Geleceğin dünyasında "petrolün yerini alan" o büyük gücü, artık sadece dışarıdan almakla yetinmiyoruz; onu bu toprakların mühendisliğiyle, alın teriyle bizzat inşa ediyoruz. Yeni çağın petrolü ne mi? Tabii ki batarya teknolojisi. Yıllardır süregelen o "dışa bağımlılık" kaderini, bugün sessiz ama derinden gelen dev bir teknoloji devrimiyle kırıyoruz. Eskiden kaputun altındaki motorun sesiyle gururlanırdık; şimdi ise o sessiz gücün, yani bataryanın içindeki her bir atomda Türk imzasını görmeye hazırlanıyoruz. Bir gazeteci, bir yazar ve her şeyden önemlisi yıllardır direksiyon başında bu teknolojiyi soluyan bir elektrikli araç kullanıcısı olarak şunu söyleyebilirim ki; bu dönüşüm sadece bir araç değişimi değil, bir zihniyet devrimidir.
GEMLİK’TEN YÜKSELEN "İPEK YOLU"
Türkiye, sadece bir "otomobil montaj üssü" olma devrini kapatmış, elektrikli geleceğin kalbini üreten bir teknoloji merkezine dönüşmek için kollarını sıvamıştır. TOGG ile başlayan o büyük heyecan, bugün Siro ile bir başka boyuta taşınıyor. Gemlik’te Farasis ile kurulan o dev ortaklık, sadece batarya paketlemekle yetinmiyor; 2026 itibarıyla "hücre" üretiminde de dünyaya "ben de varım" demeye hazırlanıyor. Bataryanın en küçük hücresine kadar millileşmek demek, enerjide tam bağımsızlık demektir. Bu, bizim "Enerji İstiklalimiz"dir!
POLATLI VE KAYSERİ’NİN TEKNOLOJİ NEFERLERİ
Sadece otomotivde değil, savunmadan sanayiye kadar her alanda pillerimizi kendimiz yapıyoruz. Ankara Polatlı’da yükselen Pomega, lityum pil hücresi üretiminde özel sektörün öncüsü olarak bir meşale yaktı. Kayseri’de ise Aspilsan, Avrupa’nın ilk silindirik lityum iyon pil fabrikasını kurarak, savunma sanayiindeki yerlileşme başarımızı teknoloji ligine taşıdı. Bugün Yiğit Akü’nün dünya devleriyle yaptığı iş birlikleri ve diğer yerli girişimlerimizin her bir adımı, aslında çocuklarımıza bırakacağımız tertemiz bir gökyüzünün ve güçlü bir ekonominin müjdecisidir.
PETROL KUYULARIMIZ YOK AMA...
Sevgili dostlarım, batarya yatırımı demek sadece bir fabrikadan ibaret değildir. Bu yatırım; mühendisimize iş, gencimize umut, ülkemize ise küresel arenada söz sahibi olma gücü demektir. Petrol kuyularımız yok belki ama güneşimiz, rüzgârımız ve bu enerjiyi saklayacak "akıllı bataryalarımız" var.
Türkiye, elektrikli araç dönüşümünde sadece bir yolcu değil, direksiyonun başındaki lider ülkelerden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Gelecek, bu hücrelerin içindeki enerjiyle aydınlanacak; o enerji de bu toprakların azmiyle var olacak. Bir sonraki köşe yazımda görüşmek dileğiyle…
Adem Eyüpoğlu/TİMETÜRK