Durun... Bu daha başlangıç.
"Daha önünde eğileceksiniz!"
Recep Tayyip Erdoğan, 20 yıl önce iktidar yürüyüşüne başladığında bu seküler CHP çevreleri "şeriat gelecek" diye bas bas bağırıyordu.
Televizyon ekranlarında aynı söylem, gazete manşetlerinde aynı korku dili, meydanlarda aynı propaganda... Türkiye'nin yönünün değişeceğini, laikliğin elden gideceğini, ülkenin bambaşka bir rejime sürükleneceğini iddia ediyorlardı.
O günleri unutmadık.
Üniversitelerde "ikna odaları" kuruluyordu. Başörtülü kızlarımız, başörtülerini çıkarmaları konusunda saatlerce ikna edilmeye çalışılıyordu. Eğitim hakkını kullanmak isteyen genç kızlar, inançlarıyla okulları arasında tercih yapmaya zorlanıyordu.
Milletin oyuyla vekil seçilip Meclis'e başörtülü gelen Merve Kavakçı protesto ediliyordu.
"Burası devlete kafa tutulacak yer değil!" diye bas bas bağırıyorlardı.
Zannedersen Meclis'e giren kadın bir milletvekili değil de teröristti. Sanki inancı gereği taktığı başörtüsü, bir başörtüsü değil de bir Kalaşnikof'tu.
Nereden nereye geldik?
Adam yirmi yılda hepsini ehlileştirdi ve dün de topluca Cuma namazına götürdü!
Sonuca bakın!
Bir zamanlar "şeriat geliyor" diye korku siyaseti yapanlar, bugün Cuma namazında saf tutuyor.
Özgür Özel ve CHP'liler topluca Cuma namazı kılarak yeni partilerini ilan ettiler.
Siyasetin dili değişebilir. Söylemler değişebilir. Toplumun beklentilerine göre yeni arayışlar olabilir. Ama dün söylenenlerle bugün verilen fotoğraflar yan yana konulduğunda ortaya çıkan tabloyu da herkes görüyor.
Dün korku senaryoları yazanların bugün geldikleri nokta, Türkiye siyasetinin en dikkat çekici dönüşümlerinden biri olarak tarihe geçti.
Ne diyelim... Hayırlı olsun!
Ahmet Keser/TİMETÜRK