Haber Merkezi / TIMETURK
Dergi bu ay İslam'ın ilk emri olan "OKUMAK"ı ele alıyor. "Fikri olmak, Farklı olmak, farkında olmaktır OKUMAK" başlığıyla Vuslat dergisi neyi, nasıl, niçin okunması gerektiğini sorguluyor, araştırıyor.
Vuslat dergisi bu amaçla Çıra yayınevi, Ekin yayınevi ve Buruç yayınevi ile görüşerek günümüzdeki okuyucu profilini ve nelerin okunması gerektiğini irdeledi. Ayrıca okumakla alakalı Ahmed Kalkan kişinin okuduğu kitabın karakter oluşumunda ve inançta yapacağı etkilere vurgu yaparken, Hüseyin Kerim Ece okumamız için 3 tane kitabı bizlere tanıtıyor. Ahmet Turgut Ulucak ise öncü insanların mücadelelerinde daha ileri mesafe kat etmelerinde okumanın verdiği faydalara dikkat çekiyor.
Atasoy Müftüoğlu Müslümanların nostaljide yaşayarak günümüzde yaşadığımız problemlere değinerek bundan kurtulmak gerektiğini çözüm önerilerini anlatıyor. Derginin yazarlarından Aydın Talay ise sadakanın İslam'ın bir emri olduğuna vurgu yaparak unutulan sadaka kültürünün geçmişte nasıl canlı bir şekilde yaşatıldığını bunun aksine günümüzde insanları sadaka vermekten uzaklaştırmak için oynanan oyunları anlatıyor. Ortadoğu'da ve özelikle Filistin'de Mahmut Abbas ve ekibinin yaptığı yolsuzlukları ve ahlaksızlıkları Ahmet Varol yazdığı yazıyla gözler önüne seriyor.
Süleyman Gülek, Abdullah Dâ'i, Mahmut Celal Özmen ve Sevim Karagöz'ün bir birinden ilginç yazıları bulunuyor
Vuslat dergisi son sayfasında ise her zamanki gibi okurlarından gelen mektuplara yer veriyor.
Yaratan Râbbin Emrediyor : "OKU"
Okuma alışkanlığını kaybetmiş bir toplum haline geldik. Ne yazık ki okuma bilinci her geçen gün azalmakta... Bunda teknolojik gelişimin sonucunda ortaya çıkan meşguliyetler etkili olsa da ana sebep asla değiller. Tamam, vakti T.V., internet, maç, sinema gibi unsurlar dolduruyor olabilir, bu unsurlar geçmişin ilgi alanlarından daha fazla hayatımızı kuşatmış da olabilir, ama tüm bunlara rağmen kişinin bu tembelliğin gerçek müsebbibi olduğu gerçeği değişmez. Zihinsel tembelliği hızlandıran davetlerin gücünü reddediyor değiliz. Ancak tüm bunların, Allah(cc.) katında ilme, bilgiye dolayısıyla bilginin yönlendireceği imana ulaşamamanın mazereti olarak kabul görmeyeceğini düşünürsek, sorumlunun kişinin kendisinin olduğuna yönelik vurguyu neden ön plana çıkarttığımız anlaşılır.
Kişi dertliyse okur, araştırır. Öğrenmenin inancıyla ilişkisini kurduğu zaman bilgi, iman ve eylem basamaklarını hızla çıkmaya başlar. Ve silsilenin ilk adımı olan bilgiye ulaşabilmek için uğraşı ve fedakarlık gösterir. İşinden fedakarlık gösterir, hayat konforundan fedakarlık gösterir ve böylece kitaplarla bağını kuvvetli tutar. Rabbine karşı sorumluluklarını daha iyi, daha doğru nasıl yapabilirimin arayışı içerisinde olur. İşte okumaya teşvik eden, yönlendiren temel unsur budur : "SORUMLULUK" Eğer neden okumuyoruz, kitaplardan, dergilerden gazetelerden neden uzağız sorusunu soruyorsak, "sorumluluk sahibi bir toplum olunmadığı" bunun en açık cevabıdır.
Sorumluluk sahibi olunmadığından, okuyor gibi gözükenlerde isabetsiz tercihlerle zihnini dolduruyor. Batı menşeli kişisel gelişim kitapları, duygusal romanlar, iç çektiren menkıbeler ve gaybi heyecan uyandıran bilim kurgulara olan ilgiyi "kitap okunuyor" olarak değerlendirmemek gerekir. Ve tabii ki O Kitab, yani Kur'an okunmuyorsa kitap okunuyor iddiası asla geçerli olmayacaktır. Bu sebeple okunan kitaplar kulluk görevlerini hatırlatan, vahye ve Rasulullah(sav)'ın örnekliğine yönlendiren çalışmalardan seçilmelidir. Kaybedecek bir an bile vaktimiz yoktur. Cennet Allah(cc.)'ı razı etmekle, Allah(cc.)'ı razı etmek ibadetle, makbul ibadet ise kitaba yönelmekle mümkündür.
Bu konuda yaşanan eksikliği gündeme taşımak adına "Oku" emrine vurgu yapan dosya konusuyla bu ay karşınızdayız. Konuyu net bir şekilde açıklayan makaleler dışında, yayın camiasından önemli isimlere sorular yönelterek sıkıntının teşhisini koymaya gayret ettik. Buruc, Çıra ve Ekin yayınlarının sorumlularına bu sayımıza zenginlik kattıkları için teşekkür ediyoruz.
Al-i İmran Suresinin 92.ayeti olan "Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir." buyruğu sadaka bilincini Müslümanlara aşılamak istemektedir. Bu bilinci hatırlatan önemli bir çalışmayı Aydın TALAY'ın kaleminden sizlerle paylaşıyoruz.
Değerli kardeşler, geçen ay NATO güçlerinin, Afganistan'daki işgallerini pekiştiren bir taarruza başladıkları açıklandı. Afganistan İslami direnişini zayıflatıp yok edecek emeller taşıyan bu girişimi lanetliyor, Rabbimizden Afgan mücahidlerine kuvvet ve keskinlik vermesini niyaz ediyoruz. Bu saldırılar sonucunda işgalciler direnişçi adı altında sadece çocuk yaşlı halktan bir çok kişiyi öldürmekte, ama her gün beşer, onar ABD ve İngiliz bayrağına sarılı tabutların sevkıyatına engel olamamaktadır. İşin en acı tarafı ise, bu işgallerin Türkiye'de yapılan toplantılar akabinde, ortak anlaşmalar sonucunda hız kazanmasıdır. Evet, Afganistan cihadı bir kırılma noktası olacaktır. Kendisine sahip çıkmayan, çıkmadığı gibi ihanet eden kesimlerin maskelerini düşürecek bir kırılma noktası... Ne mutlu ki mücahidlere ve gönlü mücahidlerle olana...
"Doğrusu Allah, kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlıyarak savaşanları sever"(61/Saf 4)