Gazetecilik zor meslek cidden. Düşünsenize benim durumumu. Bir insan var
hayatınızda. Hiç tanışmamışsınız. Bir kez bile yüz yüze gelmemişsiniz ama hep
nefret etmişsiniz. Adının geçtiği her yerde lanet okumuşsunuz. Ancak birgün
kader sizi o insanla karşı karşıya getirmiş ve demiş ki; "İşte o katil karşında
oturuyor. Haydi şimdi sor bakalım! Neden 1978'de Bahçelievler'de o 7 Türkiye
İşçi Partili (TİP) genci öldürmüş? Neden o gencecik insanların canlarına
kıymış?" diye. İşte bu haftaki röportajı tamamen bu ruh haliyle yaptım.
Geçtiğimiz günlerde cezaevinden çıkan eski ülkücü katil Haluk Kırcı ile
konuştum. Aklıma gelen her şeyi sordum. O da bütün samimiyetiyle cevap verdi.
Saatler sürdü söyleşimiz. Röportajın sonunda kendisine de itiraf ettim: "Buraya
gelirken ellerim ayaklarım titriyordu. Hatta bir ara gelmemeyi bile düşündüm.
Ancak iyi ki gelmişim. Çünkü anlattıklarınızdan gençlere, özellikle şiddete
meraklı gençlere ulaştıracak çok doğru mesajlar aldım. Evet; bir insanı öldüren
bütün insanlığı öldürmüş demektir. Şiddet, sadece şiddeti doğurur!"
Bahçelievler katliamındaki rolünüzü kabul ettiniz. "Evet ben yaptım!" dediniz.
Evet kabul ettim. Reddetmedim.
Ama bana biraz önce de, "Pişman olsam neye yarar ki!" dediniz. Sonuçta siz bir
katilsiniz! Nedir samimi duygularınız? Ben yaşadıklarımın hesabını adalete verdim. Hatta fazlasıyla verdim.
Bahçelievler olayı olduğunda 20 yaşındaydım. Şimdi 52 yaşındayım. Ben 20
yaşındayken Türkiye bir kardeş kavgasının içindeydi. Soğuk savaş operasyonları
can alıyordu. Bugün o tecrübeleri yaşamış, o keşkelerin peşine düşmüş biri
olarak söylüyorum. Bir insanın hayatından daha değerli bir şey olamaz. Ben "Bir
insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş demektir" diyen bir dine inanıyorum.
Adalete hesap verdim. Asıl şimdi Cenab-ı Allah'a vereceğim bir hesap var.
Şiddetle, vurarak, kırarak bir şeyleri çözmek mümkün değil. Şiddet şiddeti
doğuruyor. Şiddet sadece dışarıdan bu ülkeyi seyredenlerin işine geliyor.
OYUNA GETİRDİLER
Niye öldürdünüz?
Bu bir cinnet hali. Toplumsal cinnet hali. Ben ülkemin komünist işgal tehdidi
ile karşı karşıya olduğuna inanmıştım. Bu tehdidi yapanlar şiddet uyguluyordu.
Ellerinde silahlar kurtarılmış bölgeler ilan ediyor ve halk mahkemelerinde idam
cezaları veriyorlardı. Bu devlete sahip çıkan, bu işgale direnen sadece biz
vardık. Buna inanmıştık. Oyuna geldiğimizi anlayabilmek için 12 Eylül darbesinin
yapıldığını görmemiz lazımdı. Sanal bir alemde yaşıyorduk ve çok kıyıcı
olmuştuk. Benim yaptığım muhasebeyi bugün hayatta olan ve sokakta dolaşan 5 bin
katil de yapıyor mu acaba?
DİĞER KATİLLER NEREDE?
Ne demek istiyorsunuz yani?
1970'li yıllarda tam 5 bin genç öldürüldü. Öldürülenler arasında benim canciğer
arkadaşlarım vardı. 5 bin genç öldüyse, beş bin cinayet ve beş bin katil var
demektir. Bu beş bin cinayetten yargılananlar arasında en uzun süre cezaevinde
yatan kim? Bu cinayetlerin en fazla muhasebesini yapan kim? Sadece ben miydim
katil olan? Ben cezamı çektim. Peki ya diğer katiller nerede? Geriye dönüp
baktığım zaman kendim bile hayret ediyorum. Benim yedi sülalemde karakol yüzü
gören insan yok. Ben cinayet işledim evet, adam öldürdüm. Allahın yarattığı bir
canı almak akıl işi mi? Değil. Yüz bin kere değil. Bahçelievler olayı trajik bir
olay. 12 Eylül öncesi cinayetlerinin sembolü oldu. Ama o öldürülen beş bin
kişinin hepsinin katili ben değilim.
Bir de azmettirenler var değil mi?
Bu oyunun ne kadar çapraşık bir oyun olduğunu o dönemi yaşayanlar bilir.
Çorum'u, Maraş'ı kim azmettirdi? 1 Mayıs 1977'yi kim planladı? O dönem
Türkiye'yi yönetenlere bakın. Sokakta oluk oluk kan akıyor, parlamento aylarca
Cumhurbaşkanı seçemiyor. İkisi de aynı işe hizmet ediyor. Darbeye! İşin ilginç
yanı ne biliyor musunuz? Yıllar sonra ben 1999'da yakalanıyorum. Sayın Ecevit o
zaman Başbakan. Dedi ki basına; "Haluk Kırcı vicdanını temizlemek için
konuşsun!" Eğer Türkiye'de vicdanı temizlemesi gereken insanlar varsa onlar,
öncelikle o gün Türkiye'yi yönetenlerdir. Ben 20 yaşında genç, atak, kesin
kabulleri olan sıradan bir insandım. Benim yaptıklarımla Türkiye eğer saplantıya
girecekse, benim vicdanımı temizlememle Türk gençliği kurtulacaksa ben her şeyi
yaparım. Ben 20 yaşındaydım, onlar ülkeyi yönetiyorlardı. Böyle bir saçmalık
olabilir mi Sevilay Hanım?
ÖZEL OPERASYONLAR
Kontrgerilla mıydı peki?
O kadar basit değil. Ama Türkiye'de maalesef çok ciddi boyutta özel harp
operasyonları yapılmıştır. Bu operasyonlardan birebir bildiklerim var. Bunu da
çok açık şekilde söyleyeyim. Mesela Haziran 1979'da MHP Genel Merkezi'ni kimler
kurşunladı? 1980'de Ziraat Mühendisleri Birliği'ne kimler saldırdı? Kimler
oradaki insanları öldürdü?
Kimler?
Baksınlar. Bu olayların dosyaları orada duruyor. Yıllar sonra ordunun içinde
birileri hakkında dosya açıldı, kapatıldı gitti.
KİTABIMDA YAZDIM
Provokasyon mu diyorsunuz?
Evet provokasyondur. Bir tane değil ki; yüzlerce var. 'Adamların dosyası var'
diyorum. Bu saldırıları yapanların asker kökenli oldukları tespit edildi. Ben
size bir şey söyleyeyim. 1974'den sonra Kürt vatandaşlarımızın yoğun olarak
yaşadığı bölgelerde Ülkü Ocakları kurulmuştur. Kimler kurdurtmuştur o ocakları?
Oradaki arkadaşlarımıza kimler yardımcı olmuştur? Kimler bu arkadaşlarımıza
silah ve mermi getirmiştir?
Asker mi diyorsunuz yani?
Yüzde doksan dokuz. Ben yazdım zaten. "Zamanı Süzerken" adlı kitabımda var.
Maalesef o günkü şartlar değiştiği için kimseye anlatamıyorsunuz bunu.
Yıldırım Türker sizinle ilgili ağır bir yazı kaleme aldı ve hâlâ mutlu
olduğunuzu yazdı.
Benim için yazdıkları mide bulandırıcı. Mesele nedamet getirmek mi? Benim gurur
duyduğumu söylüyor. Büyük haksızlık. Bakın ilk defa size konuşuyorum. İlk kez
bir gazeteciye anlatıyorum. Neden peki? Çünkü yeni kuşakların benim bu çığlığımı
duymasını istiyorum. Benim yaşadıklarımı gözönüne alıp, pişmanlık duyacakları
işlere girmesinler diye konuşuyorum.
zaman