DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

2015-06-01 20:52:10

Malum, seçimlerde son düzlüğe girdik. Biliyorum, hepimizin karın ağrıları var. Sıkıntılarımız bazen nesnel bazen de objektif olabilir. Hatta şahsımıza karşı büyük bir haksızlık yapılmış da olabilir. Egomuzu her şeyin önüne geçirmenin başta bize olmak üzere kimseye faydası yok. Nihayet, seksen milyonluk bir Türkiye'de bir tane oy hakkımız var. Bazı durumlarda bağrımıza taş basmamız gerekir.

Oylarımızın yönünü şikâyetlerimiz belirlememeli. Aklıselimle düşünmeliyiz. Bakış açımız oldukça geniş olmalı. Bir oyun yanlış adrese gitmesinin yarın yaşayacağımız muhtemel sıkıntılara sebebiyet verebileceğini hesaba katmalıyız.

Bazı konulardaki sıkıntılı durumlarımız büyük fotoğrafı görmemizi engellememeli. Büyük fotoğraf nedir, diye bir soru aklınıza gelirse hatırlatayım:
Büyük fotoğraf ümmettir. Biz, Hz. Muhammed Mustafa'nın ümmetiyiz. Her türlü fikir eylem ve davranışımızda mihenk noktamız ümmet şuuru olmalıdır. Ümmetin maslahatı, bizim maslahatımızdır. Müslüman Türkiye'nin yeri İslam ümmetinin başköşesidir. Yerimizi bilmeli, yabancı mahfillerde beyhude dolanmamalıyız.

Bu seçimlerde dünyadaki Müslümanların dertleriyle ilgili bir söylem geliştirebilen var mı? Tüm muhalefet bir tür bir ufuk kararması yaşıyorlar. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere Suriye olaylarına Müslümanca bakış açısına yakışmayacak mülahazalarla bakıyorlar. İnsani politika insani bakış açısı gerektirdiği halde Esed zalimine arka çıkan insanların yanlış değerlendirmelerini görüyoruz. Bakış açılarındaki sakatlıkları dile getirmek babında şunları söyleyebiliriz:

1- Suriye'deki insanlık krizinin baş sorumlusu Esed'i bir zalim olarak görmemeleri, açıkça onunla işbirliği yapılabileceğini deklare etmeleri.

2- Her şeyin sorumlusu baş zalimi ziyaret amacıyla ayağına kadar giderek adeta kıyıma ve katliama teşvik etmeleri.

3- Ülkemizin kucak açtığı on binlerce Suriyeliyi baştan atılması gereken bir angarya gibi görmeleri, onları istenmeyen insanlar ilan etmeleri.
İşte arsızlık o boyuta ulaştı ki geçmişte Suriyelilere silah ve yardım gönderen Türkiye'nin bu davranışı bugünlerde büyük bir kabahat işlemiş gibi ortaya dökülüyor. Eğer o yardımlar gitmeseydi bugünlerde Bayır Bucak Türkmenlerin varlığından söz etmemiz mümkün olabilir miydi? Bir zalime karşı ırkdaşlarımıza insani yardım göndermenin neresi suç? Ne yani? Esed'in onları kıymasını televizyon seyreder gibi seyretmemiz mi gerekiyordu? Bu görüntüleri ortaya döken meşhur gazetecinin dini, milliyeti yok mu? Bu nasıl bir mantıktır böyle?

Eğer siz Ümmetin durumunu dikkate almayarak yine de şöyle konuşabilirsiniz: Müslüman Türkiye'den yanayım ama öyle yanlışlar yapıyorlar ki Müslümana yakışmıyor. Bunlara bu ülkede Müslümanların hafife alınmamasını öğretecek bir tavır içine girmemiz gerekir. Ben bu seçimde Ak Partiye oy vermeyi düşünmüyorum. Oy verebileceğim başka herhangi bir parti de yok. Bu seçimlerde benden oy yok.

Bu düşünce egonun tavan yapmasından başka bir anlam taşımıyor. Kime, ne faydası olabilir?

Ak Parti'nin bütün icraatlarını onaylamamız gerekmediği gibi kabul edemediğimiz uygulamalarından dolayı onu cezalandırmamız da mümkün değil. Zaten bir fert olarak buna gücümüz de yetmez.

Fetih Şöleni, ihtişamıyla bütün sorulara cevap niteliğindeydi. Kimse artık ufkumuzu karartacak söylemlerde bulunmasın. Çünkü Fetih Şöleni bazı şeyleri tescil etmiştir.

1-Davanın sahibi Recep Tayyip Erdoğan aynı zamanda bir dünya lideridir.

2-Ümmetin meseleleri onun boynunun borcudur. Sadece Türkiye'nin sorunlarıyla değil tüm İslam Alemi'nin problemleriyle de ilgilenecektir.

3-Türkiye resmen olmasa da fiilen başkanlık sistemine geçmiştir.

Daha başka sonuçlar da çıkarılabilir. Ancak ben ilk okumamda bunları gördüm.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş