Timetürk yazarı Yusuf Sarıkaya bugünkü köşesinde İnsan doğduğu andan itibaren çevresine örülmüş kaleleri ele aldı.
Sarıkaya yazısında, “İnsan yaşadığı çevrenin büyüttüğü bir varlıktır. Doğumundan itibaren çevre ona kendi doğrularını doğal yolla öğretir. Yetiştiği çevrenin doğrularını eğitim/öğretim hayatında pekiştirir. Bazı yeni bilgiler ve davranış biçimleri ekleyerek hayatını sürdürse de bu çizgi çok nadiren değişir. Çünkü değişmek ve yenilenmek zordur. Değişim, gündelik işlerin peşinde olan halk için ise neredeyse imkânsızdır. Hayat böyle sürer gider.
Peygamberlerin davetlerinin önündeki en katı kitle bu kitledir. Çeşitli tebliğ metotlarına rağmen, davetçilerin iyi insan olduklarına tanıklıklarına rağmen hep aynı mazereti gösterirler. “Biz atalarımızı (nasıl) bir ümmet (din) üzere bulduksa o yol üzere devam edeceğiz derler.” “Biz babalarımızı bir din üzere bulduk, onların izlerine uyarız derler.”(Zuhruf, 43/22-23), “Biz babalarımızı böyle kulluk ederken ( inanmış) bulduk”” (Enbiya, 21/53) derler. Bu anlamda pek çok ayet olduğu malumlarınızdır. Peygamberimizin “Her doğan fıtrat (saf ve temiz) üzere doğar. Sonra anne/babası onu Yahudi veya Hristiyan veya Mecusi yapar.” (Buhari, Tefsir; Müslim, Kader, 22) Tespitini de bu bağlamda unutmamak gerekir” ifadelerine yer verdi.
Timetürk yazarı Yusuf Sarıkaya'nın yazısının tamamı için Tıklayın
Yorum Yap