Okumayı en geniş tanımıyla ele almaya çalışan Siyeri Nebi dergi ekibinin çoğu eğitimcilerden oluşuyor. Malum olduğu üzere; eğitim, okumak, ilim, kalem, kâtip gibi kelimeler onları çok heyecanlandırır. Yazarlarımız, Rahman’a sığınarak önce okudular sonra kalemlerine sarıldılar.
Cahiliyyeyi anlattılar en hakikate uzak yönüyle. Sonra “Daru’l Erkam”a sığındılar Ömer (ra) gibi. Okuma yazma bilen kızı “Hafsa (ra)’nın seslenişi”ne şahit oldular annemiz diliyle. “Mescid-i Nebî”de gölgelendiler “Ashâb-ı Suffe” misali. Kulak verdiler Resûl (sas)’ün, ailesine muhabbetine, şefkatine… “Hanımların eğitimi”ne nasıl değer verdiğine.
“İlim ile hemhal olmak” dediler. “Kur’ân’ın faziletleri”ni saymakla bitiremediler. “Yanlış bilmektense hiç bilmemek” daha mı iyi, diye düşündüler. “Ümmi” Nebi (sas)’ye salât ettiler.
Mürekkeb yalamakla mürekkebine canını katmak arasındaki farkı dilediler. “Cennet yolcusu” ilim talebelerine, meleklerin kanatlarını sermeleri için dua ettiler. “Rabbânîlere ihtiyaç” olduğunu hep hissettiler.
Resûl (sas)’ün güzel ahlakını tüm insanlığa anlatma gayreti ile hedeflerini dile getirdiler:
“İşte biz böyle bir eğitim istiyoruz.”
Eminler ki “Bir gün birileri bu satırları okuyacak.” derinden kavrayıp anlayacak.