DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Elias Cenetti'den bir başyapıt: Körleşme

Elias Canetti, henüz 26 yaşındayken yazmış ‘Körleşme’ adlı romanını. Kitap insanlara öyle bir tokat savuruyor ki; aydın, dahi profesör, cahil ev kadını, sokaktaki dilenci, mağazadaki satıcı, apartmandaki kapıcı, karakoldaki polis vb. toplumun büyük kesimi bu sert tokattan nasibini alıyor.

2 Hafta Önce
2021-09-12 09:19:08

Yazar İsmet Beceriklican'ın "Elias Cenetti'den bir başyapıt: Körleşme" başlıklı yazısı şöyle:

‘Körlük, zamanı ve mekânı alt etmeye yarayan bir silahtır; varlığımız tek dayanağını duyularımızla, gerek yapıları gerek kapsamları bakımından yetersiz olan duyularımızla kavradığımız birkaç kırıntının dışında, sonsuzluğa dek uzanıp giden bir körlükte bulur. Evrende egemen olan kuram, körlüktür. Körlük birbirlerini görmeleri halinde beraberlikleri düşünülemeyecek nesnelerin ve yaratıkların yan yana bulunmalarına olanak tanır. Zamanın çekilmez olduğu, taşınması olanaksız bir yüke dönüştüğü noktada koparılabilmesi ancak körlüğün yardımıyla düşünülebilir.' (s. 94-95)

***

Elias Canetti, henüz 26 yaşındayken yazmış ‘Körleşme' adlı romanını. Bu eseri 1981 yılında Nobel ödülü almasında da etkili olmuş.
Oğuz Atay'ın tavsiyesiyle Ahmet Cemal tarafından Türkçeye kazandırılmış. ‘Tutunamayanlar'a ilham kaynağı olduğu söylencesi nedeniyle, Oğuz Atay okurları tarafından rağbet gören, son zamanların popüler kitaplarından biri.

 

***

Kitap, güzel tasarlanmış üç bölümden oluşuyor.
‘Dünyasız Bir Kafa' bölümünde kitaptan başka bir şeye önem vermeyen, hayatı 25 bin kitap arasında geçen, insan sevgisinden uzak, iletişimsiz, bencil, ünlü Sinolog Prof. Kien'i tanıyoruz.
Kien, kendilerini hapsettikleri ‘fildişi kulesi'nde toplumdan ve gerçek hayattan uzak yaşayan kibirli aydınların bir temsilcisi.
Özünde açgözlü, cahil ve bencil; tek amacı kendi geleceğini güvence altına almak olan hizmetçisi ile sadece kitaplarını koruyacağına inandığı için evleniyor.
Kadın zamanla, cehalete has ayak oyunlarıyla evde egemenlik kuruyor. Kien odalarını, parasını kaybediyor; hatta dayak yiyor. Sonunda hesap cüzdanı cebinde kadından, evinden ve kitaplarından kaçıyor.

***

‘Kafasız Bir Dünya' bölümünde Kien'in dışarıdaki hayatını izliyoruz. Tek amacı dünya satranç şampiyonu olmak olan, zeki ama ahlaksız, üçkâğıtçı, kambur cüce Fisherle'nin, Kien'i çeşitli yöntemlerle dolandırmasına tanık oluyoruz.
Fisherle'yle birlikte birbirine kötülük yapmak, küçük düşürmek için fırsat kollayan, küfrü, şiddeti, dolandırıcılığı simge edinmiş, cahil ve çıkarcı insanlardan oluşan sokaktaki yaşamı tanıyoruz.
Bazı imkânsız olguların yer aldığı bu bölümde, Fisherle'nin bilinç akışlarının uzunluğu, gereksiz uzatmalar zaman zaman usanç verse de, aslında Kien'in aptallık ve körlük derecesindeki tavrı rahatsız ediyor okuru.

***
‘Kafadaki Dünya' bölümünde tek iyi karakter denebilecek psikiyatr kardeş devreye giriyor. Kardeşinin yanına geliyor, her şeyi hallediyor ve eski haline döndürüyor.
Bu bölümde iki kardeşin mizojini ağırlıklı felsefi hesaplaşması oldukça etkileyici doğrusu.
Yazara ve yayıncılara ayıp olmasın; izin verirseniz olayların sonunu yazmayayım.

***

Kitap insanlara öyle bir tokat savuruyor ki; aydın, dahi profesör, cahil ev kadını, sokaktaki dilenci, mağazadaki satıcı, apartmandaki kapıcı, karakoldaki polis vb. toplumun büyük kesimi bu sert tokattan nasibini alıyor.
Ortaya insanın sonsuz hırsının, aç gözlülüğünün, cehaletinin alacakaranlık fotoğrafı konuyor.
‘Körleşme'ye deliliğin sınırlarında dolananların kitabı da diyebiliriz.
Metafor ve ironilerle çeşnilenen uzun anlatımlarla, kör edercesine küçük basılmış harfleriyle, 565 sayfalık kalınlığıyla sıkıcı gelebilir. Okuru sıkan yazarın yarattığı karakterler aslında…
Yoksa oldukça rahat okunacak bir anlatıma sahip.

***

Bitirince bir tatmin olma, tamamlanma duygusu veriyor okura; edebiyatın tadını hissettiriyor.
Zor okunan ama kesinlikle okunması gereken bir kitap ‘Körleşme.'
Bana inanmayabilirsiniz.
Oğuz Atay'a da mı inanamayacaksınız?

***

‘İnsanı kendi düşüncelerinin doğruluğuna en iyi inandıran araç, yine kendi alkışlarıdır.'

Kaynak: sonhaber.com.tr

Elias Canetti kimdir

132208238-1ae5546e-cf1d-4627-9fe8-92cbe3fc5158

Elias Canetti, 25 Temmuz 1905‘de Bulgaristan'ın Rusçuk kentinde doğdu. Yahudi bir ailenin çocuğu olan Elias, 1911 yılına kadar burada yaşadı. Daha sonra aile önce İngiltere‘ye, babasının ölümüyle de Viyana‘ya taşındı. Böylece Elias, Ladino, Bulgarca, İngilizce ve Fransızcanın yanında Almanca da öğrendi. Gelecekte de eserlerini hep Almanca yazacaktı.

1916‘da Viyana'da kimya öğrenimi gördüğü sıralarda edebiyata da merak salmaya başladı. Buradaki edebiyat çevrelerine yavaş yavaş girmeye başlayan Canetti, 1929 yılında Viyana Üniversitesi‘nden mezun oldu. Bsı ”Dahi Brutus”u yazdı.

1927 yılında Viyana Adalet Sarayı'nın öfkeli bir kalabalık tarafından yakılmasından çok etkilenen yazar, bu tarihten sonra toplumdaki davranış bozuklukları üzerine yazmaya ve araştırmaya başladı.

1928 yılındaki Berlin seyahatinde Bertolt Brecht, Isaak Babel ve George Grosz ile tanıştı. Onlardan da etkilenerek insanın çılgınlıkları üzerine bir çok roman yazdı. 30 yaşında tamamlayacağı ”Körleşme” adlı başyapıtında da yine bundan ilham aldı. 1930'lu yılların başında Amerikalı yazar Upton Sinclair‘in eserlerini çeviren Canetti, 1934 yılında kendisi gibi yazar olan Veza Taubner-Calderon'la evlendi. Bu sırada ”Düğün” ve ”Kibir Komedisi” isimli iki tiyatro oyunu yazdı. ”Kibir Komedisi”, absürd tiyatronun ilk örneklerinden biri olarak görüldü.

Nazilerin Viyana'yı işgal etmelerinden kısa bir süre önce Paris‘e taşınan yazarın 1935 yılında basılan büyük eseri ”Körleşme” Nazi yönetimi tarafından yasaklanan kitaplar arasına girdi. Ama bu eserin başarısını gölgeleyemedi, ”Körleşme” Avrupa ve Amerika'da bir çok edebiyat otoritesinin dikkati çekti ve yoğun ilgi gördü.

Paris'ten Londra‘ya taşınan yazar, 1952 yılında vatandaşlık hakkı kazanarak hayatının büyük bölümünü burda geçirdi. 1960 ylda kafasında olgunlaştırdığı düşüncelerini bir diğer başyapıta dönüştürdü ve ”Kitle ve İktidar” yayınlandı. 1971'de Hera Buschor adında bir restoratörle ikinci kez evlendi. Böylece İsviçre'ye taşınan yazar son yirmi yılını Zürih‘te geçirdi ve 14 Ağustos 1994 yılında burada toprağa verildi. Canetti, vasiyeti üzerine ünlü yazar James Joyce‘un yanına gömüldü.

Nobel Ödülü dahil bir çok ödülün de sahibi olan usta yazar 20. yüzyılın toplum ve insan psikolojisine ışık tutan bir çok değerli eser bırakmıştır.

Başlıca Eserleri

Körleşme (Die Blendung)1935
Düğün (Die Hochzeit) 1932
Kibir Komedisi (Komodie der Eitelkeit) 1934
Sayılı Gün (Die Befristeten) 1956
Kitle ve İktidar (Masse und Macht) 1960
Kurtarılmış Dil (Die Gerettete Zunge) 1977
Kulaktaki Meşale (Die Fackel im Ohr) 1980
İnsanın Sılası (Die Provinz des Menschen) 1973
Sözcüklerin Bilinci (Das Gewissen der Worte) 1975

Ödülleri

Nobel Ödülü,Franz Nabl Ödülü, Nelly Sachs Ödülü, Europa Prato Ödülü, Johann Peter Hebel Ödülü ve Kafka Ödülü.



Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş