Dolar

43,7575

Euro

51,5967

Altın

7.034,77

Bist

13.804,21

Mavi Marmara'nın 12. duruşması tamamlandı

Mahkeme, Türkiye ile İsrail arasında imzalanan antlaşmanın yürürlüğe girip girmediğinin araştırılmasına, sonuca ulaşılamaması durumunda anlaşmanın yürürlüğe girip girmediğinin ilgili yerlerden sorulmasına karar verdi.

10 Yıl Önce Güncellendi

2016-09-20 16:04:07

Mavi Marmara'nın 12. duruşması tamamlandı

TİMETURK | HABER MERKEZİ
PINAR HİLAL BALTA

AA'nın aktardığı habere göre Gazze'ye insani yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine Akdeniz'in uluslararası sularında düzenlenen saldırıya ilişkin aralarında dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi'nin de yer aldığı 4 sanığın yargılanmasına devam edildi. Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması'nın Resmi Gazete'de yayınlanmasının ardından yapılan İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, haklarında yakalama kararı çıkarılan sanıklar katılmazken, tarafları avukatları temsil etti.

Duruşmada ifade veren müşteki-mağdur İHH Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Aydın, vakıf olarak başta Filistinliler olmak üzere dünyadaki tüm mağdurlara ulaşmaya çalıştıklarını ifade ederek, bu kapsamda 2010'da Mavi Marmara gemisiyle Filistinlilerin mağduriyetini dünyaya duyurmak için yola çıktıklarını söyledi. Gemi Antalya'dan hareket etmeden önce gümrük ve güvenlik işlemlerinin yapıldığını aktaran Aydın, olay sırasında reji odasında bulunduğu belirterek, yaşadıklarını şöyle anlattı:

''İsrail gemileri, saat 22.00 sularında bizi takibe başladı. Bu sırada gemiden canlı yayın yapmaya başladık. Evvela canlı yayınımızı kestiler. Daha sonra zodyakların gemiye yanaşmaya başladığı sırada silah sesleri gelmeye başladı. Reji odasından gemiye yerleştiren 40 kamera vardı. Bu nedenle her olayı buradan görebiliyorduk. İlk önce Cevdet Kılıçlar'ın şehit edilmesine şahit oldum. Daha sonra İsrail askerleri tarafından vurulan yaralılar taşınmaya başlandı. Daha sonra elektrik gidince kameralar kapandı. Bu ana kadar her şey kamera kayıtlarında vardı. Ancak İsrail, bu kayıtları vermedi. İsrail kendine güveniyorsa görüntü kayıtlarını versin."

Aydın, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılma talebinde bulundu. Duruşmada, diğer müştekilerin ifadesi alındıktan sonra avukatlar söz aldı.

"TAZMİNAT GEREKÇE GÖSTERİLEREK DAVANIN DÜŞÜRÜLMESİ TALEP EDİLDİ"

Sanıkların avukatları, Türkiye ile İsrail Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması gereği davanın düşürülmesini talep etti. Müşteki avukatları da anlaşmaya ilişkin beyanda bulunmak için süre istedi.

MAHKEME "ANLAŞMA ARAŞTIRILSIN" DEDİ

Talepleri karara bağlayan mahkeme heyeti, duruşmada dinlenilen 4 müştekinin davaya katılma talebinin kabulüne karar verdi. Heyet, Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devleti Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması'nın 6. maddesinde yürürlüğe girme şartlarının belirtildiğini ifade ederek, anlaşmanın yürürlüğe girip girmediği, girmişse girme tarihinin araştırılmasına, duruşma arasında yapılacak araştırmalar ile sonuca ulaşılamaması durumunda antlaşmanın yürürlüğe girip girmediği hususunun ilgili yerden sorulmasına hükmetti.

NE ZAMANA ERTELENDİ?

Heyet, katılan avukatlarına antlaşmanın davaya etkisinin olup olmadığı husunda beyanda bulunmaları için süre vererek, duruşmayı 19 Ekim'e erteledi.

20160920_2_19169615_14324187_Web

İHH BAŞKANI'NDAN AÇIKLAMA

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, duruşma öncesinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde gazetecilere açıklama yaptı. Türkiye ile İsrail arasındaki anlaşmaya işaret eden Yıldırım, Türkiye'nin tüm iyi niyetine, Meclis'in çabalarına rağmen İsrail'in verdiği sözü tutmadığını, anlaşmanın hemen ardından Gazze'ye ve Mescid-i Aksa'ya saldırdığını söyledi. Yıldırım, hak arayışlarından vazgeçmeyeceklerini vurgulayarak, ''İsrail, '20 milyon doları veriyorum' diyor, bir taraftan da bir Türk firmasına 40 milyon dolar sebepsiz yere para cezası kesiyor" dedi.

İspanya'dan Gazze'ye gidecek bir filonun organize edildiğini, kendilerinin de bu organizasyonun bir parçası olduklarını kaydeden Yıldırım, abluka kalkana kadar mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini ifade etti. Yıldırım, İspanya'dan gidecek gemide sadece kadınların yer alacağını anlattı.

20160920_2_19169615_14324188_Web

DAVA NEDEN DÜŞMEDİ?

Mavi Marmara davasının müşteki-mağdur avukatlarından Cihat Gökdemir de herkesin anlaşmadan sonra davanın düşmesini beklediğini belirterek, ''Ancak dava düşmedi. Çünkü bu bir ceza davası. Tazminat davaları düşebilir ancak ceza davaları, beraat veya mahkumiyet ile sonuçlanıncaya kadar düşmez. Eğer düşürülürse hem Türkiye'de hem de uluslararası arenada hak arayışımızı sonuna kadar sürdüreceğiz' diye konuştu.

MAHKEMENİN KARARI NE ANLAMA GELİYOR?

Adalet Bakanlığı'ndan henüz bu anlaşmayla ilgili mahkemeye gelen bir şey olmadığını aktaran Gökdemir, "Bu yazı gelirse mahkemenin tavrı ne olacak hepimiz göreceğiz. Mahkemenin bu davayı düşürmeyeceğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

20160920_2_19169615_14324190_Web

CEZA İSTEMLERİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Aluf Gabiel Ashknazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom, İstihbarat Başkanı Amos Yadlin ve Hava Kuvvetleri Komutanı Avishay Levi hakkında, "canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçuna azmettirmek"ten 9 kez ağırlaştırılmış müebbet, "mala zarar vermeye azmettirmek", "yağma suçuna azmettirmek", "eziyet suçuna azmettirmek", "haberleşmenin engellenmesine azmettirmek", "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçuna azmettirmek", "yaralama suçuna azmettirmek" ve "silahla yaralama suçuna azmettirmek"ten de toplam 18 bin 32'şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.

adilint
netice olarak, tazminat davası düşebilir, ceza davası sürer, seçenekler çok..
akilint
4--Koruma İlkesi (Korunma İlkesi) [Jurisdiction based on the protective principle]:Eğer bir ülkenin ulusal güvenliği, para veya pasaport ya da bayrak gibi milli birlik sembolleri, ekonomik menfaatleri veya kurumları işlenen suç tarafından tehlikeye atılmaktaysa, “koruma ilkesi” o devlet aygıtının düzen tesis etme aracıdır. Yani koruma ilkesi ile devletler genel olarak milli menfaatlerini tehlikeye atan eylemleri kendi ceza yargılamasına tabi kılmaktadır. Bu bağlamdakoruma ilkesi geleneksel bir yetki biçimidir. (5237 sayılı TCK’nın “Yabancı Tarafından İşlenen Suçlar” 12-13.maddeler.)
adilint
Uluslararası nitelikli yargılamlarda, usul ve esaslar ile yetki önemlidir.. hatalı işlemlerde karar bozulur, işlem yapılamaz... hukuk, siyasi oyunlara bakmaz, fiil ve yasal kapsama bakar.. Evrensel Hukuki Hususlar;1-Yer Yönünden Yetki İlkesi (Mülkilik ya da Ülkesellik İlkesi) [Jurisdiction based on the territoriality principle]: Bu ilke, her devletin kendisinin hâkimiyet alanı içerisinde meydana gelmiş olan bir suçu kovuşturma, yargılama ve cezalandırma yetkisini düzenlemektedir...
akilint
5--Evrensel Yetki (Universal Jurisdiction): Bazı suçlar o kadar kötü ve ağırdırlar ki bütün insanlık bu suçların faillerini adaletin önüne behemehal getirebilmelidir. Evrensel Yetki, devletlerin sadece ve sadece suçun doğasına dayanarak ceza yargılaması yapabilme yetki ve sorumluluğudur. Suç mahalli, failin milliyeti, mağdurun milliyeti veya yargılama yetkisini kullanan devlet ile herhangi bir bağ, evrensel yetki uygulaması için gerekli değildir..(5237 sayılı TCK’nın 13.maddesinde evrensel suçlar düzenlenmiştir)
adilint
2-. Etken Kişilik İlkesi (Faile Göre Şahsilik İlkesi) [Jurisdiction based on the active personality principle]: Failin milliyetinin önemli olduğu bu ilke, ratione personae, devletlerin kendi sınırları dışında suç işleyen vatandaşlarının kovuşturma ve yargılama yetkisini ifade etmektedir.Çünkü, kişi ülke içinde olduğu kadar, ülke dışında da vatandaşlık bağı ile bağlı olduğu devletin kanunları ile bağlıdır...5237 sayılı TCK, etken kişilik ilkesini 11.maddesinde “Vatandaş Tarafından İşlenen Suç” başlığı altında düzenlemiştir...
adilint
3- Edilgen Kişilik İlkesi (Mağdura Göre Şahsilik İlkesi) [Jurisdiction basedon the passive personality principle]: Her devlet vatandaşlarını, ülke sınırları içerisinde veya dışarısında korumak yetkisine sahip olduğu için vatandaşına karşıyurtdışında suç işleyen failleri cezalandırabilir. Mağdurun yani suçtan zarar görmüş kişinin milliyeti esası üzerine kurulu olan bu ilkenin tanımını tarihi Lotus davasında bulmaktadır.(TCK.7/1.madde-“Devletler genel hukukunda, karasuları ülkeden sayılır. TCK.8/1.2.madde devletin mülkünü, ülkesini ifade eder. ülke, karar, hava savası ve karasularından oluşur)

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

Ünlülere 'uyuşturucu' soruşturmasında 5 tutuklama

Haber Ara