DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

Robert Fisk: Hula, Suriye’de dönüm noktası olabilir

The Independent’ın ünlü Ortadoğu muhabirine göre, Hula’daki son katliamın ardından Esad’ın devrilmesi artık ihtimal değil kaçınılmaz

29.05.2012 11:22:44
Robert Fisk*

Beşşar Esad’ın yanına kar kalacak. Dera’da yanına kar kaldı. Humus’ta yanına kar kaldı. Hula’da da yanına kar kalacak. El-Kaide’nin yanında Suriye trajedisine katılan diğer ekiplerle birlikte silahlı muhalefetin de… Evet, bu kritik bir an; Baasçı rejimin devrilmesinin ihtimalden kaçınılmaz’a dönüştüğü dehşetin “tepe noktası” olabilir. Ve sevgili Bay Hague, “tamamen” dehşete düşmüş olabilir. BM, de. Aynı şekilde hepimiz de.

Fakat Ortadoğu, yüzlerce Hula’yla, istatistikler arasında yığılı ölü çocuklarla, cinayet aletleri içindeki silahlarla birlikte bıçaklar ve iplerle kaplı. Ve Esad’ın askerleri, Nusayri milislerine kirli işlerini yaptırıyorsa? Cezayir UCR (Ulusal Cephe Rejimi-FLN), 1990’larda “iç güvenlik” birimlerini muhaliflerini öldürtmek için kullanmadı mı? Kaddafi’nin geçen sene sadık milisleri ve Mübarek’in rejim muhaliflerini indirecek hapishane-kuşu uyuşturulmuş polis eskileri, baltacıları, yok muydu? İsrail, Lübnan’daki Falanj uzantılarını, ülkedeki muhaliflerini korkutmak ve öldürmek için kullanmadı mı? Bir düşünün. 1982’de Hama’da direnişçileri Beşar Esad’ın amcası Rıfat’ın Özel Kuvvetleri katletmedi mi? Bunu çok sesli söylemeyin zira Rıfat, şimdilerde Paris ile Londra arasında yaşıyor. Yani Beşar’ın Hula’dan sıyıramayacağını kim düşünebilir?

Cezayir benzerliği ürkütücüdür. UCR’nin yozlaşmış liderliği “demokrasi” istedi, hatta seçimler yaptı. Fakat İslamcı muhalefetin, talihsiz İslami Kurtuluş Cephesi, kazanacağı netleşince, hükümet Cezayir’i yok etmeye çalışan “teröristler” üzerine savaş ilan etti. Muhalefet Blida yakınlarında sivilleri boğazlamaya – binlercesini, bebeklerin boğazları kesildi, kadınlara tecavüz edildi – başlayana dek; “terör”le savaş adına, köyler kuşatıldı, kasabalar bombalandı. Sonradan ortaya çıktı ki katliamlara karışan Cezayir ordusu imiş. Hepimizin unutacağı Hula için, hepimizin unuttuğu Bentalha’yı okuyun.

Ve biz Batılılar, ofladık pofladık ve Cezayir’deki her iki tarafa “itidal” çağrısı yaptık ancak Fransa’nın eski sömürgesinde – Suriye’nin de eski bir Fransız “manda” bölgesi olduğunu da unutmayalım – istikrar istedik ve El-Kaide tarzı direnişçilerin Cezayir’i ele geçirmesinden korktuk ve nihayetinde ABD, Cezayir ordusunu destekledi, tıpkı Rusların bugün Suriye ordusunu desteklemesi gibi… Ve Suriye savaşında öldürülen 10 bine kıyasla 200 bin ölünün ardından UCR’nin yanına kar kaldı.
Ve 1990’lardaki isyanla yüzleşmelerinin ardından Cezayirlilerin umutsuzca tavsiye alabilecekleri ülkeler aradıklarını hatırlamak yerinde olacak. Hafız Esad’ın Suriye’sini seçtiler ve 1982’de rejimin nasıl Hama’yı yok ettiğini öğrenmek için Şam’a askeri bir delege yolladılar. Şimdilerde – altı ay önce Beşar’ı tipik şekilde “yürüyen bir ölü” olarak niteleyen – Amerikalılar, Suriye savaşında Yemen-tarzı bir sonu tercih ediyorlar, sanki Yemen krizi yeterince kanlı değilmiş gibi. Ancak Esad’ı, aynı kumaştan bir eşkıya ile değiştirmek (San’a “çözümü”) Suriyelilerin razı olacağı bir şey değil.

Evet, bu bir iç savaş. Evet, Hula bir dönüm noktası olabilir. Evet, artık BM de şahit. Fakat Baas Partisi’nin kökleri kandan daha derine gider – herhangi bir Lübnanlıya soruverin – ve yakında ekranlarımızda Suriye kırsalından başka bir Youtube ölüm videosu oynadığında, biz, Batıdakiler Hula’yı unutacağız. Ya da Yemen’den… Ya da bir sonraki devrimden…

* The Independent’ın ünlü Orta Doğu muhabiri

Bu makale Oğuz Eser tarafından Timeturk.com için tercüme edilmiştir.

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş