Başbakan Tayyip Erdoğan, terör örgütü davası sanıklarının tahliye edilmeleriyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Başbakan Tayyip Erdoğan, terör örgütü davası sanıklarının tahliye edilmeleriyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Tahliyelerle hükümet arasında illiyet bağı kurulmasına tepki göstererek eleştiri oklarını Yargıtay'a yöneltti. Birkaç gün içinde bitirilen farklı davalardan örnekler veren Erdoğan, "Bunu 1 ay önce de verebilirdiniz. Dedik ya burada da farklı bir organizasyon söz konusu." dedi.
Hükümet aleyhine zorlama bir kampanya yürütüldüğünü savunan Erdoğan, "İşlerine geldiği zaman 24 saatte karar veriyorlar. İsimlerini vermeye bile gerek görmüyorum ama biliyorsunuz meşhur Erzincan dosyası, vs. Bunlar süratle yürütülebildi... Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp milletin ön bahçesi yapacağız. 'Onama mı istersin, bozma mı?' diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan, vicdanıyla karar veren bir yargıya geçişi inşallah tamamlayacağız." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Yargıtay'ın iş yükünün farkında olduklarını belirtti. Çare olarak 2005 yılında istinaf mahkemeleriyle ilgili kanunu çıkardıklarını, 2007'de uygulamaya başlayacakken bizzat yüksek yargının talepleri doğrultusunda bu süreci ertelemek zorunda kaldıklarını anlattı. İçki tartışmalarıyla ilgili olarak da "8 yıldır en küçük hadiseler büyütülerek rejim meselesine dönüştürülüyor. Sevgili milletime sesleniyorum: Hangi özgürlüğü kısıtladık?" sorusunu yöneltti.
Başbakan, 2011 seçimleri yaklaştıkça, hemen her seçim öncesinde tezgâha sürülen birtakım çirkin oyunlar ve kara propagandanın yine aynı şekilde tezgâha sürüldüğünü söyledi. Son tütün ve alkol düzenlemesi, Kars'taki heykel ve RTÜK uygulamalarıyla ilgili tartışmaları bu çerçevede değerlendirdi. Erdoğan, şunları söyledi: "8 yıldır, en küçük, en marjinal hadiseler büyütülerek adeta bir rejim meselesine dönüştürülüyor. Birileri, ısrarla ve inatla bize gizli niyetler, gizli hedefler, gizli ajandalar izafe ediyor. 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Kimin yaşam tarzına müdahale ettik? Herkes istediği gibi giyiniyor, istediği gibi eğleniyor, istediği gibi içiyor. Hangisine dedik ki, sen ne kadar viski içiyorsun, şarap içiyorsun, ne kadar bira tüketiyorsun? Böyle bir derdimiz oldu mu? Aksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar... Affedersiniz, trafik polisleri, trafik kazalarını yaptıkları halde, bunlara karşı herhangi bir şey ödetmesinler mi? Bunların yaptıklarını ölümle mi, yaralanmayla mı ödeyeceğiz?"
'ONAMA MI İSTERSİN, BOZMA MI?' DİYEN BİR YARGIDAN, VİCDANIYLA KARAR VEREN YARGIYA GEÇECEĞİZ
Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp milletin ön bahçesi haline getireceklerini kaydeden Erdoğan, "(Onama mı istersin, bozma mı?) diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan, vicdanıyla karar veren bir yargıya geçişi inşallah tamamlayacağız.'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Yargıtay'ın iş yükünün fazlalığının farkında olduklarını belirtti. Buna çare olarak 2005 yılında istinaf mahkemeleriyle ilgili kanunu çıkardıklarını, 2007 yılında uygulama başlayacakken bizzat yüksek yargının talepleri doğrultusunda bu süreci ertelemek zorunda kaldıklarını anlattı. İstinaf mahkemeleriyle ilgili en önemli sorunun, hâkim ve savcı sayısının azlığı olduğuna işaret ederken şunları söyledi: "Ancak, hâkim ve savcı alımları, bizim dönemimize kadar hiç olmayan gerekçelerle engellenmiş, yüksek yargı adeta üzerindeki ağır iş yükünü atmamak için direnmiştir. 1934 yılından beri hâkim adaylığı sınavları Adalet Bakanlığı tarafından yapılıyordu. Ancak, bizim dönemimizde, 2006 yılında, sınavlara itiraz edildi ve en son da 2008 yılında mülakatlarda, bunları açıklıyorum, iyi bilin ki -değerli teşkilatımın mensupları- gittiğiniz yerde anlatın, görüntü ve ses kaydı şartı getirildi. Şurası son derece çarpıcı, Adalet Bakanlığı, mülakatlarda görüntü ve ses kaydına dair yürütmenin durdurulması için başvuruda bulunuyor. 2 yıldır bu başvuru Genel Kurul'a gelmiyor. Ama aynı Danıştay, Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan Tam Gün Yasası konusundaki başvuruyu sadece 24 saat içinde görüşüp karara bağlıyor. Son 4 yılda 5 kez, hâkim ve savcı alımları için yürütmeyi durdurma kararı verdiler. Sonra da çıkıyorlar, iş yükümüz fazla, personelimiz az diyerek hükümeti suçlama yoluna gidiyorlar. Ama bazı konularda iş yükü de personel azlığı da mazeret olmuyor."
Erdoğan, toplantı sonrası gazetecilerin sorularını da cevapladı. Tahliye edildikten sonra kayıplara karışan Hizbullah üyeleriyle ilgili olarak, "İçişleri Bakanlığımız, güvenlik güçlerimiz bütün gayretlerini göstererek aramaya her yerde devam edecekler." dedi.
Başbakan Tayyip Erdoğan, terör örgütü davası sanıklarının tahliye edilmeleriyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Başbakan Tayyip Erdoğan, terör örgütü davası sanıklarının tahliye edilmeleriyle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Tahliyelerle hükümet arasında illiyet bağı kurulmasına tepki göstererek eleştiri oklarını Yargıtay'a yöneltti. Birkaç gün içinde bitirilen farklı davalardan örnekler veren Erdoğan, "Bunu 1 ay önce de verebilirdiniz. Dedik ya burada da farklı bir organizasyon söz konusu." dedi.
Hükümet aleyhine zorlama bir kampanya yürütüldüğünü savunan Erdoğan, "İşlerine geldiği zaman 24 saatte karar veriyorlar. İsimlerini vermeye bile gerek görmüyorum ama biliyorsunuz meşhur Erzincan dosyası, vs. Bunlar süratle yürütülebildi... Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp milletin ön bahçesi yapacağız. 'Onama mı istersin, bozma mı?' diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan, vicdanıyla karar veren bir yargıya geçişi inşallah tamamlayacağız." ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Yargıtay'ın iş yükünün farkında olduklarını belirtti. Çare olarak 2005 yılında istinaf mahkemeleriyle ilgili kanunu çıkardıklarını, 2007'de uygulamaya başlayacakken bizzat yüksek yargının talepleri doğrultusunda bu süreci ertelemek zorunda kaldıklarını anlattı. İçki tartışmalarıyla ilgili olarak da "8 yıldır en küçük hadiseler büyütülerek rejim meselesine dönüştürülüyor. Sevgili milletime sesleniyorum: Hangi özgürlüğü kısıtladık?" sorusunu yöneltti.
Başbakan, 2011 seçimleri yaklaştıkça, hemen her seçim öncesinde tezgâha sürülen birtakım çirkin oyunlar ve kara propagandanın yine aynı şekilde tezgâha sürüldüğünü söyledi. Son tütün ve alkol düzenlemesi, Kars'taki heykel ve RTÜK uygulamalarıyla ilgili tartışmaları bu çerçevede değerlendirdi. Erdoğan, şunları söyledi: "8 yıldır, en küçük, en marjinal hadiseler büyütülerek adeta bir rejim meselesine dönüştürülüyor. Birileri, ısrarla ve inatla bize gizli niyetler, gizli hedefler, gizli ajandalar izafe ediyor. 8 yıldır hangi özgürlüğü kısıtladık? Kimin yaşam tarzına müdahale ettik? Herkes istediği gibi giyiniyor, istediği gibi eğleniyor, istediği gibi içiyor. Hangisine dedik ki, sen ne kadar viski içiyorsun, şarap içiyorsun, ne kadar bira tüketiyorsun? Böyle bir derdimiz oldu mu? Aksırıncaya tıksırıncaya kadar içiyorlar... Affedersiniz, trafik polisleri, trafik kazalarını yaptıkları halde, bunlara karşı herhangi bir şey ödetmesinler mi? Bunların yaptıklarını ölümle mi, yaralanmayla mı ödeyeceğiz?"
'ONAMA MI İSTERSİN, BOZMA MI?' DİYEN BİR YARGIDAN, VİCDANIYLA KARAR VEREN YARGIYA GEÇECEĞİZ
Yargıyı birilerinin arka bahçesi olmaktan çıkarıp milletin ön bahçesi haline getireceklerini kaydeden Erdoğan, "(Onama mı istersin, bozma mı?) diyerek belli çevrelerin arzusuna göre karar veren bir yargıdan, vicdanıyla karar veren bir yargıya geçişi inşallah tamamlayacağız.'' dedi.
Başbakan Erdoğan, Yargıtay'ın iş yükünün fazlalığının farkında olduklarını belirtti. Buna çare olarak 2005 yılında istinaf mahkemeleriyle ilgili kanunu çıkardıklarını, 2007 yılında uygulama başlayacakken bizzat yüksek yargının talepleri doğrultusunda bu süreci ertelemek zorunda kaldıklarını anlattı. İstinaf mahkemeleriyle ilgili en önemli sorunun, hâkim ve savcı sayısının azlığı olduğuna işaret ederken şunları söyledi: "Ancak, hâkim ve savcı alımları, bizim dönemimize kadar hiç olmayan gerekçelerle engellenmiş, yüksek yargı adeta üzerindeki ağır iş yükünü atmamak için direnmiştir. 1934 yılından beri hâkim adaylığı sınavları Adalet Bakanlığı tarafından yapılıyordu. Ancak, bizim dönemimizde, 2006 yılında, sınavlara itiraz edildi ve en son da 2008 yılında mülakatlarda, bunları açıklıyorum, iyi bilin ki -değerli teşkilatımın mensupları- gittiğiniz yerde anlatın, görüntü ve ses kaydı şartı getirildi. Şurası son derece çarpıcı, Adalet Bakanlığı, mülakatlarda görüntü ve ses kaydına dair yürütmenin durdurulması için başvuruda bulunuyor. 2 yıldır bu başvuru Genel Kurul'a gelmiyor. Ama aynı Danıştay, Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan Tam Gün Yasası konusundaki başvuruyu sadece 24 saat içinde görüşüp karara bağlıyor. Son 4 yılda 5 kez, hâkim ve savcı alımları için yürütmeyi durdurma kararı verdiler. Sonra da çıkıyorlar, iş yükümüz fazla, personelimiz az diyerek hükümeti suçlama yoluna gidiyorlar. Ama bazı konularda iş yükü de personel azlığı da mazeret olmuyor."
Erdoğan, toplantı sonrası gazetecilerin sorularını da cevapladı. Tahliye edildikten sonra kayıplara karışan Hizbullah üyeleriyle ilgili olarak, "İçişleri Bakanlığımız, güvenlik güçlerimiz bütün gayretlerini göstererek aramaya her yerde devam edecekler." dedi.