Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Bist

14.259,90

$

Dolar

44,8793

Euro

52,8737

Altın

7.011,23

£

Sterlin

60,7238

Bitcoin

$98,542

Makale 05.05.2026 5 dk okuma

Başıboş köpek sorunu ve Bosch’un “köpek anneliği" safsatası

Paylaş:

Başıboş köpek sorunu, sadece sokaklardaki denetimsiz bir çoğalma ve güvenlik meselesi olarak okumak, asıl büyük resmi ıskalamak demektir.

Karşımızda; hayvanseverlik kisvesi altında örgütlenen, milyarlarca dolarlık bütçeleri yöneten uluslararası ağlar ve bu ağların içerideki gönüllü ya da maaşlı işbirlikçilerin olduğu gerçeğini bilmemiz gerekir. Bu şebekenin en belirgin özelliği ise "hayvanı korumak" tanımını, "insana ve özellikle çocuğa düşmanlık" etmek üzerinden kurgulamasıdır.

Batı menşeli bazı uluslararası vakıflar ve sözde ekolojik örgütler, dünyada yeni bir "insansızlaştırma" ideolojisini fonladığı bilinen bir gerçektir. Bu hastalıklı ideoloji, insanı eşref-i mahlukat makamından indirip, onu dünyada "sorun üreten" bir tür olarak kodlamaktadır.

Bu küresel sistem, Türkiye gibi genç nüfusa ve güçlü aile bağlarına sahip ülkelerde "hayvan hakları" makyajını kullanarak sahaya inmekte ve aileye, insana düşmanlık eden projeler yürütmektedir. Milyonlarca euroluk hibe programlarıyla fonlanan bu yapılar, sorunun çözülmesini (yani sokakların güvenli hale gelmesini) asla istemezler.

Bu küresel ajandanın içerideki taşeronları, devasa bir rant ve operasyon şebekesi kurmuştur. Bazı sivil toplum kuruluşları, sosyal medyadaki fenomenler ve geleneksel medyanın etki ajanları bilerek veya bilmeyerek bu planın bir parçası olarak çalışırlar.

Bu şebekenin maskesinin düştüğü en net anlar ise başıboş köpeklerin çocukları parçaladıktan sonraki zamanlardır. Gerçek bir vicdan sahibi, bir çocuğun feryadı karşısında donup kalır, kahrolur. Ancak bu "insan düşmanı" işbirlikçilerin verdiği tepkiler kan dondurucudur.

Bir çocuk köpek saldırısından kaçarken kamyonun altında kalıp can verdiğinde; bu şebekenin üyeleri çocuğun ailesine taziye dilemek yerine, “O saatte orada ne işi vardı?", “Çocuk köpeği kışkırtmıştır", "Köpekler oyuncu hayvanlardır, çocuk kaçtığı için oynamak istemişlerdir" diyerek alenen çocuk düşmanlığı yaparlar. Küçücük bir bedenin toprağa girmesi, onların sözde "vicdanlarında" bir sokak köpeğinin yerinin değiştirilmesi ihtimali kadar bile üzüntü oluşturmaz.

Bu tepki tesadüfi değildir; bu, insana karşı beslenen derin bir nefretin dışa vurumudur. Hedeflerinde çocuklar var, aile var, insanlık var.

Bosch’un “köpek anneliği" safsatası

Bu karanlık ajandanın sadece dernekler, fonlu medya veya troller eliyle değil; doğrudan küresel sermaye, dev markalar ve algı mühendisliği üzerinden de topluma nasıl dayatıldığını görmek için çok uzağa da gitmeye gerek yok. Bunun en çarpıcı örneklerinden birine Bosch Türkiye’nin sözde "Anneler Günü" için hazırladığı o malum reklam filminde şahit olduk.

Toplumumuzun en mukaddes değerlerinden biri olan "annelik" mefhumunun içinin nasıl arsızca boşaltılmaya çalışıldığı bu reklamla adeta yüzümüze çarpıldı. Cennetin ayakları altına serildiği o ulvi makam; bir köpeğe tasma takıp gezdirmeyle, ona mama vermeyle bir tutuldu.

Bosch gibi küresel şirketlerin öncülük ettiği bu "kedi-köpek anneliği" güzellemesi, asla masum bir pazarlama veya halkla ilişkiler stratejisi değildir.

Bu; aileyi tahrip etmeyi amaçlayan, insanın fıtratını reddeden, kadının annelik vasfını, basit bir evcil hayvan bakıcılığına indirgeyen sosyolojik operasyonun sermaye ayağıdır.

Bugün "hayvanseverlik" maskesiyle çocuğa düşmanlık eden o uluslararası şebeke, Bosch örneğinde olduğu gibi küresel markaları da kullanarak şu mesajı vermektedir: Aile kurup sorumluluk almayın, çocuk büyütmeyin; onun yerine bir köpek sahiplenin ve sahte bir annelik tatminiyle hayatınızı tüketin.

İşte bu yüzden mesele sadece sokaktaki başıboş köpek sorunu değil; evlerimizin içine, ailemizin temeline ve neslimizin geleceğine yöneltilmiş, küresel sermaye destekli ahlaki ve sosyolojik bir kuşatmadır.

Elbette ki bu kuşatmayı yarmak ve aileyi yüceltmenin, insan onurunu korumanın bir yolu var. Ancak öncelikle önümüzdeki sorunu doğru teşhis etmemiz gerekiyor.

Ben bu planlara karşı insanlığın kazanacağına inanıyorum ve bu umutlarımı da koruyacağım.

Muhsin Şenol/TİMETÜRK

Etiketler:
Muhsin Şenol
Muhsin Şenol

Köşe Yazarı