BU DOĞRU İSE ALLAH BELANIZI VERİR !
Şimdi önümüze konulan rakamlara bakın…
Türkiye’de vefat edenlerin yakınlarına ödenen cenaze yardımları için;
Görevdeki Vekil: 179.608 TL
Emekli Vekil: 89.804 TL
SGK/BAĞ-KUR’lu vatandaş: 6.398 TL
deniliyor.
Yani…
Asil ile vekil arasındaki fark tam 28 kat!
Eğer bu rakamlar doğruysa, insan sormadan edemiyor:
Çok mu zor Allah aşkına, devlet israfına son vermek?
Bu millet yıllardır fedakârlık yapıyor.
Vergisini veriyor.
Faturası neyse ödüyor.
Zam geliyor, sineye çekiyor.
Ekonomik sıkıntı geliyor, kemerini sıkıyor.
Peki kardeşim…
Sadece vatandaş mı kemer sıkacak?
Devlet de kemer sıkamaz mı?
Tasarruf etmek bu kadar mı zor?
Devlet topyekûn bir tasarruf atağına geçemez mi?
Makam araçları azaltılamaz mı?
Gereksiz makamlar, gereksiz harcamalar, gereksiz temsil giderleri gözden geçirilemez mi?
Vekil sayısı azaltılamaz mı?
Devletin her kademesinde “Ben bundan nasıl vazgeçebilirim?” anlayışı hâkim olamaz mı?
Vatandaşa;
“Tasarruf et, kemer sık, biraz daha sabret.”
demek kolay!
Peki aynı söz devletin kendisi için de söylenemez mi?
Biraz da devlet kemer sıksa ne olur?
Bizim güçlü devlet hayallerimiz vardı.
Evet, doğru…
Ama biz zengin devlet diyorduk.
Devlet zengin olsun ki milleti refah içinde yaşasın istiyorduk.
Emeklisi rahat etsin.
İşçisi rahat etsin.
Dar gelirli vatandaşı rahat etsin.
Çocuk okutmak, ev geçindirmek, kira ödemek insanın hayatını zehir etmesin istiyorduk.
Biz sizi zengin etmek için vergi vermeyelim be kardeşim!
Biz güçlü ve zengin bir devlet olsun diye vergi veriyoruz.
Devlet büyüsün, millet küçülsün diye değil!
Devletin kaynakları arttıkça vatandaşın hayatı kolaylaşsın diye…
Ama vatandaşın önüne sürekli “kemer sık” denilirken, devletin kendi harcamalarında aynı hassasiyeti göremiyorsa burada ciddi bir problem vardır.
Mesele sadece cenaze yardımı da değildir.
Mesele 28 katlık farkın ne anlama geldiğidir.
Mesele, vatandaşın kendisini devlet karşısında ne kadar değerli hissettiğidir.
Vatandaş dipteyken devletin bütün yükünü yine vatandaşa taşıtmak olmaz!
Devlet güçlü olacak.
Elbette olacak.
Ama devletin gücü;
makam araçlarının çokluğunda, makamların ihtişamında, harcamaların büyüklüğünde değil;
vatandaşının zor gününde yanında olabilmesinde ortaya çıkar.
O halde artık laf değil, tasarruf atağı zamanı!
Devletin her kurumunda…
Her makamında…
Her harcamasında…
“Buna gerçekten ihtiyaç var mı?” sorusu sorulmalı.
Çünkü bu ülkenin vatandaşı yıllardır o soruyu kendi evinde soruyor:
“Buna gerçekten param yeter mi?”
Şimdi sıra devlette!
Sadece vatandaş mı kemer sıkacak be kardeşim?
Devlet de kemer sıkamaz mı?
Ahmet Keser/TİMETÜRK