argüman olan laiklik tartışılamaz, benim anladığım şekildir deme lüksü kimsenin yok.

Tartışmayı açan biz değiliz. Benim dışımdaki kesimin neyi tartışacağını ben yargılayamam. Benim anlayışıma göre laiklik devletin egemenliğin kaynağını halkatn alması, devletin dinsel kurallarla yönetilmemesidir. Tartışma başörütsünden kaynaklanıyor. Yine söylüyorum, iddianamede bundan dolayı benim için yasak istendi. Diyorum ki anayasa özgürlükleri sınırlarını çizer. Özgürlükler sınırsız değildir. 13. madde bunu söylüyor. Ben dönüp bakıyorum, anayasada eğitim özgürlüğü var, sınırlamalar için kanunlara bakmak lazım. kanunlarda böyle bir yasak yok, anyasa mahkemesinin bir davada gerekçede buna atıf yapan cümlesi var. Özgürlük sınırlamasının kanunla yapılması lazım. Benim hukukçu olarak anlayışım bu.'

'Ak Parti'nin kapatılacağına inanmıyorum'
Dengir Fırat: 'Velev ki kapatıldı, ne faydası olur?'


'Başı açıklık atama sebebiyse, eşinin başı açık diye atama yapanlar olduysa bu biz değiliz. Ben atadığım insanın müktesebatına bakarım. Kimsenin eşinin başörtüsüne göre atama yapmayız. Böyle bir tercih varsa, bu benim tercihim değil. Bugüne kadar yapılmış olan yanlış bir tercih.

Ak Parti'nin kapatılacağına inanmıyorum. Velev ki kapatıldı, 80 ili temsil eden bir partiyiz, Edirne'den Kars'a bir kırgınlık olacağı kanaatindeyim. Kaldı ki kapatılan partiler bitmemiştir. Başka bir ad altında yine aynı güce erişiyorlar, çünkü destekleyen kitleyi yok edemezsiniz. İstenen sonucuda doğurmuyorsa parti kapatma, faydası ne olur?'


Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş