Yaklaşık 22 yıldır yurt dışında yaşıyorum. Bu süre içerisinde Asya'dan Avrupa'ya, Amerika'dan farklı coğrafyalara kadar birçok ülkeyi ziyaret etme, yaşama ve farklı ülkelerin iş dünyasını yakından tanıma fırsatı buldum. Farklı ülkelerin ekonomik yapılarını, iş yapma kültürlerini ve Türkiye'ye bakışlarını gözlemleme imkânı elde ettim.
Belki de bu nedenle Türkiye ekonomisine yalnızca içeriden değil, biraz da dışarıdan bakabilme imkânına sahip olduğumu düşünüyorum.
Yıllar içerisinde edindiğim tecrübeler bana şunu gösterdi: Bir ülkenin ekonomisini değerlendirmenin yalnızca kendi sınırları içerisindeki göstergelere bakmakla sınırlı olmadığına inanıyorum. Türkiye'nin ürettiği ürünlerin dünyanın farklı pazarlarında nasıl karşılandığına, Türk iş insanlarının hangi ülkelerde hangi fırsatlarla karşılaştığına ve Türkiye ile diğer ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin nasıl geliştiğine bakmak da ekonomimizin geleceğini anlamak açısından büyük önem taşıyor.
Üretmek kadar dünyaya satabilmek de önemli
Türkiye güçlü bir üretim altyapısına, girişimci bir iş dünyasına ve önemli bir insan kaynağına sahip. Ancak kanaatimce ekonomik kalkınmada üretmek kadar, ürettiğimizi dünyanın farklı pazarlarına ulaştırabilme kabiliyetimiz de belirleyici olacaktır. Yeni pazarlara girmek, ticari bağlantıları artırmak, Türk markalarının bilinirliğini güçlendirmek ve katma değerli ihracatı büyütmek zorundayız. ASKON Belarus Temsilciliği görevi tarafıma tevdi edildiğinde kendime koyduğum ilk hedeflerden biri, Türkiye ile Belarus arasında yalnızca ticari değil, aynı zamanda güçlü bir ekonomik ve dostluk köprüsü kurabilmek oldu.
Türkiye’nin dışarıdaki potansiyeli büyük
Belarus’ta gerçekleştirdiğimiz resmi heyet ziyaretlerinde ve aynı zamanda Türkiye’ye gelen Belaruslu heyetler ile yaptığımız görüşmelerde Türkiye’nin üretim kapasitesini, nitelikli iş gücünü ve Türk şirketlerinin sahip olduğu tecrübeyi anlatmaya gayret ettik ve gayret etmeye devam ediyoruz. Bu görüşmeler sırasında bir kez daha görüyoruz ki Türkiye'nin yalnızca güçlü bir üretim ülkesi olmadığını, aynı zamanda dünya pazarlarına açılabilecek çok önemli bir ihracat potansiyeline sahip olduğunu vurguladık. Türk iş insanlarımızın üretim gücünü ve sahip olduğu tecrübeyi Belarus başta olmak üzere farklı pazarlarda daha fazla tanıtmanın, Türkiye'nin ihracat hedeflerine ulaşmasında önemli bir katkı sağlayacaktır.
THY’nin uçtuğu her ülke potansiyel bir pazar
Bu görüşmelerde üzerinde özellikle durduğum konulardan biri de ulaşım ve ticaret arasındaki ilişkidir. Türk Hava Yolları'nın (THY) doğrudan uçtuğu ülkelerin, Türk iş dünyası açısından önemli ticaret ve iş birliği fırsatları barındırdığını düşünüyorum.
Çünkü bir ülkeye düzenli ve doğrudan uçuşların olması yalnızca ulaşımın kolaylaşması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda insanlar, şirketler ve ülkeler arasındaki ilişkilerin gelişmesi için önemli bir zemin oluşturuyor. Ulaşımın kolaylaşması, ticaretin önündeki engelleri azaltırken iş insanlarının yeni pazarlara ulaşmasını da kolaylaştırıyor.
THY sadece yolcu taşımıyor
Bu nedenle THY'nin uçtuğu her ülkeyi, Türk iş insanları açısından yeni bir pazar, yeni bir bağlantı ve yeni bir ihracat fırsatı olarak değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin güçlü üretim altyapısıyla THY’nin geniş ulaşım ağını, iş dünyamızın girişimci ruhuyla bir araya getirebilirsek dünyanın çok daha fazla noktasında Türk ürünlerini ve Türk markalarını görebiliriz.
Bu köşede bundan sonra Türkiye’ye biraz dışarıdan bakacağız.
Türkiye ekonomisinin dünyadan nasıl göründüğünü, sahip olduğumuz güçlü yönleri ve eksiklerimizi konuşacağız. Farklı ülkelerde Türk iş dünyasının önündeki fırsatları, ihracatımızı artırabilecek yeni pazarları ve sahada karşılaştığım örnekleri sizlerle paylaşacağım. Çünkü Türkiye’nin ekonomik geleceği yalnızca daha fazla üretmekten değil; daha fazla ülkeye, daha fazla ürün ve daha yüksek katma değer ihraç edebilmekten geçiyor.
İsmail Cengiz/TİMETÜRK