Sanatçıya sazlarıyla Kudsi Erguner, Derya Türkan, Yurdal Tokcan gibi ustalar eşlik edecek.
İstanbul önümüzdeki günlerde çok önemli bir sanatçıyı ağırlayacak. Otuz yıldır Avrupa'nın müzikal mirası üstüne araştırmalar yapan Katalan müzisyen Jordi Savall, 9 Nisan Cuma günü, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda dinleyicileriyle buluşacak. Savall, geçmişin büyük hazinesinden ortaya çıkardığı eserleri, 'viola da gamba' adlı enstrümanıyla yorumluyor. Sanatçı, bu çabasıyla erken dönem müziklerinin koruyucusu sıfatının da sahibi. "Dünyanın Tüm Sabahları" adlı kült filmin unutulmaz müziğiyle adını geniş kitlelere duyuran Savall, son albümü "İstanbul 1710 Dimitri Kantemir Edvarı"nda, Osmanlı müziği ve bu müzikteki Ermeni ve Sefarad öğeleri üzerinde odaklandı. Savall'a konserinde Kudsi Erguner, Hakan Güngör, Derya Türkan, Yurdal Tokcan, Murat Salim Tokaç ve Fahrettin Yarkın gibi usta müzisyenler eşlik edecek. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nın desteğiyle gerçekleşecek konserde, A.K. Müzik etiketiyle yayımlanan son albümü "İstanbul 1710"da yer alan eserleri yorumlayacak. Barış elçisi de olan Savall ile konser öncesi söyleştik.
Jordi Savall'ın müziğine hangi duygular yön veriyor ve sizce müzik neyi gerçekleştiriyor?
Müzik her insan için temel bir dildir. Müzikle yalan söyleyemeyiz. Her çocuk, her kadın ve her adamın birlikte şarkı söylemeye ya da bir şey çalmaya ihtiyacı vardır; çünkü müzikle geçen zaman insanların diğer insanlarla birlikte mutlu olduğu nadir anlardandır.
Sürekli bir arayış içindesiniz, bu arayışın temelinde ne var?
Merak, yaratıcılık, farklı kaynakların izine düşmek ve kapasite gerektiren işleri seviyorum. Hedefim eski gelenekleri gün yüzüne çıkartıp yaşatabilmek.
Popüler müzikle uğraşmak yerine neden geçmişin müziklerinin peşine düştünüz?
1991 yılında 'Tous les Matins du Monde' filminin müziğiyle aylar boyu liste başı kaldık. Beni rahatsız eden, ticari müziklerin kendisinden ziyade, medya kurumları ve televizyonların tutumları. Onlar sadece popüler şeylere yer veriyor ve insanlara bizim müziğimizi keşfetme şansı tanımıyorlar. Buna rağmen konserlerimiz tamamen doluyor ve kayıtlarımız bütün dünyada 300 bin üzerinde satıyor.
Unutulmuş eserleri ve çalgıları tüm dünyadaki müzikseverlere tanıttınız. İnsanlar bu müziğe çok büyük ilgi gösterdi. Bunu neye bağlıyorsunuz?
İnsanların bizim konser ve kayıtlarımıza olan ilgisinin sebebi çok ilginç bir müzik sunuyor olmamız. Ve onu en iyi müzisyenlerle, iyi bir performansla ve farklı bir repertuarla sunuyoruz. Bu yüzden insanlar projelerimize güveniyor. Birçok araştırma yapıyoruz ve Batı ile Doğu'dan, farklı kültürlerden müzisyenleri bir araya getiriyoruz. Bu tür projelere ihtiyacımız olduğu bir zamandayız.
Geçmişin müziği ile bugünün müziği arasında en temel farklar ne sizce?
Eskiden iki tür müzik vardı: Resmi kurumlar tarafından çalınan müzik -bunlar saray ve kilise müziğiydi- ve sıradan insanlar tarafından çalınan popüler müzik. Bugün modern kompozisyon teknikleri var ve bu müzikler artık kullanılmıyor. Ayrıca bugün çok fazla müzik türü var. Pop müzik, jazz müzik, tekno, hard rock... Klasik müziğe ayrılan yer çok küçük. Fakat klasik ve eski müzikler çok önemlidir; çünkü eski gelenekleri yaşatırlar...
Son albümünüzde Osmanlı müziğine ve bu müzikteki Ermeni ve Sefarad ögelerine odaklandınız. Osmanlı müziğini dünya müziğinde nereye koyuyorsunuz?
Ermeni, Sefarad ve Osmanlı müzikleri arasında melodik açılardan bazı benzerlikler var, ancak Osmanlı müziği çok güçlü ritmik ve çok canlı bir yapıya sahip bir müzik türüdür. Sefarad ve Ermeni müzikleri biraz daha melankoliktir, Osmanlı müziği ise dans müziğini anımsatır.
Albümünüze ismini verdiğiniz İstanbul sizin için ne anlam ifade ediyor?
İstanbul, Batı ve Doğu kültürlerinden, Müslümanlardan, Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve herkesten her şeyi görebileceğiniz bir karışımı hissedebildiğiniz için harika bir şehir. Osmanlı İmparatorluğu'nun, İspanya sürgününden sonra Sefarad halkına ve Ortodokslara kapılarını açması tarihsel bir devrim. Ve bugün tarihten alabileceğimiz birçok ders vardır; çünkü medeniyetlerin hafızası daha iyi bir gelecek sunabilir.
Aynı zamanda Avrupa Birliği'nin barış elçilerinden birisiniz. Savaşların hakim olduğu bir dünyadayız. Bir sanatçı olarak bu durum sizi ümitsizliğe itiyor mu?
Barış elçiliğinin altındaki temel düşünce şu: Müziğin kendisi iyi ya da kötü değildir. Fakat müziği iyi ya da kötü amaçlarla kullanabiliriz. Haçlı seferleri sırasında insanların Kudüs'e saldırması için çok güzel müzikler yapılmıştır. Ve müzik Osmanlı ordularının da en güçlü unsurlarından biridir. Fakat müzik diyalog için de kullanılabilir. Çünkü müzik, farklı medeniyetlerden insanlara doğrudan ulaşmanın yoludur.
ZAMAN