$

Dolar

49,0186

€

Euro

55,5943

£

Sterlin

65,0808

₣

Frank

58,6768

₺

Gram Altın

6.546,4600

₿

Bitcoin

4.096.176

$

Dolar

49,0186

€

Euro

55,5943

£

Sterlin

65,0808

₣

Frank

58,6768

₺

Gram Altın

6.546,4600

₿

Bitcoin

4.096.176

Makale 01.10.2026 3 dk okuma

Fon krizi sözlüğü

Paylaş:

Eylül ayının ortalarında patlak veren ancak borsada işlem yapan pek çok kişinin yakından takip ettiği fon krizi, maalesef çok can yaktı. Yaklaşık 500 bin kişinin bu fonda parası kaldı, milyarlarca lira vurgundan söz ediliyor.

Uzmanı olmadığım bir konu hakkında yorum yapma hakkını kendimde görmüyorum. O sebeple bu köşede fon krizinin detaylarını değil, fon krizinde aklımıza gelen kelimeleri ve anlamlarını yazmaya çalışacağım.

A- Adalet: Her şeyin yerli yerine konulması, hak edene hak ettiğinin teslim edilmesi, mülkün temeli.

B- Borsa: Şirket hisselerinin, umutların, hırsların, tamahkârlığın, zahmetsiz zenginleşme hayallerinin alınıp satıldığı yer.

C- Cehalet: Paranın her kapıyı açacağına inanma gafleti, Hırsın aklı ve mantığı esir alma hali.

Ç- Çöküş: Güven duygusunun, ahlaki sınırların ve alın terine duyulan saygının yerle yeksan olması, yıkılma hâli.

D- Doyumsuzluk: Gözün ve gönlün bir türlü doymaması hastalığı, hep daha fazlasını isteyen nefsin kölesi olma durumu.

E- Ego: İnsanın kendi aklını kutsaması ve devasa kibrinin kurbanı olması durumu.

F- Fırsatçılık: Başkasının zaafını, çaresizliğini, umutlarını veya bilgi eksikliğini kendi cüzdanını şişirmek için bir basamak olarak görme acımasızlığı.

G- Güven: Bir kere kırıldığında bir daha asla eskisi gibi onarılamayan, milyarlarca doların bile satın alamayacağı, bugünlerde iflasa sürüklenmek istenen en hassas manevi kurum.

H- Hırs: Aklın ve vicdanın sesini susturan, elindekinden, itibarından ve karakterinden eden sinsi zehir.

K- Kanaat: Elindekiyle yetinmeyi bilmek, başkasının cebindekine göz dikmemek, tükenmeyen en büyük zenginlik.

I- Istırap: İtibarını kaybedenlerin aynaya bakarken hissettikleri tarifsiz ve derin acı.

İ- İtibar: Yıllarca ilmek ilmek dokunan ancak ihtiraslara yenik düşüldüğünde bir gecede yerle yeksan olan, parayla geri alınamayacak büyük servet.

L- Liyakat: Sözlüklerden yavaş yavaş silinen, sonuna yoksunluk eki geldiğinde her büyük krizin altında yatan neden.

M- Mağdur: Adalet arayanların ortak adı.

N- Netice: Şişirilen balonların patlama anı,  sert ve acımasız gerçeklik duvarı.

O- Oyun: Son perdesi hüsranla kapanan tehlikeli tiyatro, hile, desise.

Ö- Özeleştiri: İhtiraslarına yenik düşenlerden beklenen davranış, iç hesaplaşma, nefis muhasebesi.

P- Para: İtibarın, güvenin ve hatta izzetinefsin feda edildiği sahte put, kimilerinin amaç edindiği kirli araç.

R- Rant: Paradan para kazanmayı hedefleyen zihniyetin aradığı şey, haksız kazanç.

S- Sistem: Düzenek, milletin cebindeki almak için kurulan yöntemler bütünü.

Ş- Şeffaflık: Büyüyen krizlerin panzehri, açıklık.

T- Tamah: Felaketlerin kapısını sonuna kadar aralayan bitmek bilmeyen hastalıklı mal mülk arzusu. Açgözlü olma durumu.

U- Umut: Söndürülmesi yasak olan ancak söndürülmek için uğraşılan güven duygusu.

Ü- Üretim: Ter dökmek, gerçek refahın yegâne kaynağı.

V- Vurgun: Yıllarca biriktirilen tasarrufların ve geleceğe dair hayallerin vicdansızca gasp edilmesi.

Y- Yalan: Er ya da geç ortaya çıkan, söyleyeni mahcup eden, sahibini de ona inananı da yakan zehirli tohum.

Z- Ziyan: Yok olma, boş yere harcanma, koca bir ömrün ardından geriye kalan acı tablo.

 

Etiketler:
Muhsin Şenol
Muhsin Şenol

Köşe Yazarı