40 yıla yakın Osmanlı'ya başkentlik yapmış imparatorluk şehri Bursa'nın hafızası yenilendi.
Şehirlerin insan zamanıyla ölçülen ve insan hafızasıyla hatırlanabilen bir yaşanmışlığı vardır; kimi dilden dile anlatılagelir, kimi dilin imkanlarına tutunarak deyimler, tabirler ve benzetmelerle yeni nesillerin hafızasına eklemlenir; kimi de moda deyişle o şehrin 'aura'sına siner. Bütün bunlar tabiri caizse o şehrin imajını oluşturur.
Bütün bunların yanı sıra şehrin derinliği vardır. O derinlik o şehir ahalisinin hafızasına kodlanmışsa da dillenemez, çünkü nesnel bilgilerden yoksundur, hatırlanmaz, çünkü hiç bilinç düzeyine çıkmamıştır. Ne var ki birileri de çıkar, bir ömrü bu uğurda harcar ve sevgiyle bağlandığı şehrin cemaziyel evvelini, tozlu raflardan, nemli dehlizdenden, ışıksız mahzenlerden taşır durur.
Ve koca ömürlerin, alınteriyle yapılan yıkılan yapıların, savaşların, skandalların, mutlu ve mutsuz günlerin, kazanılmış şöhretlerin, kötücül namların, zaman içinde çehre değiştirmelerin, isyanların ve suskunlukların bir bir çetelesi çıkar.
Böyle bir şeyi yüzlerce yılı adeta yeniden yaşar gibi ortaya çıkarabilmek ya bir çılgının ya da o şehre, o geçmişe karasevdayla bağlanmış birinin yapacağı iştir ki, ünlü arşivci ve tarihçi Kamil Kepecioğlu'nun yaptığı iş de budur.
TÜRKİYE'DE BİR İLK GERÇEKLEŞTİ
Kepecioğlu'nun mahkeme tutanakları, yazmalar, basılı eserler ve dilden dile söylenegelen bilgiler ışığında derlediği 'Bursa Kütüğü' ile Türkiye'de ilk kez bir şehrin karakter tahlili yapıldı; Yaşantısı, geçmişi, alışkanlıkları, genlerine sirayet etmiş özellikleri yeni dille, özenli baskısı ve kağıdıyla günün ve geleceğin Türkçe konuşan ve düşünen insanlarının beğenisine sunuldu.
Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Yayınları'ndan çıkan Bursa Kütüğü'nün tam 60 yıllık bir macerası var.
Kamil Kepecioğlu'nun 1930'larda hazırlamaya başladığı eser, çeşitli defalar redaksiyonu yapılıp, kontrolden geçirilerek basılmaya çalışıldıysa da mümkün olmamış, son olarak 1987'de başlayan çalışmalar fasılalarla devam etmiş ve nihayet Prof. Dr. Mustafa Kara, Prof. Dr. Hüseyin Algül, Prof. Dr. Osman Çetin, Prof. Dr. Mefail Hızlı ve Doç. Dr. Asım Yediyıldız'ın gayretleri ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin önemli destekleriyle müellifi Kamil Kepecioğlu'nun 130. doğum yılı olan 2009'a yetiştirilmiş.
ŞEHİRLERİN DE REFLEKSLERİ VARDIR
Geçtiğimiz cumartesi günü Bursa'da yeni hizmete giren ve tarihi bir hamamdan bir kültür mekanına dönüştürülen Ördekli Kültür Merkezi'nde düzenlenen tanıtım toplantısında konuşan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, şunları söyledi: "Şehirler dönüşüp değişirken ve tarihçiler ve edebiyatçılar boş durmuyor, o ana, o güne, o zamana ait görünümleri, güzellikleri kayda geçiriyor. Şehirler, insanların sosyal, kültürel, siyasal ve iktisadi anlamda büyük izler bıraktıkları, büyük üretimler yaptıkları, medeniyet kurup, medeniyet yıktıkları yerleşim alanları.
Şehirler, tarihe şahitlik yapan, tarih yazan merkezler. Şehirlerin insanlar gibi refleksleri vardır. Şehirlerin hafızası neye kurgulanıyorsa, medeniyetlerin, dolayısıyla küreselleşmenin biçimi de ona göre şekilleniyor.
Dolayısıyla şehirlerle ilgili araştırmaların kıymeti de yükselişe geçmiştir... Kimi şehrengizler şehrin tabii, tarihi güzellik ve zenginliklerini, eğlence yerlerini, ziyaretgâhlarını anlatırken kimileri de halkın yaşayış ve geleneklerini, inançlarını konu alan orijinal eserlerdir."
HAYATINI ŞEHRE ADADI
1878 yılında Girit'te doğan Kamil Kepecioğlu, Cumhuriyet döneminin önde gelen tarihçi ve arşivcilerindendir.
Kepecioğlu'nun bu eseri yadigar kalmıştır. Müellif nüshası Halkevi tarafından satın alınıp Bursa yazma ve Basma Eserler Kütüphanesi'ne intikal etmiştir. 1940'larda Uludağ Dergisi'nde yayınlanmaya başlanmış ancak devamı gelmemiştir. Bursa Ticaret Borsası'nın teşvikleriyle, 20 yıla yakın bir zamanda tamamlanmış ve Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne basılmak üzere teslim edilmiştir. Kepecioğlu'nun Bursa Kütüğü'nden başka, 'Bursa Hanları', 'Bursa Hamamları' ve 'Tarih Lugatı' gibi eserleri vardır.
BURSA KÜTÜĞÜ OSMANLI TARİHİNE IŞIK TUTUYOR
• LODOSTAN ÇOK ÇEKTİ: Bursa'nın lodos rüzgarı meşhurdur. Lodos yüzünden Bursa çok zararlara uğramıştır. Yıldırım Camii minareleri lodos rüzgarlarından sık sık yıkılmıştır. Hiçbir vakit çift minare bu camide dayandırılamamıştır.
• SIRP KRALININ KIZI MANASTIRA KAPANDI: Mara Brankoviç Sırp Kralı Jory Brankoviç'in kızıdır. Anası Trabzon İmparatoru Kaloyanis'in hemşiresidir (kızkardeşi). II. Murad'ın karısı iken padişahın vefatı üzerine doğduğu memleketin manastırlarından birine çekileceğine dair yemin etti. Sözünde durdu.
• MUHTARLARDAN ÖNCE İMAMLAR VARDI: Vaktiyle mahallelerin işlerini mahalle imamları görürdü. Gitgide bunlar kafi gelmemeye başladı, köy ve mahallelere ayanlar tayin edildi. Bunlar da imamlarla beraber bu işlere bakıyorlardı.
• İDAM YERİNE KÜREK CEZASI VERİLİRDİ:Mahkeme tutanaklarına dayanan ifadelere göre, kürek cezası buharlı gemiler çıkana kadar bir cezaydı. Buna dair bir sicil numunesi: 1571'de Bursa kadısına gelen bir fermanda: "Hükümetiniz altında fesat ve şenaati zahir olup haklarından gelinmek (idam edilmek) lazım olan mücrimler siyaset olunmayıp sıkı bağlanarak küreğe konulmak için mahkemece verilen kararın suretiyle Cezayir Beylerbeyi Kılıç Ali Paşa'ya gönderiniz" diye emredilmiştir.
GAYRİMÜSLİMLERE SARIK VE HAMAM YASAKLANMIŞTI
11.6.1817'de gelen bir fermanda, İslam ehline özel kıyafetleri giyen gayrimüslimlerin karışıklık yarattığı gerekçesiyle 'siyah ve maviden başka kırmızı ve beyaz vesair elvan guna destar (sarık) sarınmamak ve kezalik esvab giyinmemek ve beratlı olanlardan maadaları ayaklarına kırmızı yemeni ve sarı mest ve pabuç giymemek ve erkekler için haftada bir ve nihayet iki gün hamam tahsis olunup nalın verilmemek... tenbih ve te'kid olunmuştur.
(star gazete)