Son günlerde gündemi sarsan haberleri izlerken, bir anne ve bu toplumun bir ferdi olarak derinden sarsılmamak elde değil. Ekrana düşen her olay, çocukların karşılaşabileceği tehditlerin ne kadar içimize kadar sızdığını bize bir kez daha gösteriyor. Tam da bu yüzden, çocukları dışarıdaki fırtınalardan korumanın yolunun, onları dünyadan tamamen soyutlamak ya da sürekli bir korkuyla yaşatmak olmadığını düşünüyorum. Asıl mesele; evin içindeki bağı, sevgiyi ve iletişimi öyle bir inşa etmek ki, çocuğumuz dışarıda neyle karşılaşırsa karşılaşsın ilk sığınağının kendi evi olduğunu bilsin.
Aynı Odada Farklı Dünyalarda Yaşamak
Hepimiz günlük koşturmaca içinde bazen farkına varmadan aynı çatı altında ama tamamen farklı hissiyatlarla zaman geçiriyoruz. Akşam salonda otururken herkes kendi telefonuna veya ekranına gömüldüğünde, fiziken yan yana olsak da aradaki bağ zayıflıyor. Çocuklar kendilerini yalnız hissettiğinde ya da zihinlerini kurcalayan bir soru olduğunda, o aradıkları ilgiyi ve yanıtları dijital dünyanın kontrolsüz mecralarında bulmaya çalışıyorlar.
Oysa çocukla iletişim kurmak, sadece ona ne yapacağını tembihlemek ya da derslerini sormak değil. Gerçek iletişim; onun o gün nasıl hissettiğini merak etmek, anlatırken araya girmeden dinleyebilmek ve dünyayı bir an olsun onun gözünden görmeye çalışmaktır.
Nesibe Konulğa/TİMETÜRK