Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

Cumhurbaşkanı Erdoğan: (2)

27.05.2015 00:15:37
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ekonomide böyle 'kaynak benim' demekle havaalanı yapılmaz, köprü yapılmaz, yollar yapılmaz. Göstereceksin arkadaş, kaynağın ne? Gelir tablonda ne var, gider tablonda ne olacak? Bunu ortaya koyacaksın" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NTV'de canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

"(Sürprizlerle dolu seçim) yorumunuzda Başkanlığı öne koydunuz. Burada hep size yönelik eleştiriler, Erdoğan'ın kafasından 'otoriter bir rejim geçiyor' diye oldu. Bir de AK Parti'nin Uzlaşma Komisyonu'na verdiği çerçeve hala geçerli mi sizin açınızdan" sorusu üzerine Erdoğan, "Şu anda hükümet bu yeni oluşumla birlikte nasıl bir tablo ortaya çıkacak onu göreceğiz" dedi.

Başbakanlığı döneminde partisinin Uzlaşma Komisyonu'na yaklaşım anlayışı ile yeni dönemde bunun nasıl olacağını şu anda bilemeyeceğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Fakat biz o dönemde ortaya olumlu bir yaklaşım koyduk. Şahsımla alakalı 'baskıcı, otoriter' filan diyenlere şunu söylemek istiyorum. Ben bu kadar baskıcıysam, bu kadar otoritersem Allah aşkına 320 milletvekiline sahip olan bir partinin başkanı olarak Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu oluştururken diğer partilere 'sizlerle eşit sayıda üyelerle gelin bu Uzlaşma Komisyonu'nu oluşturalım' der miyim? Derdim ki, 'komisyonların oluşumu parlamentoda bellidir, nedir? Sayınıza göre, ne kadar üyeyle temsil edilmeniz gerekiyorsa o kadar üyeyle temsil edilirsiniz arkadaş' derdim. Ben böyle bir şey demedim. Tam aksine, ülkemin çıkarı nerede? Yeter ki böyle bir Anayasa değişikliğini yapalım, bunu istedim. Yani yeni Anayasa süreci orada başladı."

-"Bunlar samimi değiller, dürüst değiller"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nu kurarken, "Bakın sizin topunuz şurada 220-225 üyeden oluşuyorsunuz ve siz 9 üyeli orada temsil edileceksiniz, bizim partimiz de 320-325 üyesi olmasına rağmen 3 üye ile temsil edilecek" dediklerini, kendisinin bu kadar olumlu bir yaklaşımda bulunduğunu vurguladı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Onlar ise maalesef sonunda öyle bir noktaya geliyor ki bakın 47 madde; 4 tane parti orada imzayı atıyor, paraflarını atıyor. En sonunda çıkıyor ana muhalefetin başı 'Gelin. Bunu hiç olmazsa geçirelim' diyorlar. Ben de hemen arkadaşlarıma dedim ki 'Gidin görüşün, hemen buyursunlar biz buna varız. Hiç olmazsa şu 47 maddeyi geçirelim'. Ne dedi biliyor musunuz? Dedi ki, '4 partinin de buna imzası olmazsa biz yokuz.'

Bunlar samimi değiller, dürüst değiller. Şimdi burada ben mi otoriter oluyorum bunlar mı oluyorlar? Ben mi dürüst davranıyorum, bunlar mı dürüst davranıyorlar? Şimdi sıkıntı burada. Daha sonra 60 maddeye gelindi. Aynı şeyi arkadaşlarıma söyledim, 'Gidin görüşün'. Hiç kimse katılmıyorsa ana muhalefetle iktidar beraberce biz bunu yapabiliriz. 'Hayır 4 partinin de bunu imzalaması lazım'. Batıda böyle bir siyaset göremezsiniz. Batıda masaya oturdukları zaman oradan ülkenin menfaati için kalkarlar, milletin çıkarı için kalkarlar. Ama bizde henüz böyle bir menfaat yok. Mesela ben bu siyasi parti liderleri içerisinde 3 kez randevu talebinde bulunduğum halde randevu vermeyen siyasi liderler var. Böyle siyaset olur mu? Yani Başbakansınız, Genel Başkansınız, siz randevu talep ediyorsunuz adam randevudan kaçıyor."

-"Elimden ne geliyorsa ülkenin, milletin menfaatine bunu yapmak durumundayım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Meydanlara çıkmanız dolayısıyla eleştiriliyorsunuz ve muhalefeti eleştirmeniz de eleştiriliyor. Nasıl açıklıyorsunuz bu durumu" sorusu üzerine, herkesin kendisini eleştirebileceğini belirtti.

Erdoğan, "Bakın Cumhurbaşkanı oldum yine eleştirebilir. "Geçmişte de Allah rahmet eylesin Turgut beye hakaretamiz ifadelerle saldırmışlardı. Aynı şey sayın Demirel için de yapılmıştı. Kim yapmıştı? Medya yapmıştı. 'Morrison' demişlerdi biliyorsunuz. Neler dediler neler?" ifadesini kullandı.

Burada bir gerçeğin yakalanması gerektiğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu hakaretleri yapanlar, bütün bu eleştirileri yapanlar, bir defa benim milletimin tarafında olduğumu, bir sorumluluk mevkisinde olduğumu göz ardı etmesinler. Sorumluluk mevkisinde olduğum sürece de elimden ne geliyorsa ülkenin, milletin menfaatine bunu yapmak durumundayım.

Çünkü şurada belli bir deneyime, belli bir tecrübeye sahip olmuşum. Bunları yapmak durumundayım. Ben dışarıdan Cumhurbaşkanlığı makamına gelmiş birisi değilim. Belediye başkanlığından, Başbakanlıktan buralardan gelmiş birisiyim ve ilk defa milletin oyuyla Cumhurbaşkanı olmuş birisiyim. "

-"Benim oradan ciğerim yanıyor"

Başbakan olarak masaya oturduğunda 15 katrilyonluk 'zorunlu tasarruf' ve 3,5 katrilyonluk konut edindirme yardımı (KEY) ile karşılaştığını ifade eden Erdoğan, "Ben bunu açıklamak zorundayım benim milletim bunu bilmiyor ki. Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür. Öyleyse bunu milletimize anlatmak zorundayız" diye konuştu.

Zorunlu tasarrufun memurdan, işçiden alındığını, bunun SHP'ye dayandığını, daha sonra ANAP, DSP ve MHP'nin bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Bütün bu yönetimlerin döneminde bu paralar kesildi. Niye kesildi? Çünkü memurun, işçinin maaşını ödeyemiyorlardı. Borçlarını ödeyemiyorlardı. Kalktılar onların maaşlarını kestiler. Konut edindirme yardımı dediler, vatandaşı aldattılar, işçiyi memuru yine. 'Seni ev sahibi yapacağız' dediler. 3,5 katrilyon da oradan. Ne konut var ortada ne bir şey" değerlendirmesinde bulundu.

İlk işlerinin bunları ödemek olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bunları biz yaptık. Benim oradan ciğerim yanıyor" dedi.

-"Milletimin tarafıyım ben"

Başbakanlığı döneminde masasının önünde önceki yönetimlerin yaptığı 23,5 milyar dolarlık IMF borcunun bulunduğunu dile getiren Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Biz IMF mensuplarıyla oturup konuşuyoruz. Siz bizi idare etmeye geldiyseniz kusura bakmayın bizi idare edemezsiniz. Bize borç verdiniz tamam o borcumuzdur. Yani biz kalkıp Yunanistan Başbakanı gibi de 'Ödemeyeceğiz veya şöyle yapacağız böyle yapacağız' da demedik. Ödeyeceğiz biz. Ama nedir? Takvim belli. Bu takvime göre bunu ödeyeceğiz. Ama bizi kalkıp da idari yönden yönlendirmeye kalkarsanız kusura bakmayın. Biz böyle bir yönetim değiliz. Ve ödedik. Şimdi onlar bizden 5 milyar dolar talebinde bulundular. Ona da evet dedik, Başbakanlığım döneminde."

Merkez Bankası'nın döviz rezervinin 27,5 milyar dolar, iken şu anda 122 milyar dolara yükseldiğinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Buraya geldik. Yani Türkiye, bir taraftan bu gücü rezerve etti, ama bir diğer taraftan eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, ulaşımda, enerjide, tarımda çok ciddi yatırımlar yaptı. Biz bunları yaparken kaynak çeşitlendirmesi yaptık. Yani biz 'Kaynak benim', ben öyle bir şey demedim. Çünkü bunun ekonomi değeri yok. Ben ekonomistim. Ekonomide böyle 'kaynak benim' demekle havaalanı yapılmaz, köprü yapılmaz, yollar yapılmaz. Göstereceksin arkadaş, kaynağın ne? Gelir tablonda ne var, gider tablonda ne olacak? Bunu ortaya koyacaksın. Sen ortaya hiç bir şey koymuyorsun ve 'kaynak benim' diyorsun. Ondan sonra da bir kısım da kalkıyor, 'Yok bilmem Diyanet İşleri Başkanı'nın altındaki 320 bin liralık Mercedesmiş kaynak. Öbürü kalkıyor, 'Yok bilmem şuradaki evler kaynak'. Öyle bu iş bu kadar basit değil. Bu milleti bu kadar hafife almamak gerekir. İşte bunları açıklamak, bunları yaşayan bir lider olarak benim görevimdi. Ben onun için şu anda meydanlarda milletime bunları anlatıyorum. Çünkü milletimin tarafıyım ben."

(Sürecek)

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

YORUMLAR (0)

ruhi bey

Demmeki kendilerini koruyan ve kollayana sigindilar