DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Barzani Irak?ın işgalinin 5 yılını değerlendirdi

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani, Arapça olarak yayımlanan Şarku?l Evsat gazetesine işgal sonrası Irak?ın 5 yılını değerlendirdi.

10.04.2008 10:09:00

Haber Merkezi / TİMETURK 

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) lideri Mesut Barzani, Londra?da Arapça olarak yayımlanan Şarku?l Evsat gazetesine işgal sonrası Irak?ın 5 yılını değerlendirdi. ?Rejim değişikliğinden 5 yıl sonra Irak Demokratik dönemeçte? adıyla yayımlanan makaleyi TİMETURK okuyucuları için tercüme ettik:  

Rejim değişikliğinden 5 yıl sonra Irak Demokratik dönemeçte 

Her radikal dönüşümde olduğu gibi Irak?taki gelişmeler demokratik siyasi süreci derinden etkileyen krizlerin aşılması imkânı ve demokratik sürece katılan güçlerin bu krizleri kontrol altına alma, negatif sonuçlarını defetme ve durumu düzeltme imkânıyla ilgili değişik görünüm ve çelişkilerle doludur. 

Kanlı tasfiyeler, kimliklerin yokedilmesi, yolsuzlular, anarşi, mezhepsel kantonlar ve devlet kurumlarıyla hassas birimlerinin tahrip edilmesiyle ön plana çıkan çatışmanın şekli ülkenin ileriye gitmesi perspektifleri, izlenen politikalar ve bu politikalara ait mekanizmalar, bizzat siyasi süreç güçleri arasında meydana getirdiği çelişkilerle bütün bunların bir hukuk, özgürlükler ve insan hakları esasına dayalı arzulanan demokratik sivil federal bir devletin kurulması üzerindeki etkisiyle ilgili birçok çevrede kuşkuların oluşmasına neden oluyor. 

Buna bağlı olarak düğüm hususlara ilişkin birçok negatif görünümle ilgili soru işaretleri, demokratik süreçle ülkeyi bekleyen akıbetler, devlet yapısının temelleriyle bu devletin temellerinin sağlamlaştırılması ve onu sarsacak tehlikelerin bertaraf edilmesi noktasından ele alınmasını gerektiriyor. 

Bu görünüm ve hususlar arasında milli barış, katılım, ulusal birlik hükümeti, hatta mevcut şartlar altında demokrasinin bir tecellisi olarak ulusal uyuşma kavramı, geçici dönem ve güç dengelerinin bozulması gibi konular için anlaşılır ve somut siyasi bir kavram oluşturmaktır. Federasyon ve federasyonun kurulma temelleri, federal devlet ve federal devletin organları arasındaki ilişki ve yetkiler gibi başka kavramlar ise tüm etnik, dini ve mezhebi farklılığıyla Irak halkının arzularını dile getiren çekişmelerin alanlarıdır. Bunu sivil demokratik federal bir devlet ancak somutlaştırabilir. 

Eski rejimin yıkılmasından beş yıl sonra, cereyan eden değişim karşıtı güç, çevreler ve devlet penceresinden bakıldığında farklı değerlendirilmeler nedeniyle siyasi hareket ve onun negatif görünümlerine dayanarak bizzat değişimin yararı ve Irak?ın ve Iraklıların yüksek ulusal çıkarlarını ne kadar karşıladığına dair çok büyük soru işareti vardır. 

Bu tür çevrelerin söylemine bakıldığında işlenen tüm insanlık suçlarından, Irak?ın başına musallat olan felaket ve belalardan, uygulanan maceraperest kanlı diktatörlük rejimin neden olduğu yıkıcı sonuçlardan eski rejimi sorumlu tutmadıklarını görüyoruz. Nitekim bu yıkıcı sonuçlar rejimin çöküşü sonrası ortaya çıkan gelişmelerin de müsebbibidir. 

Diktatör rejim Irak?a ve civar ülkelere karşı geliştirdiği yaklaşım ve siyaset ile bu yaklaşım ve siyasetin sonuçlarının ağırlı altında 9 Nisan 2003?te yıkıldı. Saddam?ın çıkmaz bir yola soktuğu, çökmek, ya da kendi isteğiyle iktidardan çekilip ülkeyi kanlı felaketten kurtarmak dışında seçenek bırakmadığı bu rejimin yıkılmasına hiçbir güç mani olamadı. Ancak Saddam macera aramaya devam etti, ülkenin ve vatandaşların menfaatleri aleyhine iktidarda tutunmayı sürdürdü. Irak halkına karşı kötü niyet besleyenlerle eski rejim yandaşları değişimin bu kadar tahripkar ve yıkıcı olmasının nedeni olarak eski rejimi görmüyorlar, devleti de derinden etkileyen bu yıkımın neden olduğu anarşi, yağma ve talan, güvensizlik ve siyasi kaos ve cinayetlerle benzeri sonuçlar vatansever güçlerin muhalefetteyken arzuladığı program, yöneliş ve özlemlerinin tersi istikametinde gelişti. Öyle ki ülke, rejim, parti, lider ve vatan tüm oluşumlarıyla bölünme kabul etmeyen bir kavram, parçalanma ve çöküş için tümünü maruz bırakmadan bir tekinin maruz kalmasına izin vermeyen bir bütün oldu. Irak 1968 darbesinden bu yana durmayan kanlı siyasi tasfiyeler, siyasi hayatı içerik ve partisel örgütlenme yönünden içinin boşaltılması hatta sonunda Sosyalist Arap Partisi Baas?ın da tasfiye edilmesiyle zirveye çıkan olaylar zinciri ardından böyle bir hal adlı. Baas Partisi yolun sonunda rejim başının emellerine hizmet eden ve halk, ülke ve muhaliflerin çıkarlarına karşıt bir araca dönüştü. 

Manipüle edilmiş bu devlet oluşumu ve devlet unsurlarının ve onu oluşturan faktörlerin ?liderin? şahsında birleşmesi, aralarında Baas partisinin de olduğu tüm siyasi hayatın tasfiye edilmesi geleneksel yöntemlerle herhangi bir değişimin oluşması imkânını bırakmadı. Özellikle dâhili ve harici siyasi rahatlığın asgari düzeyde de olsa sağlanması adına ?siyasi nefes? aldırma aldırmak için Saddam Hüseyin zorbalığını ve maceraperest emellerini hafifletme önerisini kabul etmedikten sonra. Saddam Hüseyin bırakın bu öneriyi kabul etmeyi tam tersine Irak halkıyla olsun yabancı güç ve çevrelerle olsun karşılaştığı tüm sorun ve çelişkileri çözme vesilesi olarak gördüğü çatışma, şiddet kullanma ve tasfiyelerde ısrar etti.

Diktatörlüğün yıkılmasından beş yıl sonra bazılarının kafasında hala değişimin gerçekleşmesinde kullanılan yolla vatansever muhalif parti ve güçlerin sorumluluğuyla ilgili soru işaretleri var, hatta bunlar hangi yolla gerçekleştiğine bakmadan özü itibariyle değişim hakkında da kuşku oluşturmaktan geri durmuyorlar. 

Çatışma ve savaş Saddam Hüseyin?in şahsi tercihiydi ve ülkeyi savaş ve felaketlerden kurtaracak tüm yollar tükendikten hiç bir muhalif çevrenin ona engel olmak, mecrasını değiştirmek, ya da sonuçlarının etkisini hafifletme imkânları da yoktu.  

Savaşın kaçınılmazlığını artıran nedenlerden biri de Bağdat?taki rejimin tasfiyesi için izlenen yol, Arap ve bölge ülkelerinin bu rejimin yanında saf tutması hatta ?Irak halkını ve onun ulusal güçlerini desteklemek ve diktatörlük rejiminden ülkesini kurtarmak isteyen halkın iradesine sempati duymaktan kaçınmaları, hatta birçok Arap rejimi farklı gerekçe ve nedenlerle bu rejimin yanında yer almaları, öyleki bazıları bu rejimi ?suçsuz? ilan edip ona itibar kazandırmaktan ve onu düşürmek isteyen her türlü harekete kuşkuyla bakmaktan geri kalmadılar. 

Iraklılarla eski rejim arasında çatışmaların en yoğun olduğu dönemde rejimin en zayıf olduğu zamanda bile Kürt halkı üniter bir Irak çerçevesinde ulusal çıkarlarına hizmet edecek ve herhangi bir şekilde çok sınırlı da olsa rejimi kanlı özelliğinden çevirecek, asgari vatandaşlık haklarını koruyacak ve Iraklıların insani taleplerini dile getirebilme hakkını getirecek siyasi bir çözüm peşindeydi. 

Bu mücadelemiz esnasında kötü namlı ?enfal?, beşbini kadın, yaşlı ve çocuklardan oluşan yaklaşık sekiz bin Barzani aşireti mensubu Kürdün yok edildiği ve birkaç bin köyün haritadan silindiği Halepçe gibi sırf Kürt olduğumuz için maruz kaldığımız soykırım facialarını atlattık. Tamam değişim için savaş belki en doğru yöntem değildir, hatta bizim hiç yöntemimiz olmadı, ancak kanlı rejimin izlediği yol ve yaptıklarından dolayı Irak halkını zulüm, despotizm, diktatörlük ve azgınlıktan kurtarmak için eldeki tek seçenek haline gelmişti. Dünyanın ve Arap rejimlerinin desteğiyle kaçınılmaz kılınan Irak?ın işgali de bizim tercihimiz değildi, aksine bizim bakış açımıza ve çıkarlarımıza ters olacak şekilde geldi. Bu da günümüze kadar sonuçları süregelen bir takım olumsuz yansımalara neden oldu. Diktatörlükten kurtulma, özgürlük nimeti ve kendi yolunu kendi seçme hakkı, beraberinde getirdiği hareketlilikle birlik ve sivil federal demokratik bir devlet kurma perspektifleri sağladığı için bu fırtınalı değişim yıllarının değerini biliyoruz. Değişim sürecinde işlenen hata ve yanlışlarla Irak?ın durumuyla ilgilenen ülke ve çevrelere zarar veren taraf olmadığımızı itiraf etmekten çekinmiyoruz. 

Halkımızın önünde umut kapılarını açan değişimin altıncı yılına girdiğimiz bu dönemde, siyasi sürece katılan parti, oluşum ve çevreleri birleştiren pozitif iradeye ve kendi aralarındaki ihtilaf ve çelişkileri aşma gücüne, ?temel bakış açısında? ulusal yönelişe düşman olmayan güçleri yanına çekerek bu güçleri demokratik siyasi sürece katma ve ülkenin iradesinde söz sahibi yapabilme imkânına olan güvenimizi vurgulamayı önemsiyoruz. Geriye bir tek tüm ulusal menfaatlerimizi gerçekleştirmeyi sağlayacak gereksinimleri temin etmek amacıyla yolu hazır hale getirmek için herkesi intikam, tasallut, süreç dışında bırakma ya da azil duygusundan uzak herkesi sorumlu ortak konumundan hareketle hep birlikte vatan için çalışma seviyesine yükseltmek kalıyor. 

Zaman kazanmak için manevra çerçevesinde kalmak ya da başta ulusal barışın sağlanması olmak üzere, ulusal temeller üzerinden yeni bir hükümet kurma, devletin ilgili kurum ve birimleri dışındaki grup ve çevreleri silahsızlandırma gibi eylemlere ilişkin kararı sonraya bırakmak yalnızca yeni Irak için pusuda bekleyenlerin konumlarını güçlendirmek ve yeni Irak?ın sağlam temeller üzerinde kurulmasına olan güveninin zayıflatılmasına neden olur.

Nihayetinde biz Irak halkı olarak her bir bireyin özgür bir vatandaş olarak iş bulma, onurlu ve güvenli bir hayat ile garanti altına alınmış bir özgürlük fırsatını sağlayacak federal demokratik bir Irak?ın kurulmasını sağlayacak dönüşümlere doğru yolun hepimiz için açık hale geldiğine inanıyoruz.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş