Yeni Dünya Düzeni ve Yapay Zekâ
Davos 2026'nın sahnesinde, aynı anda iki gerçek konuşuldu. Birincisi, 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan “kurallı düzenin” çatırdadığı. İkincisi, o çatlaklardan sızan yeni düzenin yakıtının yapay zekâ ve dijital dönüşüm olduğu.
Bu sene Davos'ta “gelecek” kelimesi fazla romantik kaçtı, çünkü liderlerin ve CEO'ların dili açıkça şunu söylüyor, “Dönüşüm yarın değil, BUGÜN”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un uyarısı, aslında bütün salonun ruh halini özetleyen bir cümleye dönüştü: Kuralsız bir dünya, uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı ve güçlünün hukukunun belirleyici olduğu bir iklim… Bu, sadece diplomatik bir kaygı değil, artık ekonomi, enerji, teknoloji ve güvenliğin tek bir şok dalgasında birleştiği yeni dönemin tanımı.
Kuralların Eridiği Yerde “Hesap” Başlar
Yeni dünya düzeni, ideallerin değil hesapların düzeni. Büyük güç rekabeti, diplomatik metinlerden çıkıp tedarik zincirlerine, çip kotalarına, enerji arzına, veri merkezlerine, yaptırım mimarisine ve nihayetinde algoritmalara taşındı.
Davos'ta esas mesele “kim haklı” sorusu değil, “kim dayanıklı” sorusu. Dayanıklılık ise artık sadece askeri kapasiteyle değil, enerji + veri + yapay zekâ üçgeniyle ölçülüyor.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz'in altını çizdiği gibi, ekonomik rekabetçilik ile jeopolitik etki aynı madalyonun iki yüzü: “Ekonomik rekabetçilik… küresel siyaseti şekillendirme kabiliyeti… aynı madalyonun iki yüzü.” Burada ima edilen şu: Eğer ekonominiz ve sanayiniz teknolojik olarak hızlanamıyorsa, masada sandalye değil, tribünde seyirci olursunuz.
Trump Sonrası Dünya
Trump'ın Davos konuşması, yeni düzenin sert yüzünü gösteren pragmatik bir manifesto gibiydi: büyüme, üretim, tarife, enerji ve güç dili.
Yapay zekâya geldiğinde ise meseleyi romantikleştirmeden söyledi, AI yarışını belirleyecek olan şey, elektrik kapasitesi. Hatta “AI tesislerini” beslemek için mevcut enerjinin iki katından fazlasına ihtiyaç duyulduğunu vurgulayıp büyük şirketlerin kendi üretim kapasitesini kurmasına alan açtığını anlattı.
Bu, çok kritik bir kırılma: Yapay zekâ artık “uygulama” değil, ulusal altyapı. Altyapı olunca da devletlerin refleksi değişiyor: regülasyon, teşvik, kamu alımı, enerji planlaması, yerli çip, veri egemenliği… Hepsi aynı dosyanın içinde.
Teknoloji CEO'ları: “Zekâ Eşiği” ile “Enerji Duvarı” Arasında
Bu yıl Davos'ta teknoloji liderleri iki cümlelik bir çerçeveye sıkışmış gibiydi:
Zekâ hızlanıyor.
Fiziksel dünya fren oluyor.
Elon Musk, “Bu yılın sonunda… en geç gelecek yıl… herhangi bir insandan daha akıllı AI” ihtimalini dile getirirken, bir yandan da “herkesin bir robotu olacağı” bolluk anlatısını kurdu.
Bu iddia, yatırımcıyı, devleti, toplumu aynı anda ayağa kaldıran türden. Ama hemen arkasından gelen asıl cümle, çağın çıplak gerçeği, enerji ve çip kapasitesi bir duvara dönüşüyor.
NVIDIA CEO'su Jensen Huang ise Avrupa'ya doğrudan bir strateji önerdi: AI altyapısını, güçlü üretim kabiliyetiyle birleştirip “erken girme” ve “sıçrama (leapfrog)” fırsatı.
Yani mesaj net: Bu yarış, sadece model yarışı değil; altyapı ve sanayi yarışı.
Bu cümleyi ülkemiz için tercüme edelim. Kendi kapasiteni artıracaksın, ama doğru ortaklıkları kurmadan, doğru katmanlarda iş birliği yapmadan, ölçeklenebilir bir AI ekonomisi kuramazsın.
Egemenlik, bağlantısızlık değil, doğru bağları kurma sanatıdır.
Savaşın yeni dili: cephe hattı + dron hattı + veri hattı
Ukrayna Cumhurbaşkanı konuşmasında, savaşın teknolojik dönüşümü çıplak biçimde ortada: dron teknolojilerinin cephe dinamiklerini nasıl değiştirdiğini anlatırken, savaşın “online görülen” bir boyut kazandığını vurguluyor. Bu, günümüz jeopolitiğinin ana fotoğrafı: Artık savaş senaryoları yalnızca tank ve top değil; dron sürüleri, uydu bağlantıları, siber operasyonlar, dezenformasyon, algoritmik hedefleme.
Bu nedenle 3. Dünya Savaşı tartışmalarını “tek bir büyük patlama” senaryosu gibi okumak yanıltıcı.
Yeni düzenin sancısı, daha çok parçalı krizler şeklinde ilerliyor: ticaret savaşları, enerji savaşları, veri savaşları, vekâlet savaşları, iç siyaset kırılmaları… Hepsi aynı “küresel stres testi”.
Yapay zekâ yeni düzenin motoru, toplumun yeni sınavı olacak
Davos'un en net cümlesi şuydu: AI büyürken enerji sistemi zorlanıyor; ama doğru yönetilirse AI, enerji dönüşümünü de hızlandırabilir.
Buradan sosyolojik düzleme geçelim. Yapay zekâ, topluma üç dalga halinde çarpıyor:
Emek dalgası: Giriş seviyesindeki işler, bürokratik işler, tekrarlı işler hızla dönüşüyor. Bu, sadece “iş kaybı” değil; sınıf atlama merdiveninin basamaklarının kırılması riskidir.
Gerçeklik dalgası: Deepfake, AI içerik seli, propaganda ve algı yönetimi; yani “hakikat”in kurumsal zeminini aşındıran bir dalga.
Egemenlik dalgası: Veri, bulut, çip, enerji… AI'ı kim kurarsa, toplumun hızını o belirler.
Davos 2026 bize şunu söylüyor
Kurallar eriyor; güç biçim değiştiriyor.
AI bir yazılım değil; ulusal altyapıdır.
Enerjiyi çözmeyen, yapay zekâyı ölçekleyemez.
Savaşın cephesi artık veri merkezlerinin gölgesinde büyüyor.
Ve benim bu tabloya ekleyeceğim cümle şu;
Yeni dünya düzeni kapıda değil; çoktan içeri girdi.
Biz hâlâ hazırlık listeleri yaparken, birileri çoktan temelleri attı, duvarları ördü, sistemi kurdu.
Davos'un doğum sancısı burada: Eski düzen ölürken yenisi doğuyor. Doğumun adı teknoloji, sancının adı jeopolitik.
Ve bu doğumun ebesi, yapay zekâ ile dijital dönüşümün hızıdır.