$

Dolar

48,6249

Euro

56,2187

£

Sterlin

65,7207

Frank

59,5383

Gram Altın

6.711,4800

Bitcoin

3.845.850

$

Dolar

48,6249

Euro

56,2187

£

Sterlin

65,7207

Frank

59,5383

Gram Altın

6.711,4800

Bitcoin

3.845.850

Makale 15.09.2026 4 dk okuma

Razı olmuş bir kalbin hasadı

Paylaş:

Ah dostlar..! Bugün yazılarım arasında en duygusal, ömrün yarısını geçmiş biri olarak, berrak bir zihnin barındığı yorgun bir bedenden çıkabilecek en duygusal cümleleri kuracağım sizlere. Belki duygudaşlarım vardır, akranlarım beni iyi anlayacaklardır. Yaş aldıkça insanın ihtiyarı artar, kalp gözü daha iyi görmeye, varlığa ve hadiselere daha farklı pencerelerden bakmaya başlar. Tam öyle işte bugün, varlığımın hakikatinde bir güz dönümü yaşıyorum.

Göğsümün tam ortasında, rüzgârın dallardan kopardığı yaprakların sesini değil; toprağa kavuşan tohumun o muazzam, sevinçli nabzını duyuyorum bugün! Hoş geldin ey ömrün altın sarısı mevsimi; hoş geldin ey telaşını tüketmiş, fırtınasını dindirmiş, kendi sükûnetinde kainatla bir olmuş o ulu sonbahar! Ne vakitsiz gelen bir hüzün var içimde ne de avuçlarımdan kayıp giden gençliğin ardından yakılmış beyhude bir ağıt. Bilakis; hamd ile yoğrulmuş, aşkla yıkanmış ve varlığın özüne teslim olmuş bir ruhun coşkusu taşıyor penceremden. Çünkü insan, ancak her şeyini kaybettiğini sandığı gün kendi hakiki vatanını buluyor.

Bizler bir ömür koştuk. Şartlar oluşsun diye bekledik, içimizdeki yangından ürktük, zamanı ve mekânı hoyratça eskittik. Gençliğin o delice sarhoşluğunda sağlığı, varlığı, vaktin kendisini hiç tükenmeyecek sandık. Yanıldık, eğildik, kırıldık, yer yer dalımızdan koparıldık. Fakat ne muazzam bir lütuftur ki, kökümüzü topraktan sökemedi hiçbir fırtına. Eğildikçe toprağın kokusunu aldık; kırıldıkça içimizdeki o gizli pınarın yolunu açtık. Sevildik, dünyanın en güzel hediyesini tattık; sevdik, karşılıksız vermenin cennetine uyandık. Ve anladık ki insan, kalabalıkların alkışında değil, kendi yalnız sahnesinde Yaradan’ın senaryosuna boyun büktüğünde tamamlanırmış.

İşte tam burada, olgunluğun o berrak zirvesinde durup bakıyorum dünyaya. Razı olunmuş bir ömrün eşiğindeyim. Ne dünün pişmanlıkları boğazıma sarılıyor artık ne de yarının belirsizliği uykularımı çalıyor. Kâmil insan; kaderine küsmeyen, ömrün dökülen her yaprağını bir şükür secdesi gibi yere seren insandır. O, kaybettiklerinin yasını tutmaz; çünkü bilir ki elden çıkan her emanet, asıl Sahibine dönmüştür. Bu idrakle dolan bir kalp öyle bir durulur, öyle bir genişler ki; zihnindeki o dingin barış, bir tebessüm olup yüzüne vurur, bir şifa olup çevresini mayalar. Yanına varan sükûn bulur, sesini duyan telaşından utanır.

O insan ki, henüz kimsenin uğramadığı ücra dağ yamaçlarında açan, henüz hiçbir elin dokunmadığı, hiçbir burnun koklamadığı o mahrem çiçeklerin varlığından haberdardır. Kendi iç çekişini, o narin yaprakların titreyişine katar. Gösterişe lüzum görmeyen güzellikleri seyre dalar; görünmeyeni görür, duyulmayanı kalbinin kulağıyla dinler. Çünkü onun için varlık bir bütündür; bir yaprağın düşüşüyle bir yıldızın kayışı aynı nizamın, aynı merhametin tecellisidir.

Haydi, dostlar kaldırın başınızı! Ömrün sonbaharı bir veda değil, ruhun en bereketli düğünüdür. Şartların kusursuz olmasını beklemeden, içimizdeki o saklı yangını aşka ve aydınlığa tebdil ederek yola devam etme vaktidir. Birbirimizi bulduğumuz yer burasıdır; ezelî senaryonun o en saf, en şefkatli sahnesi... Yüreğim taşıyor, nefesim yetmiyor bu güzelliği anlatmaya: Razıyız senden ey hayat, razıyız senden ey kader! Şimdi dökülsün yapraklar, şimdi sönsün sahte ışıklar; çünkü kalbimiz artık kendi ebedî nuruyla, sonsuz bir coşku ve nihayetsiz bir huzurla parıldıyor!

Yahya Keleş/TİMETÜRK

Etiketler:
Yahya Keleş
Yahya Keleş

Köşe Yazarı