Dolar

44,3675

Euro

51,4431

Altın

6.349,12

Bist

12.963,87

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ AYDINLAR

7 Ay Önce Güncellendi

2025-08-25 17:19:43

Halil Yakut

Karanlık, güneşin batmasına münhasır bir durum değil; ilim, izan ve marifetten beslenemeyenlerin gün gibi aydınlığa kör olma durumudur.

Modernliğin, kadına biçilen kaftan üzerinden cinsiyet temelli tanımlandığı ve ‘aydın'lığın katıldığı kokteyl istatistiklerine göre belirlendiği bir zamanda hepimiz karanlıktayız.

Moda ki geçmişin usaresini hazmederek şekilden kurtulup biçilmiş bir kalıba giydirilemeyen bir sıçramadır.

Modernlik ve aydınlık arasındaki terakkiperver sloganlarımız da günün modasına uygun adım marşla günümüzü bile kurtarmıyor aslında.

Artist olmanın ölçüsünün kesinlikle yakışıklılık olmadığını Bilo'dan hareketle çok sonradan anlamış olan ben, neden sonra aydın olmanın bir gazete köşesinde yazarak veya bir tv kanalında konuşarak olmayacağını da anladım.

Aydın adamın, modaya göre tanımlandığı bir zaman üzere çağın dayattığı demagojik kavramlarla dır dırlamasının insanı ikna etmiyor olması da bundan.

Aydın insan, şimşeklerin çaktığı olaylarda herkesin gördüğünü anlatan muhabir değil, vukuattan önce şimşeğin çakacağını tahmin edebilen mürekkep ehlidir.

Yıllardır konuşan aydınlarımız, tekrar etmenin ahsenliğine kanarak aynı şeyleri anlatmaktan bıkmayıp kaşıklarıyla çorba içildiğinin yanılgısını da idrak edemediler.

Bu kadar aydının olduğu bir ülkede gündemi, iyi ve yaşanabilir bir hayata evirebilecek kadar elle tutulur beyanları olan bir fikir ustası yoksa, televizyonlarda gördüğümüz aydınlar değil sadece ekranlardan yansıyan silüetlerdir.

Olmaması gerekenleri konuşmakla mahir aydın kitlemiz, kendilerini izleyenlerin ne konuştuğunu ezberlediklerinin farkında değil.

Aynı söylem ve aynı tezlerle hiçbir senteze varmayan, ve yeni bir hipotez de öne süremeyen, her biri bir uçta gezinen açıklamalar kimseyi kandırmıyor.

Empati denilen batı soylu bu kelimenin maiyetine girmiş fakat mahiyetini yaşamakta özürlü entelektüellerimiz sadece kendi saflarını sıklaştırmakta ve sadece üzerlerine Allah'ın rahmetini dilemektedirler.

Acının bir tarafından tutup diğer yarısını görmezlikten gelmekte her birisi...

Hakkın kendine olan payını alıp diğerini gasp etmekle izole edilmiş kavramaları, ötekilerine körleşmiş ve sağırlaşmış idrakleri ancak günübirlik konuşmalarına yetmektedir.

Olması gerekenler üzerine fikir yürütmekte topallaşan zihniyet ve algıları, nefsin kudretine tapan egolarını ıslah edecek bir amennayı da beraberinde malülen hüviyetsiz bırakmıştır.

Aydın insan, kişiye odaklı bir sahne ışığı değildir.

Aydın, uç noktalarına kadar bütün odayı aydınlatan bir ampul gibidir.

“Yağımız pilavımızın üstüne” diye tercüme edebildiğim Kürt atasözümüzle tarif edilebilecek kendine Müslüman aydınlar, islamın kendilerine yarayan işaretlerini her yolun başına dikmekte hamasi bir hamakat içindedirler.

Dinin bütün ideolojik sistemler üstü aşkın yapısına muhalif söylemleriyle insanları ikna etmeye çalışan bu zümre, sistemlerin pençesinden kurtulamamanın sancısıyla kıvranmakta her söylediğiyle de bizi imana çağırmaktadırlar.

Müslüman aydının, konuşmaları, temennileri ve duaları, aynı kıbleye dönen insanların Kabe'nin neresinden bakarsan kıbledir gibi bir anlayış ve dairevi bir kucaklamayla olmalıdır.

Yoksa sadece belirli bir coğrafik konumdan kendilerine esmesini istedikleri rahmet rüzgarları kendilerini helaka götüren bir fırtınaya dönüşebilir.

Genetiği değiştirilmiş organizmal aydınların, toprağa ayak basan her insana kök salan bir duruşu elzemdir.

Münevver olmak bunu gerektirir. Bütün sıkıntımız da burada yatmaktadır.

Eğer aydın diye addedilen kimseler kendisini, turşusunu kuran cemaat, dernek ve benzeri yapıların prangalarından kurtaramazsa kimseye hitap edemez.

Bu yüzdendir ki aydınların üç kuruşluk konuşmaları bir köfte bile etmiyor, aydınlığa acıkmış karanlığımızda.

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Köprüden atlayan kadın TikTok fenomeni çıktı

Haber Ara