Dolar

43,9639

Euro

51,4285

Altın

7.523,29

Bist

13.346,43

Hamitli Rıza Bey kimdir ve mezar yeri neden bulunamıyor?

2 Saat Önce Güncellendi

2026-03-03 00:18:38

Vahit Özdemir

Hamitli Rıza Bey 1879 yılında Kırşehir'in Hamit Köyünde dünyaya geldi.

Hamit Köyü şu anda Kırşehir'in Kaman İlçesine bağlı bir köy olup, torunları SİLSÜPÜR veya SİLSÜPÜROĞLU soyadını almışlardır.

1919 yılında Kırşehir Milletvekili seçilerek Meclis-i Mebusu'na yani İstanbul'a gitti.

Meclis-ı Mebusan'ın 16 Mart 1920 tarihinde İngilizler tarafından kapatılması üzerine TBMM'ne Kırşehir Milletvekili olarak katılmıştır.

645118688_122323575920062807_2826450619108351908_n

(23 Nisan 1920-1923)

İlk TBMM'de Milli Savunma Komisyonu Üyesi olarak görev aldı.

Kardeşi Haydar Bey ile birlikte 500 silahlı adamıyla Birinci İnönü savaşına katılan Hamitli Rıza Bey , bu savaşta kahramanca çarpışmıştır.

TBMM'de (1920-1923) Kırşehir milletvekili olarak görev yaptığı ve Kurtuluş Savaşına katıldığı için KIRMIZI YEŞİL ŞERİTLİ İSTİKLAL MADALYASI ile taltif edilmiştir.

Kurtuluş Savaşı sonrası (15 Mayıs 1919-9 Eylül 1922)

642823793_122323575872062807_1546810070278136880_n

Hamitli Rıza Bey'in hemşehrilerinden Hüseyin ve Alişan isimli eşkiyalar Kırıkkale'nin CeridKalesi Köyünü basıp köy halkının altın ve kıymetli eşyalarına cebren el koymuşlardır.

CeridKalesi köy halkından bazı kişiler Ankara İstiklal Mahkemesine resmen başvurarak bu işi Hamitli Rıza Bey'in organize ettiğini, ayrıca Hamitli Rıza Bey'in Acı adlı çiftliğine hayvan satın almaya gelen Sivaslı celeplerin Şeyh Said'in adamları olduklarını, böylece Hamitli Rıza Bey'in devlete isyan eden Şeyh Said ile işbirliği yaptığını belirterek Milli Kahraman aleyhine dahi yalancı şahitlik yapmışlardır.

Ünlü Yazar Şevket Süreyya Aydemir (1897-1976) cezaevinde aynı koğuşta beraber yattığı eski Meclis-i Mebusan Üyesi ve TBMM Kırşehir Milletvekili Hamitli Rıza Bey'i şöyle tarif ediyordu:

WhatsApp Image 2026-03-02 at 22.09.56

“ASLINDA O BİR KÖYLÜYDÜ.

İRİ, HEYBETLİ, KARA BIYIKLI VE İYİ HUYLU BİR ADAMDI.

PADİŞAH VAHDETTİN'İN ANKARA VALİSİ MUHİTTİN PAŞAYI (GAZETECİ-YAZAR 150'LİKLERDEN REFİİ CEVAD ULUNAY'IN BABASI) KENDİSİNİN ELMADAĞ YAKINLARINDAKİ KILIÇLAR BELİNDEN DERDEST ETTİĞİNİ VE SİVAS'A GÖNDERDİĞİNİ, MUSTAFA KEMAL PAŞA'NIN SALİMEN ANKARA'YA KADAR GELEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ ALDIĞINI, ATATÜRK'E BİZZAT EŞLİK EDEREK ANKARA YOLUNU AÇTIĞINI VE O'NU ÇANKAYA'YA KENDİSİNİN OTURTTUĞUNU SÖYLERDİ.”

Bir süre sonra Mustafa Kemal'in karşısındaki muhalif grupta yer aldığı iddiasıyla suçlanan Hamitli Rıza Bey 1926 yılında huzursuzluk yaratan suçlarla itham edilerek, Ankara İstiklal Mahkemesi'nin kararıyla maalesef idam edilmiştir.

Mezarının dahi nerede olduğu bilinmemektedir.

Hamitli Rıza Bey bir kurmay subay veya harp okulu mezunu subay değildi.

Rüşdiye( ortaokul )mezunuydu.

Düşündüğü gibi konuşan, saf, üstün başarılarını siyasi ranta dönüştürmesini bilmeyen Hamitli Rıza Bey, Kurtuluş Savaşı sonrası Sabık Ankara Valisi Muhittin Paşa gibilerinin ihtiraslarının maalesef kurbanı olmuştur.

Torunlarından aldığım bilgiye göre (SOYADLARI SİLSÜPÜR VEYA SİLSÜPÜROĞLU) Devlet tarafından eski KIRŞEHİR MECLİS-İ MEBUSAN ÜYESİ VE TBMM KIRŞEHİR MİLLETVEKİLİ HAMİTLİ RIZA BEY'İN İTİBARI İADE edilmiş.

ACABA HER DEVİRDE VE HER YERDE DEVRİM ÖNCE ÖZ EVLATLARINI MI YER?

1 ŞUBAT 1979 TARİHİNDE ÖZEL AİR FRANCE UÇAĞIYLA PARİS'TEN TAHRAN'A GELEN VE AYNI UÇAKTA HUMEYNİ İLE BİRLİKTE SEYAHAT EDEN KİŞİLERİN TAMAMI ŞU VEYA BU ŞEKİLDE İDAM EDİLDİLER VEYA KURŞUNA DİZİLDİLER.

NEREDEN NEREYE?

------------------ ---- -- -- --- -- --- -- -- - -- - - - - - - - - -

Brüksel Hatıraları…

1975-1978 yıllarında Brüksel Başkonsolosluğumuzda görev yaptım.

Vefatından kısa bir süre önce Danıştay eski Başkanı ve Ankara eski Milletvekili Ahmet Hazım Türegün (1891-1977) beraberinde 2 oğlu olduğu halde vekaletname vermek için Başkonsolosluğumuza teşrif ettiler.

Danıştay eski Başkanı'nın elinde yeşil bir pasaport , çok sayfalı eski bir nüfus cüzdanı vardı ve 85 yaşındaydı.

Noterlik kanunu gereğince vekalet vermek isteyen vatandaşımız 65 yaşın üzerinde ise doktordan sağlık raporu istenir.

Danıştay eski Bsşkanı'na çay ikram ettim ve 65 yaşın üzerinde olduğu için doktor raporuna ihtiyaç olduğunu kibarca söyledim.

Danıştay eski Başkanı Türegün “ Siz hukukçu musunuz?” diye sordu.

“Sayın Başkan'ım bu doktor raporunu noterlik kanunu gereğince istemeye mecburuz dedim “ ve tanıdığım bir tıp doktoruna göndererek sağlık raporu almasına yardımcı oldum.

Bir süre sonra Danıştay eski Başkanı Ahmet Hazım Türegün Brüksel'de vefat etti.

Vefatından önce vekaletnamesini de düzenlemiştik.

Merhum Danıştay Başkanı Türegün'ün 2 oğlu vardı.

Avukat Oktay Türegün ve Yüksek Mimar İlhan Türegün.

Avukat Oktay Türegün Belçika Kraliyet ailesinden bir bayan ile evliydi.

Gazetede bir ilan görüyor:

Afrika'daki bir ülkede askeri darbe oluyor ve Devlet Başkanı tutuklanıyor.

Dış dünyaya ayıp olmasın diye devrik Devlet Başkanını mahkemede savunacak bir Avukat'a ihtiyaç olduğunu Belçika gazetelerinde okuyor.

Avukat Oktay Türegün valizini hazırlıyor ve Afrika'nın yolunu tutuyor.

O yıllarda pervaneli uçaklarla seyahat ediliyor ve ancak o Afrika ülkesine 2 günde ulaşılabiliyor.

Avukatımız uçakta iken devrik devlet başkanına bağlı güçler karşı bir darbeyle tutuklu Devlet Başkanını hapishaneden kurtararak Cumhurbaşkanlığı makamına oturtuyorlar.

Avukat Türegün'ün kendisini savunmak için uçakta olduğunu öğrenen Devlet Başkanı doğruca havalimanına giderek Avukatını samimi bir şekilde kucaklıyor ve “ Sen bir Türk gibi kuvvetlisin. Benim karagün dostumsun!” diyerek bağrına basıyor.

Avukat Oktay Türegün müvekkili Devlet Başkanı sayesinde Afrika'da ve Belçika'da çok zengin bir iş insanı oluyor.

Hatta Dışişleri Bakanlığımız Avukat Oktay Türegün'ü yaşadığı Afrika'daki o ülkeye Fahri Konsolos olarak tayin ediyor.

NEREDEN NEREYE?

-------- ------ ------- ------- ------- ------ ------- ----- ----

Ord. Prof. Dr. Fahrettin Kerim Gökay (1900-1987)

Ord.Prof.Dr. Fahrettin Kerim Gökay Kırım Türklerindendi.

1922 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu.

Sinir ve Ruh Hastalıkları üzerine ihtisas yaptı.

Popüler ve sevimli bir halk adamıydı.

1949-1957 yıllarında İstanbul Vali ve Belediye Başkanlığı yaptı.

6-7 Eylül 1955 üzücü olaylarında Vali ve Belediye Başkanı Gökay, Emniyet Müdürü ise arkadaşım Büyükelçi Hidayet Eriş'in babası ve İhsan Sabri Çağlayangil'in çok yakın arkadaşı Alaeddin Eriş idi.

MİGROS'u ilk İstanbul'a getiren Fahrettin Kerim Gökay'dır.

İstanbul'un imarında ciddi katkıları oldu.

14 Mayıs 1950 seçimlerinden önce İstanbul'da toplanan büyük kalabalığı İsmet Paşa'ya (devrin Cumhurbaşkanı) göstererek İŞTE İSTANBUL PAŞAM! diyen Vali ve Belediye Başkanıdır.

Ama İnönü ve CHP 1950 seçimlerinde ağır bir hezimete uğramıştı.

Yeşilay'ın kurucusu ve alkol düşmanıydı.

Akşamcılar meyhanede ÇEK BİR FAHRETTİN KERİM! diye küçük rakı şişesiyle kafa çekiyorlardı.

Gökay İstanbul Valiliğinden sonra İsviçre'ye Türkiye'nin Olağanüstü ve Tam Yetkili Büyükelçisi olarak atandı.

1961 yılında siyasete atıldı.

1961-1965 yıllarında Genel Başkanı Ekrem Alican olan Yeni Türkiye Partisi'nden İstanbul Milletvekili olarak TBMM'de görev yaptı.

Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı ile İmar ve İskân Bakanlığı görevlerinde bulundu.

Fahrettin Kerim Gökay'ın toplam 630 gayrimenkulu vardı.

Müzmin bekardı ve bilaveled idi. Yani çocuksuzdu.

Gayrimenkullarının tamamını Fahrettin Kerim Gökay Vakfına bağışladı.

MEDENİ ADAM KİME DENİR?

İstanbul Vali ve Belediye Başkanı Ord.Prof.Dr.Fahrettin Kerim Gökay (1900-1987) istanbul Orman Fakültesi öğrencilerine bir konferans verir.

Konferansta , öğrencilere şöyle bir soru sorar:

MEDENİ ADAM KİME DENİR?

İstanbul Orman Fakültesi öğrencileri medeni adamı her gün ayakkabısını boyayan, ütülü elbise ve kolalı gömlek giyen, her gün dişlerini muntazam olarak fırçalayan, her sabah abdest alan, her gün spor yapan, her gün Kur'an-ı Kerim okuyan kişiler olarak tarif ederler.

Öğrencilerin cevaplarından tatmin olmayan İstanbul Vali ve Belediye Başkanı aynen şöyle der:

“SEVGİLİ ÖĞRENCİLER! MEDENİ ADAM HER GÜN SAKAL TRAŞI OLAN VE RANDEVUSUNA SADIK OLAN İNSANDIR. NOKTA!”

Dışişleri Bakanlığında (eski Başbakanlık binası) yeni bir memur iken (1976 veya 1977) Ord.Prof.Dr. Fahrettin Kerim Gökay elinde küçük bir el valizi olduğu halde Bakanlık koridorunda dolaşıyordu.

Elini öpmediğim ve elindeki küçük valizi alarak gideceği yere bizzat götürmediğim için hala kendimi suçlu hissediyorum.

Merhum Ord.Prof.Dr. Fahrettin Kerim Gökay'ı rahmetle ve minnetle anıyorum.

NEREDEN NEREYE?

Vahit Özdemir/TİMETÜRK

Tüm Yazıları

SON VİDEO HABER

Öğretmen Fatmanur Çelik cinayetinin detayları ortaya çıktı

Haber Ara