$

Dolar

49,3351

€

Euro

55,0863

£

Sterlin

65,2018

₣

Frank

59,1123

₺

Gram Altın

6.606,8200

₿

Bitcoin

4.076.865

$

Dolar

49,3351

€

Euro

55,0863

£

Sterlin

65,2018

₣

Frank

59,1123

₺

Gram Altın

6.606,8200

₿

Bitcoin

4.076.865

Makale 13.10.2026 3 dk okuma

Şimdi Elektrikli Araç Seferberliği Zamanı

Paylaş:

Direksiyonunda kilometreler devirdiğim elektrikli aracım bana şu soruları sorduruyor. Neden toplu ulaşım, taksi, nakliye, kargo, ağır vasıta, kamyon ve TIR gibi ulaşım araçları elektrikli değil. Bence elektrikli mobilite sadece binek araç kullanıcıları için bir konfor tercihi değil; ülkemizin ekonomisi, enerjisi ve geleceği için kaçınılmaz bir zorunluluk.

Birkaç gün önce, İstanbul Ataşehir yollarında elektrikli taksiyle hizmet veren bir Magriso Taksipro da çalışan taksici arkadaşım Görgün Toygarlı ile bir araya geldim. Eski LPG'li aracıyla günde 1.000 TL yakıt harcayan bir taksi şoförü, elektrikli araca geçmesiyle birlikte bu maliyeti yarı yarıya düşürerek 450-500 TL seviyelerine çekmiş durumda. Üstelik meselenin sadece yakıt boyutu da yok. Motor yağı, şanzıman, diferansiyel, bujiler derken sanayide sürekli masraf çıkaran, zaman ve kazanç kaybına yol açan mekanik bakım giderleri de tamamen hayatından çıkmış.

Peki, tablo bu kadar açık ve netken elektrikli dönüşümü neden sadece bireysel kullanıcılarla veya münferit taksi teşebbüsleriyle sınırlı tutuyoruz ki?

Artık şehir içi toplu taşımadan kargo filolarına, dolmuşlardan ağır vasıta tırlara kadar tüm ticari ulaşım ağında millî bir "Elektrikli Ulaşım Seferberliği" başlatmanın zamanı geldi de geçiyor. Yerli şarj ağı altyapımızın her geçen gün güçlendiği, yüksek voltaj mimarilerinin geliştiği ve batarya teknolojilerinin olgunlaştığı bu dönemde; ticari araç parkımızı elektrikli hale getirmek, sürekli yükselen akaryakıt fiyatlarının belimizi bükmesine nihai bir son vermek demek bence.

Sürekli arızalanan içten yanmalı motorların yükünden kurtulmak esnafın cebini rahatlatırken; ithal akaryakıta giden milyarlarca dolarlık millî servetimizin de ülkemizde kalmasını sağlayacaktır. Çünkü biz elektriği de bu araçları da kendi imkânlarımızla üretebilecek güce ve kaynağa sahibiz.

Taksilerde yakalanan bu somut başarıyı; dolmuştan otobüse, kargo kamyonundan uluslararası lojistik tırlarına kadar tüm ticari filolara yayarak radikal bir dönüşüm hamlesine dönüştürmeliyiz. Geleceğin mobilite dünyasında hem milli kazanç hem de sürdürülebilir bir çevre ancak bu cesur adımlarla mümkündür.

Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…

Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK

Etiketler:
Adem Eyüpoğlu
Adem Eyüpoğlu

Köşe Yazarı