DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Cahide Sonku’nun hayatı dizi olacak; Cahide Sonku kimdir?

Televizyon yazarı Sina Koloğlu, Türkiye’de ilk kadın yönetmen olarak bilinen, tiyatro ve sinema oyuncusu (D. 1916, Yemen / San’â - Ö. 18 Mart 1981, İstanbul) Cahide Sonku’nun hayatının dizi filme taşınacağını yazdı

10.06.2021 17:58:36

Dün sektörde konuşulan konulardan biriydi. Kulağıma geldi. BKM Cahide Sonku'nun hayatını anlatan bir dizi projesine başlıyormuş. Proje, Netflix'e çekilecekmiş. “Sonku'yu kim oynar?” diye sektörden önemli bir yapımcıya sordum. “Vallahi Farah Zeynep Abdullah yakışır” dedi. Ne tesadüf, oyuncu ‘Masumlar Apartmanı'na veda etti. Bu arada Sonku'nun hayatı ile ilgili daha önce de bir girişim olmuştu.

Rafta duruyor

Gold Film bu işe soyundu. “Cahide Sonku ile bayağı ilgilenmiştim. Hatta elimde dört bölüm, beş bölüm senaryo var ama, dönem ve maliyeti çok yüksek olduğu için özellikle şu an, kanalların bütçe anlamında bunu karşılaması pek mümkün olmadığından, o dönemde vazgeçmiştim. Şu anda rafta duruyor, pek yapmayı düşünmüyorum” dedi Faruk Turgut.

Sezonu bu iş ile kapatacak

Açmışken Faruk Bey'e sordum, “Bu sezon ne var?” diye. “Şu anda ‘Kanunsuz Topraklar'ı çekiyorum. Yönetmen Faruk Teber, senarist Zülküf Yücel. Uğur Güneş ve Esra Bilgiç başrollerde. Zonguldak'ta madende çalışıyoruz. 1940'ların maden işçilerinin hayatını anlatıyor. Bunun dışında başka bir proje düşünmüyorum. Ortalık toz duman, bu sene sakin gitmekte fayda var” dedi.

Yönetmenin gözdesi

‘Çukur'dan önce Uğur Güneş, 2014 yılında ‘Urfalıyım Ezelden' dizisinde oynadı. Burada yönetmen Faruk Teber'di. Yönetmenin çok beğendiği bir oyuncuymuş. Bu önemli bir konu. Dizinin başarısında oyuncuların yönetmen ile anlaşır olması, reyting için avantaj sayılabilir.

EK BİLGİ: Cahide Sonku kimdir?

3011770_235903f16b20991ba3a03e439eb2364b

Habertürk yazarı Mehmet Çalışkan, “Cahide Sonku, birkaç saat içinde önce tüm varlığını birkaç yıl içinde de tüm şöhretini kaybetti” (21.03.2021)  başlıklı çalışmasında Sonku'yu şöyle anlatıyor (özet)

Dedesi 7'nci Ordu Komutanı Çorapsız İbrahim Paşa ile babası Yüzbaşı Necati Bey'in görevi nedeniyle bulunduğu Yemen'in başkenti San-â'da doğdu. I. Dünya Savaşı sonrasında 15 Kasım 1918'de Yemen'in Osmanlı Devleti'nin elinden çıkması üzerine ailesiyle İstanbul'a geldi.

Doğduğu Yemen'de büyümüş olsaydı nasıl bir hayata sahip olacağı bilinemez ama İstanbul'a taşınmaları, onu oyuncu olarak Türkiye'nin ilk kadın yıldızı ve Türk sinemasının ilk kadın yönetmeni yapacak olan yolu açtı.

Yüzbaşı Necati Bey'in çapkınlık uğruna evi terk etmesi üzerine Cahide Sonku, annesi ve ablasıyla birlikte dedesi Çorapsız İbrahim Paşa'nın evinde yaşamaya başladı. Çıkan bir yangında evin kül olması üzerine aile, yoksulluğa düştü.

Zorluklarla dolu bir çocukluk dönemi geçiren Cahide Sonku, annesinin hastalanması sonucu ergenliğe adım attığı yıllarda Sirkeci'de bulunan Basiret Han'daki bir ofiste sekreter olarak çalıştı.

Cahide Sonku'yu bir yıldız haline getirecek olan süreç, 1932'de bir gazete ilanıyla başladı.

İstanbul Şehir Tiyatroları'nın hem oyunculuk yapacak hem de tiyatroda çalışacak kişiler aradığına yönelik ilanı gören Cahide Sonku, başvuruları Muhsin Ertuğrul tarafından değerlendirilen seçmelere katılarak günde 135 kuruş alacağı figüranlık hakkı kazandı.

Önceleri tiyatronun işlerini gören Cahide Sonku, 1933'te 'Yedi Köyün Zeynebi' adlı ilk oyununda sahneye figüran kızlardan biri olarak çıktı. Sonku, kendisini Türk sinemasının ve tiyatrosunun yıldızı yapacak olan adımı oyundaki bütün başrol oyuncularının repliklerini ezberleyerek attı.

Başrol oyuncularından birinin oyunun sahneleneceği gün hastalanması veya başka bir nedenden dolayı tiyatroya gelememesi halinde Muhsin Ertuğrul'a "Ben hazırım hocam. Repliği ezbere biliyorum" diyecekti.

O gün bütün başrol oyuncuları tiyatroya geldi gelmesine ama Cahide Sonku'nun bütün replikleri ezberlemesi, bu durumdan haberdar olan Muhsin Ertuğrul'un dikkatini ziyadesiyle çekti. Ertuğrul, zorunlu olmamasına rağmen bütün başrol oyuncularının repliklerini ezberleyerek çalışkanlığına, oyunculuk azmine hayran kaldığı Sonku'ya önce tiyatroda, ardından da 1934'te çektiği 'Söz Bir Allah Bir' adlı filmde başrol verdi. Cahide Sonku, Nazım Hikmet'in senaryosunu yazdığı filmde 'Leyla' karakterini canlandırdı.

Cahide Sonku, ertesi yıl yine bir Muhsin Ertuğrul filminde rol aldı. Senaryosunu yine Nazım Hikmet'in yazdığı 'Aysel Bataklı Damın Kızı', Sonku'yu şöhretli biri haline getirdi.

Cahide Sonku, 'Aysel Bataklı Damın Kızı'ndaki 'Aysel' karakteriyle izleyicileri öylesine etkiledi ki filmde taktığı eşarp dönemin folklorik modası oldu.

Tiyatrodan kazandığı parayla İhsan Doruk ile evli olduğu zamanlardaki gibi lüks içinde yaşaması mümkün değildi, kıt kanaat geçiniyordu. Ne var ki elinden daha fazlası da gelmiyordu. Gerçi çevresinde birçok zengin adam pervaneydi ama Cahide Sonku onların niyetlerinin ne olduğunu iyi biliyordu. Sonku, amaçlarının 'Cahide' değil 'Cahide Sonku' olduğuna olan inancıyla zengin erkeklerden uzak durdu.

1. Dünya Savaşı sona ermişti. İnsanlar, ölüm korkusu ve belirsizlik içinde geçen yılların acısını her an sosyalleşerek çıkarmaya başladı. Dünyada en güzide sosyalleşme aracı da sinema olmuştu. Her ne kadar savaşa girmemiş olsa da Türkiye'de de durum farklı değildi. Sinema, Türkiye'de de gözde sosyalleşme aracı haline gelmeye başlamıştı. ABD ve Mısır yapımı filmlerin büyük ilgi görmesi, Türk yapımcıları harekete geçirdi. Böylelikle çekilen film sayısı artmaya başladı. Artış da doğal olarak Cahide Sonku için daha fazla filmde rol alabilme şansına sahip olmaktı.

Cahide Sonku, 1949'da 'Fedakâr Ana' ile senaristliğe ve yapımcılığa da başladı. Henüz yönetmenlik yapma düşüncesi yoktu ama filmin yönetmeni Seyfi Havaeri'nin hastalanması Sonku'nun yönetmenliğe de başlamasına neden oldu.

'Fedakâr Ana'nın asıl yapımcısı Sırrı Talpar'dı. Sonku, senaryosu ve oyunculuğu karşılığında filme ortak olmuştu. Seyfi Havaeri'nin hastaneye yatırılması üzerine Sonku, ortağı Talpar'ı ikna ederek "Filmi ben yönetirim" dedi. Böylelikle Cahide Sonku, ilk kadın yönetmeni olarak Türk sinemasının tarihine geçti.

Oyunculuktan sonra senaristlik ve yönetmenlikteki başarısıyla şöhretinin zirvesine çıkan Cahide Sonku, 1950'de Sonku Film'i kurarak ticarete atıldı.

Cahide Sonku, şirketi adına çektiği ilk film olan 'Vatan ve Namık Kemal'i Sami Ayanoğlu ve ilk eşi Talat Artemel ile birlikte yönetti.

Cahide Sonku, oyunculuktan sonra senaristlik, yönetmenlik ve yapımcılıkta da başarı sağlamış, Türk sinemasında çok az meslektaşının sahip olabileceği bir konuma erişmişti.

Para da kazanıyordu.

Hayalini kurduğu, arzuladığı her şeye sahip olmuştu.

Hepsinden önemlisi kendi ayakları üzerinde durabiliyordu.

Ta ki o yangına kadar.

1962'de Ankara'ya gitti. Sonku, başkentteyken film şirketinin bulunduğu iş hanında yangın çıktı.

Çekilmiş filmlerin negatifleriyle kullanılmamış filmler, çıkan yangında yok oldu. Çekilmiş filmleri gösterime çıkaramadığı için para kazanıp borçlarını ödeyemeyen Cahide Sonku iflas etti.

Cahide Sonku, varlıklı dedesi Çorapsız İbrahim Paşa'nın evinin yanması sonucu çocukluk yıllarını yokluk içinde geçirmişti. Sonku, ikinci kez varlıklı biriyken yine bir yangın sonucu yoksulluğa düştü.

Oradan da alkolün amansız pençesine.

Bu durum, Sonku'yu kızından ayırdı. İhsan Doruk, alkolik annesiyle yaşamasına izin vermek istemediği kızını yanına aldı, okul zamanı geldiğinde de yurt dışına gönderdi.

Kızının kendisinden ayrılmasına iyiden iyiye içerleyen Cahide Sonku, "Kızım, alkolik olduğum için yanımda değil" diyerek alkolü bırakma yerine kızının yokluğuna katlanmak için alkole daha çok sarıldı.

Yangın sonrasında sinemaya sadece oyuncu olarak devam edebilen Cahide Sonku için Cahit Irgat ile birlikte kurduğu Cahitler Tiyatrosu, yeni bir başlangıç olacaktı.

Alkolü bırakacaktı, hayatına çeki düzen verecek ve para kazanacaktı. Böylelikle kızıyla birlikte yaşayabilecekti. Öyle planlamış, öyle hayal etmişti.

Ne var ki sevgili olduğu Cahit Irgat da bir alkolikti ve tiyatronun işleri iyi idare edilemiyordu. İflas etmeleri kaçınılmaz sondu.

Büyük bir hayal kırıklığı yaşayan Cahide Sonku için alkol, hayata katlanmanın tek yoluydu.

Haldun Dormen, öylesine değerli bir meslektaşının hayattan kopmasına izin veremezdi. Cahide Sonku'nun tiyatroya dönmesi meslektaşları için de hayranları için de heyecan vericiydi. Dormen, Sonku ile Cahit Irgat'a 'Taşralı Kız' adlı oyunda rol verdi. Ne var ki alkole olan bağımlılıkları çalışma isteğinin önüne geçti. Günlerden bir gün oyunu bırakıp kaçtılar.

Muammer Karaca da Cahide Sonku'ya yardım eli uzatarak tiyatrosunun müdürlüğünü verdi. Ne var ki Sonku, Karaca'ya danışmadan Cahit Irgat'ı işe aldı. Bu durumu kabul etmeyen Karaca, Cahide Sonku'nun işine son verdi.

Muhsin Ertuğrul, Cahide Sonku'nun yardımına koşarak İstanbul Şehir Tiyatroları'nda 2 bin lira maaşla kadroya aldı. Ne var ki Sonku, alkolü bırakıp işine sarılmadı. Sarhoş olduğu için oyunlara çıkamayınca Ertuğrul, çaresiz bir halde Cahide Sonku'yu kadrodan çıkarıp yerine başka bir oyuncu aldı.

Cahide Sonku'nun son halini görenler arasında Selim İleri de vardı. İleri, Sonku hakkında şunları yazmıştı; "Bir elinde büyük şişe dolusu ispirto, öbür elinde bir bekçi düdüğü tutuyordu. Şişeden bir yudum aldıktan sonra, bütün gücüyle düdüğü öttürüyordu..."

Yılları yokluk içinde deviren Cahide Sonku, 18 Mart 1981'de 65 yaşındayken kabiliyetine, şöhretine ve çalışmalarına hiç yakışmayacak bir şekilde, sefalet içinde hayatını kaybetti.

Cahide Sonku'nun ofisi yanmasaydı / yakılmasaydı hayatını mutlaka yaşadığından farklı sürecekti.

Alkolün hazır kıta bekleyen tuzağına düşmeseydi belki yeniden başlayabilirdi.

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

Görüş Bildir Bizimle Paylaş