$

Dolar

46,2802

Euro

53,7013

£

Sterlin

62,1697

Frank

58,2361

Gram Altın

6.407,5700

Bitcoin

3.065.720

$

Dolar

46,2802

Euro

53,7013

£

Sterlin

62,1697

Frank

58,2361

Gram Altın

6.407,5700

Bitcoin

3.065.720

Makale 16.06.2026 5 dk okuma

İran hatıraları ve istihbarat zafiyeti

Paylaş:

Urumiye günleri her açıdan hareketli. Şimdiki konumuz, ciddiye alınmadığı için boşa giden bir istihbarat.

Vahit Özdemir: ’79 Ekim ayındayız, Başkonsolos Deve Yalçın namıyla meşhur eski bir milli basketbolcu. Boyu 1.98

Eşini ve çocuklarını görmek için Ankara’ya gitti . Yani yıllık izinde.

Urumiye Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görevli  bir öğretim üyesi, eşi Türk, bizi evine yemeğe çağırdı.

İranlı zenginlerin evleri çok geniş. Bazen gitmek istemiyordum, yanında diş fırçası, pijama falan götüreceksin. Zor iş. “Bizde hepsi var,” diyorlardı.

Hakikaten de öyle.

Açılmamış diş macunu, diş fırçaları, pijama. Hepsi hazır. Standartları çok yüksek. Oradaki diş hekimleri, doktorlar çok para kazanıyor.

Sekiz – on odalı villalarda oturuyorlar. Neyse gittik. Asurilerden de şarap almışlar, içiyorlar. Biri “İranlı Danuşçular” dedi.

Danuşçunun ne olduğunu bilmiyorum. Oradaki bir Azeri’ye “ne demek?” diye sordum. Üniversite öğrencisi demekmiş.

O arada da İranlı üniversite öğrencilerinin Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliğini işgal edeceğini söylüyorlar. Ben itiraz ediyorum, “olmaz!” diyorum. “Viyana Sözleşmesi, Uluslararası Anlaşma!” anlatıyorum. Buna mukabil: “Göreceksin!” diye ısrar ediyorlar. Bunlar sarhoş, herhalde ondan böyle konuşuyorlar diye düşünüyorum. Gece saat:24.00’de  Başkonsolosluğa döndüm. İçime kurt düştü: “Ya doğruysa?”

Tahran Büyükelçiliğine yıldırım kripto çektim: “Bugün bulunduğum bir davette öğretim üyelerinden bir tanesi kısa süre içinde İranlı öğrencilerin Amerika’nın Tahran Büyükelçiliğini işgal edeceklerini söylemiştir. Ben konu hakkında fazla yorum yapmadım. Sadece dinlemekle yetindim. Keyfiyeti kayd-ı ihtiyatla yüksek bilgilerine saygılarımla arzederim. Vahit Özdemir”

Ertesi sabah, Büyükelçiliğin Urumiye ve Tebriz Başkonsolosluğundan sorumlu ikinci adamı arıyor: “E, kardeşim, böyle kripto mu çekilir!” Bağırıyor, çağırıyor. Açıklıyorum: “Efendim, bunları duydum. Üstelik yüzde yüz doğru demedim, kayd-ı ihtiyatla diye yazdım.”

Kısacası; ABD Büyükelçiliği basılacak, dedim diye fırça yedim. Üstünden on gün geçmedi. Tahran’daki Amerikan Büyükelçiliği resmen işgal edildi. Oradaki tek hatam meseleyi sadece Tahran Büyükelçiliği’ne bildirmek oldu. Bakanlığa bildirmedim, Büyükelçiliği atlayarak onları kızdırmak istemedim.

Aralık-1978’de Şah aleyhtarı gösteri yapanlar önce ABD’in Tebriz Konsolosluğuna girmek istiyorlar, deniz piyadeleri 3-5 göstericiyi vurunca kızgın göstericiler Türkiye’nin Başkonsolosluğunu ateşe veriyorlar.

1.50 boyundaki Başkonsolos Ömer Kaya Güvenlik Ataşesi Hamza sayesinde canını zor kurtarıyor ve Tebriz’deki Hava Üssüne sığınmak mecburiyetinde kalıyor.

İran’ın resmi mezhebi ŞİA yani Şİİ.

Türklerin ve şiilerin yoğun olduğu bölgeye sünni ve 1.50 boyunda Ömer Kaya isminde bir Başkonsolos tayin etmek rahmetli Menderes’in deyimiyle FAHİŞ BİR HATA.

Şiiler Osman, Bekir ve Ömer gibi isimlerden adeta nefret ederler.

Meraklanıyorum. Ardı ardına soruları sıralıyorum.

Özlem Pekcan: Büyükelçilik’ten sonra Size bir karşılık geldi mi? Sizi taltif edecek bir şey yaptılar mı? Türkiye’ye bildirmişler mi?

Vahit Bey’in hepsine cevabı aynı oluyor: “Hayır!”

Vahit Özdemir: Aksine toy olmakla, yol yordam bilmemekle suçlandım. Hâlbuki Siz de bilirsiniz, istihbaratın %80’i-%90’ı açık istihbarata dayanır.

KAVAS DARBE İHBARI YAPIYOR O DA DİKKATE ALINMIYOR

Vahit Özdemir: Başka bir örnek vereyim. 2013 yılında Mısır’daki Kahire Büyükelçiliği’nde çalışan bir Kavas yani Odacı, bir sebepten Türkiye’de iken Bakanlığa geliyor, birilerine diyor ki: “Mısır karışık. Yakında askeri bir darbe olabilir.”

Adam sürekli halkın içinde, Hataylı ve Arapça biliyor. Ama bizimkiler odacı diye onu pek ciddiye almıyorlar.

Fakat kulaklarına kar suyu kaçıyor. Büyükelçiyi arıyorlar. Büyükelçi tepki gösteriyor: “Olur mu efendim! On paralık odacıya mı inanıyorsunuz, bana mı inanıyorsunuz?”

Üstünden iki ay geçmiyor, Sisi iş başına geliyor. 

Sohbet esnasında Tahran’daki olaydan bahsettiğim bir personel daire başkanı arkadaşım anlattı bu olayı: “Senin avantajın Türkçe biliyorsun İran’dasın. Kavasın ki de Mısır’da Arapça bilmek, sürekli çarşıda pazarda halkın içinde.” Büyükelçiye gelince, adam oturduğu yerde. Sokağa bile çıkmıyor. Halbuki Dışişleri mensuplarının bir işi de istihbarattır. Bir nev’i resmi casus.

Bizde devletin reorganize edilmesi lazım. Değişik bakanlıklarda, siyasete girmemek kaydıyla, çok iyi yetişmiş kişiler var. Lisan biliyor. Mesela kurmay albay, mesela tıp doktoru. Bunları al, eğitim ver, sonra dışarıda değerlendir. İyi bir diyanet işleri başkanı Suudi Arabistan’a, iyi bir petrol mühendisi körfez ülkelerine atanabilir. 

Sözün tamamlandığı sırada çalan telefonla minik bir ara veriyoruz. Ardından, orada tanıştığı başka önemli bir ismi anlatmaya koyuluyor Vahit Bey.(devam edecek)

NEREDEN NEREYE?

Vahit Özdemir/TİMETÜRK

Etiketler:
Vahit Özdemir
Vahit Özdemir

Köşe Yazarı