Dolar

44,5922

Euro

51,5728

Altın

6.706,10

Bist

12.977,17

'Şu Kayı Boyu efsanesi'

Karar Gazetesi Yazarı Hakan Erdem, Kayı boyu efsanesini köşesine taşıdı.

10 Yıl Önce Güncellendi

2017-02-12 13:36:38

'Şu Kayı Boyu efsanesi'

TIMETURK|HABER MERKEZİ 

Karar Gazetesi Yazarı Hakan Erdem, Eğitim müfredatımızda yer alan Tarih kitaplarında anlatılan "Kayı boyu efsanesine" yönelik eşeltirilerde bulundu. 

Erdem, Kayı Boyu Efsanesinin gerçek olmadığını söyledi ve yeni müfredatta yer alıp almayacağı konusunda merakını dile getirdi. 

İşte yazarın konuyu ele aldığı "Şu Kayı Boyu efsanesi" adlı köşe yazısı;

"Malum okulların müfredatı değişiyor. Şimdi bakınca görülmeyen nice ayrıntıyı ancak kitaplar yazılınca görebileceğiz. Meselâ, Osmanlı Beyliği'nin kuruluşu konusu anlatılırken yine o kadim Kayı Boyu efsanesini tarihî bir gerçek gibi işleyip öğrencilere belletecek mi tarih ders kitapları?

"OSMANLILARIN KAYI OLMALARININ NE ÖNEMİ VAR?"

Kayı Boyu efsanesinin toplumda ne denli yerleştiği aşikâr bir gerçek ve bunda tarih eğitimimizin rolü herhâlde efsaneyi çıkaran eski Osmanlı kroniklerinden daha büyüktür.

Osmanlıların, Kayı olmalarının ne önemi vardır gibi bir soruya kafa yormak yerine belletileni amentü gibi tekrarlamak, eleştirel bakanlara veya hafif bir şüphe belirtenlere mukaddesata dil uzatmış gibi tepki vermek olağan hâllerimizden.

"EMİN OLMAMAK GEREK"

Yedi sekiz yıl önce bir televizyon programında Osmanlı'nın Kayı'dan olduğunu söyleyen kaynaklar kadar olmadığına işaret eden kaynakların da mevcut olduğunu dolayısıyla bu hususta bu kadar emin olmamak gerektiğini söylemiştim. Günlük bir gazetede nedense müstear adla yazan bir tarih-şinâs, bunu diline dolamış, Osmanlı'nın Kayı boyundan gelmediği yolundaki bu “hatama” özel bir önem atfetmiş ve aşırı cehaletime yormuştu. Yani ilk mektep okuyan çocuklar biliyordu da ben bilmiyordum. Şimdi de, mitinglerde, kitlesel toplantılarda gök zemin üzerine boy damgalı nev-icat “Kayı bayraklarının” sil baştan keşfedilmiş bir kimliği vurgulamak için nasıl bir şevkle dalgalandırıldığına veya “Kayı Obası” maceralarını Uzak Doğu filmlerinden fırlamış kostümlerle canlandıran dizilerin-filmlerin gördüğü rağbete bakarak efsanenin her zamankinden daha canlı olduğunu söyleyebilirim. Osmanlı Kayı'dır. Şüpheniz mi var?

Evet var. Sadece benim değil bütün bir ilim camiasının… Hep oldu. Anadolu topoğrafyasında Kayı isimli 94 yer ismi tesbit eden ve Oğuzlar hakkındaki çalışması hâlâ aşılamayan merhum Faruk Sümer'in çok ciddî şüpheleri vardı. Hatta efsanenin bugün belki Türkiye'deki gücünü herkesten daha fazla borçlu olduğu Fuat Köprülü bile ilim hayatının bir noktasında, sonradan bu konuda kendisiyle açıklaması güç bir tartışmaya giriştiği Paul Wittek gibi düşünmüştü:

“Nitekim ben de bir zamanlar P. Wittek'in yukarıda hulâsa ettiğim düşüncelerinden farksız mülâhazalara dayanarak, ‘Osmanlı sultanlarının Kayı'lardan olmadığı ve bunun, sonraki müellifler tarafından hususî bir maksatla uydurulduğu' mütalâasında idim; ve daha 1925 yılında bu fikrimi kısaca ortaya atmıştım.”

Fikrini niçin değiştirdiğini açıklayarak Wittek'e cevap veren 1943'teki Köprülü'dense bence, 1925'teki Köprülü'nün görüşleri isabetliydi. Dahası, Köprülü'nün yeni hiçbir belge veya kayıt bulunmaksızın görüşlerini değiştirmesi ve mevcut kaynakları çok üstünkörü, hatta bilgi saklayacak surette seçerek kullanması çok sorunludur. Neydi mesele, dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım.

Israrla söylediği budur. Dolayısıyla, tartıştığı Wittek'in, Osmanlı'yı küçük bir kabilenin kurmuş olamayacağı yolundaki görüşüne aslında pek de uzak durmaz. Ona göre, Osman Gazi, “Bizans hudutlarında yaşayan ehemmiyetsiz bir Kayı oymağının” beyidir:

“Lâkin, vaktiyle de ısrarla söylemiş olduğum gibi, devletin kuruluşunda, bunun hemen hiçbir te'siri olmamış ve Osmanlı Beyliği'nin siyasî tekâmülünde, hatta ilk safhalarda bile, hiçbir tribal te'sir kendini göstermemiştir. İşte bundan dolayıdır ki, imparatorluğun kuruluşundaki maddi ve mânevi her türlü âmilleri birer birer tetkik ederken, bu büyük hâdisede hiçbir rolü olmayan bu tribal menşe' mes'elesinin ehemmiyetsizliğini açıkça tebarüz ettirmekten hiç çekinmemiştim.”

Öyleyse, Köprülü'nün, Osmanlıların gerçekten de Kayı boyundan olduğuna dair kesin tarihî deliller bulduğunu ve kendisi bir önem atfettiğinden değil salt tarihî bir olguyu saptamak uğruna Kayı savunusuna giriştiğini veya böylesi delillerin yokluğunda güçlü karinelere dayanarak mantıkî argümanlar ileri sürdüğünü düşünmek durumundayız. Fakat biraz önce de söyledim, böyle bir şey de meydanda yok!

Köprülü'nün kaynak değerlendirmesi ve bir grup kaynağı başka bir gruba tercihi bilâkis fevkalâde sıkıntılıdır. Ona göre, Ahmedî'nin İskendernâme'si, anonim Târih-i âl-i Osman'ların birçoğu, Behcetü't-Tevârih, Âşıkpaşazâde Tarihi ve Oruç Bey Tarihi gibi birtakım vekâyinâmeler, Osmanlıların sadece Oğuz'lardan olduğunu söyler ve hangi boydan geldiklerini tasrih etmez. Fakat II. Murad döneminde yazılan Yazıcıoğlu Ali'nin Selçuknâme'si, Edineli Ruhî ve Lûtfî Paşa Tarihleri ve İdrîs Bitlisî'nin Heşt-Behişt'i Osmanlı hânedânının ve maiyetindeki kabilenin Kayı'lardan olduğunu açıkça söyler.

Gerçekten de Yazıcıoğlu Ali'nin büyük ihtimalle 1423 yılında kaleme aldığı Tevârih-i Âl-i Selçuk'da Osmanlı hanedanının, Oğuz boylarının en “ulusu” olan Kayı'dan geldiği vurgulu bir şekilde söylenmektedir. Wittek de zaten bu noktaya dikkat çekerek 15. Yüzyılda ortaya çıkan bu rivayeti şüpheli bulmuş, başka kaynaklarda farklı rivayetler olduğunu, ancak Yazıcızâde'nin eserinden sonra II. Murad'ın sikkelerinde Kayı damgası kullanıldığını ve Osmanlı hanedanının Kayı olmayı benimsediğini söylemişti.

Köprülü, neden Yazıcızâde'deki kaydı, bununla açıkça çelişen diğer kayıtlara tercih ettiğini söylemiyor. Hoş, bununla açıkça çelişen kayıtlar olduğunu da söylemiyor ki. Belki Yazıcızade'nin adlı adıyla “Kayı” diye yazması ve Osmanlı hanedanının bir kararsızlık ve belirsizlik döneminden sonra nihayet Kayı'da karar kılması birer sebeptir. Belki de kendisinin, Kayı efsanesinin, Osmanlı hanedanının Kayı boyunun hangi aşiretinden (Karakeçili) olduğuna varıncaya kadar “yeniden hatırlandığı” Abdülhamid döneminde eğitim görmüş olması bu tercihte rol oynamış olabilir.

"DELİLLER KUVVETLİ DEĞİL"

Köprülü'nün Osmanlı'nın Kayı'dan olduğunu ispatlamak uğruna serd ettiği mantıkî deliller de hiç kuvvetli değil. Osmanlı sultanları kendilerine “yalandan bir silsilenâme uydurmak isteselerdi”, Selçuklu hanedanını yetiştiren Kınık kabilesine mensup olduklarını iddia ederlermiş. Köprülü, üstelik Oğuz boyları hiyerarşisi içinde Gün Han'ın “büyük oğlu” Kayı'nın en prestijli boy olduğunu kendisi de kabul ettikten sonra, Osmanlıların başka bir hanedanın mensup olduğu kesin olan boya neden aidiyet iddia edeceklerinin hiçbir açıklamasını yapmamıştır. Kendi bağımsızlığı ve siyasî meşruiyetinin peşinde olan bir hanedanın 15. Yüzyılda, çoktan ortadan kalkmış ve hiçbir meşruiyeti mevcut olmayan bir hanedanla aynı boyu iddia etmeleri bilâkis tuhaf olmaz mıydı?"

 

 

 

cevdet kasim
osmanlılarin kayi boyundan olmasina neden karsi ciķıyorsunuzki osmanlılar kayi boyundandir
Kayiogulu
Birakindan gurur duyacagimiz bir efsanemiz olsun. Dogrudur yanlisdir, negatif bir yönü varmi? Kac yüz sene önceki bir seyi tartismaya ne gerek var?
Abc
Ne saçma bir yazı olmuş... okumayın değmez... Sayın yazar siz o anlasilmaz uydurukça kelimelerinizle şüphe içinde kalmayı sürdürün ne de olsa aydın beylerimiz ile münevver hanımlarımız bunu bir marifet zannediyorlar...
Kadir osmanoglu
Osmanlı'nın Kayı boyu tarafından kurulmasının vey kurulmamasının bir önemi olmadığını ilk okul öğrencisi bile anlar. Önemli olan Selçuklu'nun ve Osmanlı'nın nasıl kurulduğu değil yönetim biçimlerinin İslam olması önemli olan tarafı ve sizleri rahatsız eden yanı... İngiltere'nin on iki Yahudi kolundan biri tarafından kurulması veya kurulmaması çok mu önemli? Önemli olan yönetim biçimlerinin İslam'ı ortadan kaldırmak gibi bir misyonlarının olup olmadığı. Çokta kafana takma kuran kurmuş İslam ile yönetmiş.
Vatandas
Zati sahabelerin bir iki böyle televizyon programında seyretmiş tüm hep aynı absurtlukler bir iddia atıyor ortaya ama içi boş ,hani kaynağın nerede... bir ecnebinin iddiası ....Yorum sizin
Murat hüdavendigar
Bu karar gazetesinde yer alan arkadaşları birileri ciddiye almalı yoksa durum hiçte iyiye gitmiyor. Artık fikirsel fantazi denebilecek yazılar kaleme alıyorlar. Konuya girmeden sadece şunu söylemek isterim. 'Bu konuyu yazmak için çok düşünmüş ve sonunda yazmazsam olmaz' mı demiştir acaba kendileri.

Yorum Yap

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
SON VİDEO HABER

İnternetten silah satışına 35 gözaltı

Haber Ara