Haber Merkezi / TIMETURK
Doyurucu ve kapsamlı bir dosya çalışmasının ortaya çıktığını daha ilk anda görüyoruz. “İmam-Hatipler Nasıl Kuruldu?” başlıklı yazıda Uludağ İlahiyat Fakültesinden Mustafa Öcal, aslında pek işlenmeyen bir döneme, Tevhid-i Tedrisat sürecinden ilk İmam-Hatip Lisesinin açıldığı döneme ışık tutuyor.
Öcal’ın verdiği bilgileri, dönemdeki diğer dinî ve siyasî uygulamalarla birlikte düşündüğümüzde bugün ne kadar güzel günler yaşadığımıza bir kez daha şükrediyoruz. İmam-Hatiplerin ve milletimizin çok şey borçlu olduğu merhum Celalettin Ökten Hoca ise, Salih Eren’in yazısında anlatılıyor.
Celal Hoca öncü ve önder olarak bu okulların kuruculuğunu üstlenmiştir. İslâm Hukuku profesörü Hayrettin Karaman ise yazısında, “Bu nesil medeniyet davasına sahip çıkmıştır” diyor. Meseleye bilhassa Tanzimat’tan beri ülkemizde yürütülen Batıcılık medeniyeti çerçevesinde yaklaşan Karaman, bu sinsi oyunun iç yüzünü işledikten sonra, İmam-Hatiplerin ve böylece milletimizin İslâm medeniyeti ve davasına olan imanını, inancını, katkısını dile getiriyor.
MODERN MEDRESELER
Sakarya İlahiyattan Profesör Recep Kaymakcan ise meseleyi daha geniş açıdan ele alarak, İmam-Hatipleri “modernize olmuş medreseler” olarak niteliyor. Kaymakcan, “Bu okullar İslâm tarihindeki devlet gözetim ve desteğinde Selçuklular döneminde başlayan medrese geleneğinin bir devamıdır. Bu devamlılıkla birlikte İmam Hatipler eğitimde modernleşme ile birlikte günün koşullarına göre kendini yenilemiş bir eğitim kurumudur. Osmanlı son dönemlerindeki eğitimde modernleşmeye paralel olarak medrese İslâmî ilimlerle birlikte sosyal ve fen bilimlerini okul müfredatının içine katmıştır” diyor.
Bu kapsamda İsmail Lütfi Çakan, Halis Ayhan, Mustafa Fayda, Nedim Urhan, Emin Işık gibi İlahiyat ve İmam-Hatip camiasının çok kıymetli isimlerinin yazı ve söyleşileri dosyaya ayrı bir zenginlik katıyor.
Yeni Dünya, İmam-Hatipler dosyası ile arşivlik bir sayıya daha imza atıyor.
YENİ ORTADOĞU
Yunus Emre Altuntaş Ortadoğu ekseninde coğrafyamızda son yaşanan gelişmeleri siyaset bağı açısından ele alıyor. Kapsamlı ve derinlikli analizlerinde Altuntaş, Türkiye’nin bu başarısının altında, Ahmet Davutoğlu’nun ve temeli 1996’da atılan D-8 girişiminin olduğunu vurguluyor.
ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ ARACILAR
Dergide düzenli olarak yer alan Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç’ın yazısının başlığı, “Toplumsal Barış İçimizdeki İyilere Bağlıdır.” İyilik kavramını tasavvuf merkezli olarak değerlendiren Kılıç;
“Tasavvuf her şeyden evvel bizim, Allah’ın kendi ruhundan üflemek sûretiyle en mükerrem surette yarattığı varlık olarak kendimize bakmamızı birinci şart olarak koşuyor. Yani biz o kimseleriz ki Allah bizi kendisine muhatap kıldı. Karşısına alıp bizimle diyalog kurdu, bizimle konuştu” diyor. Ülkemizde çok sık gündeme getirilen Allah ile kul arasındaki aracılık meselesine ise şöyle yaklaşıyor: “Allah’la kul arasında aracı olur mu?, noktasında hassas durmamız gerekmektedir. Evet olur. Ve olmalıdır da. Allah’la kul arasında perde olmamalıdır esas. Bütün putlar Allah’la kul arasında perdedirler. Ama put ile perde ile aracıyı birbirine karıştırmamamız gerekmektedir. Allah’la kul arasında aracı niye olmasın?”
Derginin Kasım sayısında, Hamdi Boydak, Sırrın Sırları; Vehbi Vakkasoğlu, Aile Çatırdıyor Umrumuzda mı?; Rabia Brodbeck, Hacca Gidemeyenler İçin; Veysel Dalsaldı, Tasavvuf Müziği İnsana Rabbini Hatırlatır; Nidayi Sevim, Yeniden Türk-Kürt Kardeşliği İçin İdris-i Bitlisîlere İhtiyacımız Var; Hüseyin Akın, Evet, Futbol Bir Ayak Oyunudur; Zeki Bulduk, Kitaplıklar Hıra’ya Benzer başlıklı yazılarıyla yer alıyor.
Yeni Dünya ,iletişim: 0 212 635 83 96