Şimdi çıkmış, “15 Temmuz’u bayram olarak kabul etmiyorum” diye ahkâm kesiyor.
Lan jakoben it!
Ne çabuk unuttun?
O gece tir tir titriyordun. Darbenin nereye evrileceğini bilemediğin için korkudan ne yapacağını şaşırmıştın. Televizyonların başından kalkamıyor, telefonlara sarılıyor, bankamatiklere koşuyordun. “Para çekelim, yarın ne olacağı belli olmaz” diyordun. Benzin istasyonlarında kuyruk oluşturanlardan, market arabalarını ağzına kadar dolduranlardan biri de sendin.
Libya gibi olacağız diyordun.
Mısır gibi olacağız diyordun.
Tunus gibi olacağız diyordun.
“Sokaklar kan gölüne dönecek” diye ağlıyordun. “Erdoğan olmasa bunlar başarırdı, ülke darmadağın olurdu” diye 16’sında, 17’sinde, 18’inde çatır çatır konuşuyordun.
Bugün ne değişti?
O gün söylediğin sözler mi yalandı, yoksa bugün söylediklerin mi?
Hangisi?
Çünkü ikisi birden doğru olamaz.
15 Temmuz’un ertesi günü darbeciler başarılı olsaydı bu ülkenin Suriye gibi parçalanacağını söyleyen de sendin. Devletin çökeceğini, ekonominin biteceğini, iç savaş çıkacağını anlatan da sendin. Şimdi ise çıkmış, o geceyi küçümsemeye kalkıyorsun.
Hafıza bu kadar ucuz olmamalı.
O gece milletin üzerine kurşun sıkıldı.
Meclis bombalandı.
Emniyet bombalandı.
İnsanlar tankların altında ezildi.
Helikopterlerden ateş açıldı.
Bunlar masal değil; bu ülkenin yaşadığı acı gerçeklerdi.
Biz unutmadık.
Toprağını sevenleri unutmadık.
Bayrağını sevenleri unutmadık.
Vatan için sokağa çıkan gençleri unutmadık.
Ulusalcısıyla, muhafazakârıyla, milliyetçisiyle, farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insanın darbecilere karşı aynı safta durduğunu unutmadık.
Elbette o geceye dair siyasi değerlendirmeler farklı olabilir. Kimin ne düşündüğü ayrı bir tartışmadır. Ama yaşananları inkâr etmeye, korku dolu günleri hiç yaşanmamış gibi göstermeye kalkışmak, gerçeği değiştirmez.
Ama sizi de unutmadık.
O gün bekleyip “Kim kazanacak?” diye pusuda duranları…
Rüzgâra göre saf değiştirenleri…
Dün korkudan sesi çıkmayan, bugün kahramanlık taslayanları…
Dün söylediklerini bugün inkâr edenleri…
Lan emperyalist pezevenkler!
Sizi de unutmayacağız.
Dilinde “Allah”, kalbinde ibnelikle ortalıkta dolaşan piçler…
Sizi de unutmayacağız.
Çünkü milletin hafızası sizin hesap ettiğiniz kadar zayıf değildir.
Kimin o gece meydanda olduğunu da biliyor.
Kimin evinde perdeyi aralayıp sonucu beklediğini de biliyor.
Kimin bankamatik kuyruğunda panik yaptığını da biliyor.
Kimin ertesi gün bambaşka bir hikâye anlatmaya başladığını da biliyor.
Tarih bazen yıllarca susar; ama günü geldiğinde herkesin önüne kendi sözlerini koyar.
İşte bu yüzden…
Biz unutmadık.
Ve unutmayacağız.
Ahmet Keser/TİMETÜRK