Dr. İsmail Coşkun
Saç dökülmesi yaşayan birine “Yeni bir tedavi çıktı, saçlarını yeniden çıkarabiliyormuş” dendiğinde insan ister istemez umutlanıyor. Son dönemde sıkça duyduğumuz eksozom da tam böyle bir konu. Peki eksozom nedir, gerçekten saç çıkarmaya yardımcı olur mu, yoksa bilim henüz yolun başında mı?
Önce işin özünü anlatayım.
Vücudumuzdaki hücreler birbiriyle sürekli haberleşir. Bu iletişimin bir yolu da hücrelerin çevreye bıraktığı, gözle görülemeyecek kadar küçük keseciklerdir. Eksozom adı verilen bu yapılar, hücreler arasında bazı biyolojik mesajların taşınmasına yardımcı olur. Araştırmacılar da bu mesajların saç köklerinin çalışma düzenini etkileyip etkileyemeyeceğini inceliyor.
Buradan hareketle eksozomların saç köklerinin faaliyetini destekleyebileceği ve saçın büyüme döngüsünü etkileyebileceği düşünülüyor. Laboratuvar çalışmalarında ve ilk insan araştırmalarında umut veren sonuçlar bildirilmiş durumda. Ancak burada önemli bir ayrım var: Bir yöntemin biyolojik olarak mantıklı görünmesi, her hastada işe yarayacağı anlamına gelmiyor.
Peki araştırmalar ne söylüyor?
Saç dökülmesinde eksozom üzerine yayımlanan çalışmaların sayısı artıyor. Bazı araştırmalarda saç yoğunluğu ve tel kalınlığında iyileşmeler bildirilmiş. Fakat çalışmaların önemli bir kısmı küçük hasta gruplarıyla yapılmış; kullanılan ürünler, uygulama yöntemleri ve takip süreleri de birbirinden farklı. Bu nedenle hangi eksozom ürününün, hangi hastada ve ne ölçüde fayda sağlayacağını bugün kesin olarak söylemek doğru değil. Daha geniş ve iyi planlanmış klinik araştırmalara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Bir başka önemli konu da güvenlik. “Doğal”, “hücresel” veya “yenileyici” olarak tanıtılan her ürün güvenli kabul edilmemelidir. Ürünün nereden elde edildiği, nasıl üretildiği, içeriğinin ne olduğu, güvenliği ve hangi koşullarda uygulandığı önemlidir. Kısa süreli çalışmalarda ciddi sorun bildirilmemesi, uzun vadede hiçbir risk olmadığı anlamına gelmez.
Her saç dökülmesinde eksozom gerekir mi?
Hayır. Çünkü saç dökülmesinin tek bir nedeni yoktur. Genetik yatkınlık, hormonal etkiler, demir eksikliği, bazı hastalıklar, geçirilen enfeksiyonlar ve yoğun stres farklı dökülme tablolarına yol açabilir. Önce nedenin anlaşılması gerekir. Bir kişide işe yarayabilecek yaklaşım, başka bir kişide aynı sonucu vermeyebilir.
Üstelik saç köklerinin tamamen kaybolduğu veya kalıcı hasar gördüğü durumlarla, incelmiş ama hâlâ canlılığını koruyan saç köklerini birbirinden ayırmak gerekir. Her iki durumda da aynı sonucu beklemek doğru değildir.
Bu tür uygulamalar değerlendirilirken yalnızca tanıtım ifadelerine bakılmamalıdır. Kullanılan ürünün niteliği, ilgili izin ve ruhsat durumu, uygulamanın mevzuata uygunluğu ve işlemi gerçekleştiren sağlık kuruluşunun yetkisi sorgulanmalıdır. Bir ürünün yurt dışında satılıyor olması veya bilimsel makalelerde adının geçmesi, her amaçla kullanılabileceği anlamına gelmez.
Benim saç dökülmesi yaşayan kişilere önerim şu: Bir tedavi size anlatıldığında yalnızca “Kaç saç çıkarıyor?” diye sormayın. “Benim dökülmemin nedeni ne, bu ürünün faydası hangi bilimsel kanıta dayanıyor, riskleri neler ve yasal olarak hangi koşullarda uygulanabiliyor?” sorularını da sorun.
Eksozom, saç sağlığı alanında araştırılmaya değer bir konu. Ancak bugün için onu herkes için kanıtlanmış, kesin sonuç veren bir saç çıkarma yöntemi olarak görmek doğru değildir.
Unutmayalım: Saç dökülmesinde umut, yeni bir yöntemin adını duymakla değil; doğru tanı, güvenilir bilgi ve kişiye uygun tedaviyle başlar.
Dr. İsmail Coşkun/TİMETÜRK