Ülke olarak hamdolsun pek çok şeyi üretiyor, geliştiriyor, hatta dünyaya ihraç ediyoruz. Fakat bazı icatlar var ki, nereden çıktığına bakmadan hayatımıza alıyor, zaman içinde de asıl kullanım amacından tamamen uzaklaştırıyoruz.
İşte bunlardan biri de cebimizde taşıdığımız o imzalı kâğıt parçası: ÇEK…
Günümüze Damga Vuran Çeki Kimler,Neden ve Nasıl İcat Etti?
Modern anlamdaki çek uygulamasının kökleri Avrupa'daki ticaret hayatına kadar uzanıyor. Özellikle 16. yüzyılda Hollandalı tüccarların, yanlarında büyük miktarlarda nakit para taşımak yerine yazılı ödeme talimatlarını kullanmaya başlandığı biliniyor.
Mantık aslında oldukça basitti:
“Benim bankada param var. Yanımda taşımama gerek yok. Ödemeyi bu belge üzerinden yapalım.”
Daha sonra İngilizler bunu geliştirdi ve İngiltere Merkez Bankası 1830 yılında ilk çeki basarak dünya ticaretinin hizmetine sundu.
Önce Osmanlıya,Ardından Yeşilçama ve Sonunda Günümüze
Dünyada bu çek sistemi yaygınlaşınca haliyle Osmanlıya’da geldi. 1856’da yine İngilizlerin kurduğu Bank-ı Osmanî-i Şahane (Osmanlı Merkez Bankası) bu sisteme dahil oldu. O dönemlerde ilk zamanlar gayrimüslim Ermeni ve Rum büyük bankerler,ardından Osmanlı’daki Müslüman büyük tüccarlarda zamanla kullanmaya başladı.
Ancak o dönemdeki kullanım amacı sabitti: Nakit taşıma riskini ortadan kaldırmak.
Alacaklı kişi, kâğıdı aldığı gün bankaya gider ve karşılığını tahsil ederdi.
Yeşilçam filmlerinde zengin karakterlerin cebinden koçanı çıkarıp bir çırpıda yazdığı o sahneleri hatırlayalım; dünyada bu sistem halen aynı mantıkla çalışır. Çeki yazan kişinin hesabında o an nakit parası bulunmak zorundadır ve çekin üzerine sadece yazıldığı günün tarihi atılırdı.
Gelelim günümüz Türkiyesine. Nakit ödeme aracı olması gereken çek, maalesef ülkemizde "vadeli ödeme" sistemi haline gelmiş durumda.
Bugün küresel finans piyasalarında "vadeli çek" diye bir kavram bulunmuyor; bu durum tamamen bize özgü…
Hatta son zamanlarda sosyal medyada epey izlenen;Türklerin,kullandığı herkesin arkasını ciroladığı ve sonunda karşılıksız çıkan o çeki gören Çinli tüccarların şaşkınlığını konu alan o mizahi bir video.
Aslında ağlanacak halimize güler olduk.
Çünkü rakamlar tehlikenin boyutunu açıkça gösteriyor. 2025 yılında yazılan çeklerin %1,6’sı karşılıksız çıkarken, 2026 yılının ilk yarısında bu oran %54’lük bir artışla %2,18 seviyesine ulaştı.
Nerde O Söz Senettir Diyen Dedelerimiz?
Benimde çocukluğumda çok sık duyduğum ve hatta bizzati şahit olduğum bir söz vardı. ‘’ Söz Senettir’’
Doğuda büyümem hasabiyle çek diye bir kavramı bilmiyordum. Lise yıllarında ailemin ticarete atılmasıyla ve zamanla işlerimizi büyütmemizle beraber çek ile tanıştım ve ne işe yaradığını o zaman gördüm.
Memleketimizde insanlar kolay kolay çek kullanmazdı.Biri nakite sıkıştığında herkes birbirine yardımcı olur, borçlu kişi de zamanında borcunu öderdi ve aksatma yapmazdı. Karşılıklı güvene dayalı bir ticaret anlayışı vardı.Böylelikle piyasada da bir bereket vardı.
Elbette o dönemin ticaretini abartmıyorum. Her dönemin olduğu gibi o döneminde dolandırıcısı, borcunu ödemeyeni vardı.
Ama bugün geldiğimiz noktada insan ister istemez şunu soruyor:
‘’Biz teknoloji geliştirdik ama birbirimize olan güveni mi kaybettik?’’
Amerika’da Sistem Nasıl Yürüyor?
Yıllarca Amerikada yaşadım.
Birçok ödememi çekle yaptım, alacaklarımı çekle tahsil ettim. Dahası, resmî kurum ödemelerinde dahi çek kullandım; yeri geldi devlet de bana ödemelerini çekle yaptı.
Yani nakit paranın yerini tamamen bu kâğıt parçası alıyordu.
Zaten Amerikada bir kişinin hesabında nakit parası yoksa çek yazamaz.Diyelim ki,bir kişi hesabında para olmadan çek yazdı ve yazdığı çek karşılıksız çıktı.Amerikan bankacılık sistemi ne yapıyor bu durumda?
Karşılıksız çek yazan kişi, tüm bankaların ortaklaşa gördüğü veri tabanına o kişi hakkında doğrudan "Fraud" (Dolandırıcı/Sahtekar) notu ekleniyor . Bu etiketi yiyen bir kişi, Amerika’daki hiçbir bankadan ömrü hayatında bir daha hesap açamaz hale geliyor.
Elbette Amerika'da da çek dolandırıcılığı yapan bir sürü insan var. Nihayetinde her sistemde olduğu gibi orada da bu tür insanlar olacaktır.
Ama Türkiye ile kıyasladığımızda?
Devede kulak kalır.
İşin Birde Acı Tarafı Var
Karşılıksız çeki sadece bir ekonomik mesele deyip geçmemek lazım.
Çünkü aldığı çekin karşılıksız çıkması sonucu Türkiyede:
· Nice aileler dağıldı,
· Nice şirketler battı,
· Nice insanın bütün birikimi elinden gitti,
·Nice insan psikolojik buhrana kapılıp hayatına son verdi,
· Nice ocaklar söndü…
Olaya sadece ödenmeyen bir para olarak bakmamak gerek;çünkü arkasında yatan aileler,emekler,hayaller ve hayatlar var…
Peki Çözümü Var mı?
Piyasadaki bu tıkanıklığı açmak ve ticari ahlakı yeniden tesis etmek elbette mümkün. Bunun için radikal ama gerekli adımların atılması şarttır:
- Çek kullanım standartlarının yeniden belirlenmeli.
- Çek koçanı dağıtımı bankaların insafından çıkarılmalı, sıkı kriterlere bağlanmalıdır.
- Osmanlı döneminde olduğu gibi, çek kullanımı sadece yüksek sermayeli ve kurumsal işletmelerle sınırlandırılmalıdır. Orta ve küçük ölçekli (KOBİ) işletmelerin kontrolsüz çek kullanımı kısıtlanmalı, bankalara bu konuda net talimatlar verilerek sıkı takibi yapılmalıdır.
- Vadeli çek uygulamasına son verilmeli. Küresel standartlara dönülerek çek üzerine o günü tarihi baz alınarak tarih yazılmalıdır.
Son söz olarak şunu söylemek istiyorum.
‘’Eğer bu sistemsel bozukluğa müdahale edilmezse, Türkiye’deki ticaret ortamının en temel direği olan "güven" tamamen yıkılacaktır. Güvenin bittiği yerde ise ticaret değil, sadece kaos hakim olur.’’
İsmail Cengiz/TİMETÜRK