Doğu Türkistanlılar şimdi Kur’an okuduklarında dayak yiyor, Kur’an öğrenmek istediklerinde hapse giriyorlar. Daha doğmadan yasaklarla karşılaşıyor; eğer devlet tarafından “fazlalık” olarak addedilirlerse annelerinin karınlarından zorla çıkartılıp öldürülüyorlar. Kendi dillerini, tarihlerini öğrenme hakları yok. İstedikleri üniversiteye girmek, istedikleri işte çalışmak onlar için hayalden de öte. Hayatlarının her aşamasında kimlikleri soruluyor onlara; aidiyetleri sorgulanıyor. Üstelik sorgulanmakla da kalmıyor, kendilerinden çalınıp yerine bir başkası konmaya çalışılıyor.
Suçları bir hak talep etmekse bunun bedelini fazlasıyla ödüyorlar. Hesapsızca işkence görüyor, hapislerde ölüme terk ediliyorlar. Hapis hayatından ve dolayısıyla işkenceden evlerine dönenlerse normal hayatlarına bir daha asla dönemiyorlar. Çünkü artık ya psikolojik sorunlarla ya da fiziksel bir rahatsızlıkla yaşamak zorunda kalıyorlar…
YILLARDIR KORKUDAN KONUŞMADILAR! DOĞU TÜRKİSTANDA SOKAKLARDA TESETTÜRLÜ GEZMEK YASAK! Bu Ramazan’da kamu binalarında çalışanlara zorla su ve karpuz verdiler. Yemek istemeyenlere zorla yedirdiler. Psikolojik ve fiili işkenceleri bir arada yaşıyoruz. İslami sadece evimizde onu da gizlice yaşamak zorundayız. Geçtiğimiz Ramazan ayında Kadir Gecesi ‘nde Yarkent kentinde bulunan bir camiye ibadet etmek için giden Müslümanların çoğu camiden sağ çıkamadı. Müslümanların camide toplandıklarını haber alan Çin rejimi hemen camiye baskın yaptı ve orada sadece namaz kılıp dua etmek için toplanan kardeşlerimizi, akrabalarımızı öldürdüler. ! DOĞU TÜRKİSTAN’DA SOKAKTA “SELAMÜNALEYKÜM” DEMEK YASAK! Babama sokakta birine selam verdiğini ve neden böyle yaptığını, bunun yasak olduğunu bilip bilmediğini sordular. Babam da yolda gördüğü insanı çok sevdiğini ve o an yasak olduğunu unuttuğunu söyledi. Evimizi aradılar, babamın tüm dosyalarına baktılar. Biz ağlamaya başladık. Babamı alıp götürdüler. Onu çok dövmüşler. Bir ay kendisini hiç göremedik. Babamın siyasi suçlu olduğunu söylediler. Amcamın bir arkadaşı vardı babamı götürdükleri yerde. Yemek götürmüş babama. Tuzlu yemek götürmek yasakmış. Babamın suçu hafif olduğu için bir aydan fazla kalmadı cezaevinde. Cezaevlerine giren herkese virüs bulaştırıyorlar, babama yaptılar mı bilmiyoruz. Kendisi hatırlamıyor. Cezaevine giren herkese ellerinin üzerine veya bileklerine barkod makinası gibi bir aletle virüs bulaştırıyorlar. Bu virüsle bulaşan hastalık onları uzun vadede hasta ederek öldürüyor. Bu güne kadar bu virüsten dolayı binlerce kişiyi öldürdüler Doğu Türkistan’da. Müslümanları hem toplu hem de teker teker öldürüyorlar. Ayrıca bizim memlekette ikiden fazla doğum yapmak yasaktır. Üçüncü çocuğuna hamile kadını görürler veya ajanslar bildirirse zorla kürtaj yaptırıyorlar. Bizim nüfusumuzun çoğalmasını istemiyorlar. Ağabeyim 2011 yılında Türkiye’ye İslami İlimler okumak için gelmek istiyordu. İnternetten Türkiyeli bir ağabeye mail atmıştı. Birkaç gün sonra polis geldi ağabeyimi alıp götürdüler. Neden Türkiye’ye gitmek istediğini, orada ne yapacağını kimlerle iletişimde olduğunu sormuşlar. Doğu Türkistan’da Çinliler bizim kimliğimize çip koyuyorlar. Benim kimliğimde de var. Bizi GPRS takip ediyorlar. Şu an burada sizinle konuştuğumu bile belki de biliyorlardır. Ben 2,5 yıldır memleketime gidemiyorum. Annemi babamı çok özledim. Burada İslami İlimler okuduğum için oraya gittiğim anda beni de tutuklayacaklarından korkuyorum. Ailem gözümde tütüyor, ağabeyimin çocukları oldu onları bile göremedim.