Sûfîler, nefsin aklî güçlerinin karşısında yer alan hayvânî güçlerinden şehvet (arzu) ve gazabı (öfke) dikkate alarak nefsle bütün yerilmiş sıfatların toplayıcısı olan mânâyı kasteder ve nefs deyince bu mânâyı anlarlar. Hem sûfîler hem de ahlâk teorisi üzerinde fikir yürüten filozofların ortak görüşü insandaki kötü huyların kaynağının gazap ve şehvet olduğu yönündedir. İnsan seyr u sülûk ederek bu güçlerini terbiye ettiği takdirde ancak fazîlete ve mutluluğa kavuşur.
İnsanoğlunun kalbinde yedi budağı olan bir hevâ (nefsin dünyevi istek ve arzuları) ağacı vardır. Bu budakların her biri bir tarafa yönelmiş durumdadır. Biri göze, biri dile, biri kalbe, biri nefse, biri halka, biri dünyaya ve biri de âhirete bakar. Ayrıca her bir budağın meyveleri vardır. Göz tarafındaki budağın meyveleri töhmet ve şehvettir. Dil tarafında bulunan budağın meyvesi boş konuşmak ve dedikodudur. Kalp tarafında olan budağın meyvesi sevgisizlik ve düşmanlıktır. Nefs tarafında yer alan budağın meyvesi haram, şüpheli ve mekruh olan şeyleri yemektir. Dünyaya ve halka giden budağın meyvesi süs, şöhret ve riyâkârlıktır. Âhirete bakan budağın meyvesi ise hasret ve pişmanlıktır.
Kanuni Sultan Süleyman’ın ordularının maneviyatına destek vermekle görevlendirilmiş bir sufi olan Sofyalı Bâlî Efendi, 7 Makam 7 Nefs adlı bu eserde tasavvufun önemli meselelerinden biri olan nefsi ele alıyor. Eserde nefsin mertebeleri ve seyr u sülûkla ilişkisi konu ediniliyor. Kitapta Allah yolundaki salikin 7 makamı ve bu makamlardaki nefsin halleri anlatılıyor.
SOFYALI BÂLÎ EFENDİ KİMDİR?
16. yüzyılda Osmanlı’da yetişmiş önemli sûfî yazarlardan biri olan Sofyalı Bâlî Efendi bugün Arnavutluk devleti sınırları içerisinde kalan Usturumca şehrinde dünyaya gelmiştir. Bâlî Efendi Sofya ve İstanbul’da zâhirî ilimlerde öğrenim gördükten sonra devrin Halvetî büyüklerinden Cemâl Halvetî’nin halîfesi Kāsım Çelebi’ye intisap etmiştir. Kāsım Çelebi’nin elinde mânevî ilimlerdeki eğitimini tamamlayan Bâlî Efendi hem zâhirî hem de bâtınî ilimlerdeki haklı şöhreti nedeniyle kısa sürede isminden söz ettirir olmuştur. Bu nedenledir ki, devrin padişahı olan Kānûnî Sultan Süleyman tarafından askerin mânevîyatına destek vermesi amacıyla çeşitli seferlerde kendisine eşlik etmekle görevlendirilmiştir.
Bâlî Efendi 1553 yılında Sofya yakınlarındaki Sālihiye mevkiinde vefat etmiştir. Kabri yine bu mevkidedir. İyi bir eğitim aldığı yazdığı eserlerden anlaşılan Bâlî Efendi, yaşadığı dönemdeki ilmî tartışmalarda da başat rol oynayan isimlerdendir. Kānûnî devrinde ortaya çıkan para vakfı tartışmasında şeyhülislâmın verdiği fetvanın yanlış olduğuna dair bir risâle yazdığı ve bu görüşlerini Kānûnî’nin önünde savunduğu rivâyet edilmektedir. Tasavvuf açısından yazdığı eserler içerisinde ise İbnü’l-Arabî’nin Fusûs isimli eserine yazdığı şerhin önemi büyüktür. Bu eser özellikle kendisinden sonra yazılan şerhlere kaynaklık edecek derecede önemlidir.
Kitabı HayyKitap, Tuyap Fuar srandından temine debileceğiniz gibi bu linkten de edinebilirsiniz.