Ahmet Hakan'ın Hürriyet gazetesindeki "Size ne dendi, siz ne anladınız" başlıklı yazısı şöyle:
Size dendi ki: Tamam, sandıktan çıktınız. Üç kez üst üste seçim kazandınız...
Eyvallah... Yine çıkacaksınız sandıktan, yine kazanacaksınız bütün seçimleri... Ama durum böyle diye bana kulak vermeyecek misiniz? Ben de bu ülkenin vatandaşı değil miyim? Ben de bu milletin bir parçası değil miyim? Neden bana karşı bu derece hoyratsınız? Neden şefkatinizi kuşanmıyorsunuz?
Verdiğiniz cevap şu oldu:
Fazla tantana yapma... Bizim yüzde 50’miz var... Yüzde 50’yi zor tutuyoruz... Yüzde 50 ne derse o olur... Otur oturduğun yere... Seni bir kaşık suda boğarız... Madem çok biliyorsun, git sandıktan çık da gel... Tahammül sınırlarımızı fazla zorlama... Kusura bakma: Bu Tayyip Erdoğan değişmez.
*
Size dendi ki:
Bana bağırmayın... Beni kendi ahlaki değer yargılarınızla yargılamaya kalkmayın... Bana alkolik demeyin... Bana ayyaş demeyin... Giyim tarzıma karışmayın... Yeni bir nesil yaratma projelerinizle, siyasi mühendislik çalışmalarınızla bütün bir toplumu bir heykel gibi yontmaya girişmeyin.
Verdiğiniz cevap şu oldu:
Yedirtmeyiz... Dış güçler...
İç mihraklar... İllegal örgütler... Marjinal gruplar... Çapulcular... Camide içki içenler... Başörtülüleri tartaklayanlar... 27 Mayıs özlemcileri... Darbe sevdalıları... Kandil günü camiden çıkacak vatandaşlara saldırı hazırlığı yapanlar...
*
Size dendi ki:
Dünyanın bütün süper güçlerini donanmış da olsa tek bir adam, 75 milyonluk bir ülkenin her sorununun en iyi çözüm noktasını bilemez... Tek adam ne diyorsa o olmaz, o olmamalı... Yönetimin demokratikleşmesi gerekir.
Verdiğiniz cevap şu oldu:
Menderes’i astınız, Özal’ı zehirlediniz, Erdoğan’ı yedirtmeyiz... Erdoğan ne derse o olur...
*
Size dendi ki:
Ben halkın bir parçasıyım...
Kaç kişiyim, kaç oyum var bilmiyorum... Çok az da olabilirim... Sayıca az olmam, beni yok saymanızı gerektirmez... Benim de hükümetim olmalısınız, benim de başbakanım olmalısınız...
Bana kulak vermeniz gerekir.
Verdiğiniz cevap şu oldu:
Sizi not ediyoruz, bu söylediklerinizin hesabını soracağız... Ceza vereceğiz... Gününüzü göstereceğiz...
*
14 günü böyle geçirdiniz.
En sonunda...
“Bunlar ne diyor” demek aklınıza gelebildi.
Basra harap olduktan sonra olsa da, binlerce kalp kırıldıktan sonra olsa da...
Bu da bir “şey”.