Bir milletin en büyük gücü ne ordusudur ne de ekonomik imkânlarıdır. Bir milleti ayakta tutan asıl unsur; dili, kültürü, inancı, gelenekleri ve ortak hafızasıdır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz kültür devrimi de tam olarak burada başlamalıdır: Öz dilimize, öz kimliğimize ve öz değerlerimize sahip çıkarak.
Yüzyıllardır farklı coğrafyalarda varlığını sürdüren Türk milleti, köklü medeniyet birikimini İslam'ın ahlaki ve manevi değerleriyle harmanlayarak eşsiz bir kültür meydana getirmiştir. Ancak son yıllarda özellikle Batı kaynaklı emperyal kültürel etkiler, medya, eğlence ve tüketim alışkanlıkları üzerinden toplumların kimliklerini dönüştürmeye çalışmaktadır. Başka milletlerden kopyalanan, taklit edilen ve çoğu zaman bize ait olmayan yaşam biçimlerinin sorgusuz sualsiz benimsenmesi, kültürel bağımsızlığımızı zedelemektedir.
Kültür devrimi, başkalarının ürettiklerini taklit etmek değil; kendi değerlerimizi yeniden keşfetmek ve onları geleceğe taşımaktır. Öz dilimize sahip çıkmak, kelimelerimizin taşıdığı tarihi ve anlam dünyasını korumak bu devrimin ilk adımıdır. Çünkü dilini kaybeden milletler, zamanla hafızalarını ve kimliklerini de kaybederler.
Bizler hem Türk kültürüne hem de İslami değerlere aynı anda sahip çıkabilecek köklü bir medeniyetin mirasçılarıyız. Misafirperverliğimiz, büyüğe saygımız, küçüğe sevgimiz, aile bağlarımız, dayanışma ruhumuz, komşuluk ilişkilerimiz ve ahlaki değerlerimiz bizi biz yapan temel unsurlardır. Dünyaya kendimizi tanıtan da işte bu zenginliklerdir.
Bu nedenle kültür devriminin merkezi eğitim yuvaları olmalıdır. Öğrencilerimize sadece akademik bilgi vermek yeterli değildir. Onlara masallarımızı, destanlarımızı, türkülerimizi, atasözlerimizi, geleneklerimizi ve medeniyet değerlerimizi de aktarmalıyız. Kültürel mirasın nesilden nesile taşınmasıyla gerçekleşecek bir dönüşüm, birkaç yıla değil yüzyıllara yayılacak kalıcı bir devrim olacaktır.
Kendi kültürünü üretmeyen toplumlar, başkalarının kültürel etkisi altında yaşamaya mahkûm kalırlar. Taklit edilen kültürler bireyleri özgürleştirmez; aksine onları etkilenmiş birer takipçi hâline getirir. Kopyalanmış bir kültürle büyüyen nesiller, kendi medeniyetlerini inşa etmek yerine başkalarının düşünce ve yaşam tarzlarının emir eri olmaya sürüklenirler.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, geçmişe saplanıp kalmak değil; köklerinden güç alarak geleceği inşa etmektir. Kültür devrimi; öz dilimize sahip çıkan, Türk ve İslam medeniyetinin değerlerini yaşatan, geleneklerini koruyan ve bunları yeni nesillere aktaran bir bilinç hareketiyle mümkün olacaktır. Çünkü ancak kendi kimliğini koruyan milletler geleceğe güvenle yürüyebilir.
Tarık Zafer Kırımlı/TİMETÜRK