DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Yeni bir demokrasi sınavı başladı

Yine günlerden cuma, akşam saatleri, Borsa kapanmış, yine siyasete dışarıdan bir müdahale.

15.03.2008 08:42:00

Yine günlerden cuma, akşam saatleri, Borsa kapanmış, yine siyasete dışarıdan bir müdahale.

27 Nisan Cuma gecesi bildiri ile yapılan, bu sefer de yargı yoluyla yapılmak isteniyor.

21. yüzyılın başında Türkiye'de hâlâ bir siyasî parti, üstelik neredeyse halkın % 50'sinin oyunu almış bir parti kapatılmak isteniyor. Dünya kamuoyuna rezil olmak anlamına gelecek bu durum asla kabul edilemez. Zaten bu ülke bir parti mezarlığına dönüşmüş durumda ve benzer müdahaleleri Türk demokrasisi defalarca yaşadı. Türk siyaseti parti kapatmalarının faturasını çok ağır bir şekilde ödemiştir. Sanki geçmişte hiçbir şey yaşanmamışçasına açılan parti kapatma davası, Türkiye'nin imajına dünya çapında büyük zarar vermiştir. Dışarıdan ülkemize bakanların Türkiye'nin kozmetik bir demokrasiye sahip olduğu, aslında yargı-bürokrasi-asker üçlüsünden oluşturulan bir kadro tarafından yönetildiği hissine kapılmamaları oldukça zor. Bu tablo, Türkiye'ye yakışmıyor. Bu konuda yeni bir sınavdan geçtiğimiz, siyasî hayatımızda yeni bir sayfa daha açtığımız ortada. Siyasî partiler ne kadar demokrat; sivil toplum ne kadar sivil ve yargının kendi sınırlarını ne kadar bildiği yeni açılan bu sayfada ortaya çıkacak.

Senegal'de parti kapatma davasını Cumhurbaşkanı Gül'e sorduk. Büyük bir soğukkanlılık ve devlet adamlığına yakışır sağduyuyla önemli bir çağrıda bulundu ve, 'Herkesin çok çok dikkatli düşünmesi gerekir, ben şu anda siyaset üstü bir insanım. Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü temsil ediyorum ve Türkiye'nin kısa, orta, uzun vadeli çıkarlarını düşünürüm. Türkiye'ye ne kazandırıp ne kaybettireceği hakkında herkesin çok iyi düşünmesi gerekir.' dedi.

Türkiye Cumhuriyeti, bir muz cumhuriyeti değildir. Yargının, ideolojik davranışları çağrıştıran her türlü imajdan sakınması gerekir. Türk demokrasisi orta oyunundan ibaret bir şov haline dönüştürülemez. Yargı, adalet demektir; sağduyu demektir; siyasetten arınma demektir. Eften püften olaylarla, yalan yanlış gazete kupürleriyle yargı yönlendirilemez.

Daha önce de demokrasiye yapılan müdahaleler istisnasız ters tepmiştir. Yeni bir siyasî müdahale (kim eli ile yapılırsa yapılsın) millet vicdanında çok daha büyük bir tepkiye yol açacaktır. Daha olay duyulur duyulmaz dünya kamuoyu önünde ne kadar mahcup bir duruma düşürüldüğümüz ortaya çıktı. Dünyanın en zor coğrafyasında 50 yılı aşkın bir süredir devam eden demokrasi tecrübesi, temelsiz mazeretlere sığınılarak yok edilemez. Böyle bir durumu ne dünyaya anlatabiliriz ne de Türk milleti buna teslim olur. Türkiye'de 'yargı diktatörlüğü' varmış gibi göstermek en başta yargıya zarar verir, sonra da bütün kurumlar bundan zarar görür.

Yargı yoluyla siyasetçinin dövülmesi bazılarını çok sevindirebilir. Nitekim daha önceki siyasete müdahaleler bir kısım dar çevrelerce memnuniyetle karşılanmıştı. 27 Nisan gecesi ve 367 meselesinde zafer çığlıkları atanlar, o sarhoşluğun faturasını çok ağır ödemişlerdir. Hayatında AK Parti'ye oy vermeyi düşünmeyen birçok kişi siyasete yapılan müdahaleyi protesto etmek için AK Parti'yi desteklemiştir. Benzer bir hata bu desteğin büyümesine sebep olacaktır. Herkes asli görevine dönmelidir. Türkiye'yi dünya nezdinde küçük düşürmek kimsenin çıkarına değildir. Hepimizin tek bir çıkarı vardır, o da her şeye rağmen demokrasinin yaşatılmasıdır.

Ekrem Dumanlı / ZAMAN

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş