HEP, DEP, HADEP, DEHAP, DTP, BDP, HDP ve DEM…
İsimler değişti, tabelalar değişti, siyasi ambalajlar değişti.
Ama yıllardır değişmeyen bir şey var:
Kimlik üzerinden siyaset yapma ve o kimliğin üzerinden siyasi rant devşirme anlayışı!
Kürtler, bu siyasi yapılardan ve kendilerini temsil ettiğini iddia eden bu anlayıştan kurtulmadığı sürece bu coğrafyada barış marış olmaz!
Çünkü mesele Kürt vatandaşlarımız değil.
Mesele, Kürtlerin duygularını, beklentilerini, mağduriyetlerini ve umutlarını siyasi bir sermayeye dönüştürenlerdir.
Bugün başka bir isimle ortaya çıkıyorlar, yarın başka bir isimle…
HEP oluyor…DEP oluyor…HADEP oluyor…DEHAP oluyor…DTP oluyor…BDP oluyor…HDP oluyor…Şimdi de DEM!
Tabelalar değişiyor ama siyaset mühendisliği değişmiyor.
Hep aynı hesap:
Kitleyi diri tut.
Mağduriyeti büyüt.
Düşman üret.
Umut sat.
Sonra da o umudun siyasi pazarlamasını yap!
Ben buna proletaryanın umut tacirliği diyorum.
Çünkü yıllardır en büyük sermayeleri fabrika, teknoloji, üretim ya da ekonomik program değil…
İnsanların umutları!
DEM meselesine de buradan bakmak gerekiyor.
Benim “DEM Kürtlerin FETÖ’südür” derken kastettiğim şey bir etnik kimlik değil; örgütlü yapıların insanların aidiyetleri ve duyguları üzerinden kendilerine dokunulmaz bir alan oluşturmasıdır.
Kürt vatandaşlarımızın geleceğini, onların kimliğini siyasi sermayeye çevirenlerin insafına bırakmak kadar büyük bir yanlış olamaz.
Çünkü Kürt vatandaşlarımızın da Türk vatandaşlarımızın da ihtiyacı aynı:
Huzur.
Güvenlik.
Adalet.
Refah.
Ve artık kimlikler üzerinden siyaset yaparak insanların geleceğini ipotek altına alanlardan kurtulmak!
Bu coğrafyada gerçek barış, insanların birbirinden değil;
insanların üzerinden geçinen siyasi sömürü düzeninden kurtulmasıyla gelecektir.
İsimler değişebilir.
Tabelalar değişebilir.
Partiler kapanıp yenileri kurulabilir.
Ama vatandaş artık aynı oyunun figüranı olmak istemiyor.
Çünkü millet şunu çok iyi biliyor:
Umut tacirlerinin sattığı şey umut değil, bağımlılıktır!
Ahmet Keser/TİMETÜRK