Ramazan Yıldırım / TİMETURK / Gezi
Sabah namazı için uyanıyoruz. Caddeler cıvıl cıvıl çocuk sesleriyle dolu. Erkenden kalkmışlar ve yolda oyun oynuyorlar. Kadınlar ve erkekler hep birlikte sabah namazı için camiye gidiyor. Misafirhanemizin bulunduğu Biratnagar, Nepal?in ikinci büyük şehri. Nüfusu 200 bin civarında. Şehir çok bakımsız. Günde 5?6 saat karanlığa gömülüyor. Buraya 50 km uzaklıktaki Butaha?ya hareket edeceğiz. Bu bölgede yaklaşık olarak 20 bin Müslüman yaşıyor. Bayram namazını burada kılacağız. Bu bölgenin genel adı Kashi. Butaha, bölgenin en çok Müslüman nüfusu barındıran şehri. Yerel saat ile saat 09:15?te bayram namazının kılınacağını öğreniyoruz. Bir buçuk saatlik bir yolculuktan sonra Kashi?ye ulaşıyoruz. Burası Müslümanların yoğun olarak yaşadıkları bir şehir. Hindu köyler de var. Müslümanlarla iç içe yaşıyorlar. Hindu kadınları alınlarındaki kırmızı noktadan anlıyoruz.
İlk önce Camiatü?l-İslamiyye Okulu?na uğruyoruz. Bizi yetkililer karşılıyor, selamlaşıyoruz. Ardından bayram namazı için namazgâha gidiyoruz. Güneş 06.30?da doğdu. Bayram namazı için 9:15 saati belirlenmiş. Civar köylerde yaşayan Müslümanlar akın akın namaza geliyor. Namazgâh yaklaşık on dönümlük bir arazi. Etrafı duvarlarla çevrili ve kıblegahında betondan bir mihrab yapılmış, mikrofon tesisatı kurulmuş. Namaz öncesi dini sohbet yapılıyor. Bizden de konuşmamızı istiyorlar. Kısa bir selamlama konuşmasını Arapça olarak yapıyorum ve konuşmam imam tarafından Urducaya çevriliyor. Tüm Müslümanlar Urduca biliyor, dini literatürün tamamı da Urduca. Selamlama konuşmamızın ardından bayram namazı tarif ediliyor ve namaza duruyoruz. Namazı müteakiben imam kurban hakkında bir hutbe irad ediyor. Hutbe bittikten sonra Nepalli Müslümanlar etrafımızı kuşatıyor. Kucaklaşıyoruz. Dudaklarımızdan ?iyd mübarek? sözcükleri dökülüyor. İslam kardeşliğinin tüm farkları ortadan kaldırdığına ve aynı duygu seli içinde olduğumuza bir kez daha şahit oluyoruz. Bayrama en çok sevinen çocuklar oluyor. Namazgah çıkışında kurulan pazarda ellerindeki küçük harçlıklarla yiyecek alıyorlar.
Yaklaşık 6 bin kişi bayram namazından sonra sokaklara dökülünce kendimizi bir insan selinin içinde buluyoruz. Tekbirler getiriyoruz ve yürüyerek kurbanların kesileceği okulun bahçesine geliyoruz. İlk önce birkaç küçükbaş hayvan kesiliyor. Bizlere tevdi edilen vekaleti, kurbanı kesenlere veriyoruz. Ardından büyükbaş hayvanlar kesiliyor. Etler doğranarak bir yerde toplanıyor. Daha önceden belirlenen aileler ellerinde çantalarla bekliyor ve paylarını alarak gidiyorlar. Bizlere sevinç içinde bakarak bir şeyler mırıldanıyorlar. Dua ettiklerini anlıyoruz. Bizler de çocuklarla ilgileniyoruz. Yanımızda getirdiğimiz şeker ve balonları onlara bayramlık olarak hediye ediyoruz. Küçücük çocukların balonlarını kendimiz şişiriyoruz ve diğer büyük çocukların katılımıyla bir balon şişirme faslı başlıyor. Çocuklar hep bir ağızdan ?Selam Türkiye? diye bağırıyorlar.
Camiatü?l İslamiye Okulu, İslamic Sang?in Nepal?deki okullarının en büyüğü. 1941 yılında kurulmuş Hindistan Darunnedve?de tahsilini tamamlayan Hacı Muhammed Nur tarafından kurulmuş. M. Nur Ebu Hasan Nedvi?nin öğrencisi. Ülkesine dönerek bu okulun temellerini atmış ve Müslümanları eğitmeye başlamış. Eğer bugün Nepal?deki Müslümanlar dinlerini, geleneklerini, kültürlerini ve kimliklerini koruyarak devam etmişlerse bunda şüphesiz Merhum Muhammed Nur?un büyük katkısı vardır. Bu okuldan mezun olmuş, yüksek tahsilini 1960?lı yıllarda Medine?de tamamlamış ve ülkesine dönerek mezun olduğu okulda öğretmenlik yapmış, ardından emekliye ayrlmış Muhammed Medeni ile tanışıyoruz. Bizleri evine davet ediyor. Vaktimiz olursa uğrayacağımızı söylüyoruz. Medine?de okuduğu yıllar Türkiye?den öğrenci arkadaşlarının olduğunu söylüyor ama isimlerini hatırlamıyor.
Camiatü?l İslamiye sadece bir okul değil aynı zamanda Müslümanları her türlü dini ve kültürel alanda bilgilendiren ve sorunlarına çözümler getiren bir ilim-irfan yuvası. 2500 öğrencisi var. Bunlardan 1000 tanesi kız öğrenci. Okulun tamamı büyük bir kampus içinde, öğrencilerin bir kısmı yatılı kalıyor. Bunlardan 100 kadarı yetim öğrenci. 50 öğretmeni ve idarecisi, toplam beş civarında da hizmetlisi var. Öğretmenlerin maaşları ve öğrencilerin masrafları İslami Sang tarafından karşılanıyor. Hocaların bir kısmı Hindistan?da, bir kısmı da Suudi Arabistan?da yüksek dini tahsillerini tamamlamış. Aralarındaki bariz anlayış farklılığı kendini gösteriyor. Suud?da tahsilini tamamlamış olan Arif Hüseyin her şeye kategorik olarak bakıyor. Kısa zamanda kaynaşıyoruz. Kelam ilminde doktora yaptığımı öğrenince Kelami konular üzerinde derin sohbetler yapıyoruz. Kelam ilmi okumamış ve bu ilme de karşı. İnanç konularının yalın bir şekilde verilmesinden yana. Bu bakış açısıyla ilk önce insanlar arasındaki farklılıkları görüyor. Bu farklılıkları da kesin bir dille şirk kapsamına alarak eleştiriyor. Müslümanların azınlıkta oldukları bu ülkede farklılıklar yerine benzerlikler üzerinde yoğunlaşması gerektiğini söylüyorum ama karşı çıkıyor. Hindistan?dan mezun olanlar daha müsamahalı davranıyor. Bu müsamahakâr yapıları davranışlarına da yansıyor.
Camiatü?l İslamiye Okulu bünyesinde anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve iki yıllık bir enstitü bulunuyor. Tüm kademelerde Kuran öğretiliyor. Arapça, hadis, fıkıh, akaid, tefsir, siyer ve İslam Tarihi derslerinin yanı sıra matematik, fizik, kimya, geometri, biyoloji, beden eğitimi, Urduca, Nepalce ve İngilizce dersleri de müfredat içerisinde yer alıyor.
İslam Kalkınma Bankası tarafından finanse edilen hastane de bu bölgede bulunuyor. Civarda hastane yok. Açıldığında bölgede yaşayan tüm insanlara etnik ve dini ayrım yapmadan hizmet verecek olan 40 yatak kapasiteli hastanenin yanında küçük de bir mescid inşa edilmiş. Hastaneden dönerken Suud?da tahsilini tamamlamış olan okul öğretmenlerinden Arif Hüseyin, güzergâhımızda bulunan evine davet ediyor. Evi çevresindekilere göre iyi. Bölgenin köklü ailelerinden birine mensup. Evinde oturuyoruz. Küçük çocukları hemen yanımıza geliyor. Çok sıcakkanlılar. O yaştaki diğer çocuklar bizden çekiniyorlardı. Bunlar ise hiç çekinmeden yanımıza sokuluyorlar. Yörenin örfünü âdetini bilmediğimiz için başlarını okşamakla ve bize ikram edilen meyvelerden onlara yedirmekle yetiniyoruz.
Kurban kesim işleminden sonra bizim için yemek yapmak istediklerini söylüyorlar. İstemiyoruz ama ısrar ediyorlar. Biz de mümkünse baharatsız bir şekilde biraz et pişirebileceklerini söylüyoruz. Yaklaşık iki saat sonra büyük bir tabak içinde kemiklerle iri kıyılmış kavurma ve esmer pirinçten yapılmış pilav geliyor. Et taze olduğundan tam pişmemiş. Çevremizdekilere ikram etmekle yetiniyoruz.
Gezdiğimiz bölgelerdeki araziler çok geniş ve tarıma elverişli. İklim yazın 25?40, kışın 14?25 derece arasında değişiyormuş. Yılda üç kez ürün alınabiliyormuş. Genellikle şekerkamışı, buğday ve pirinç ekiliyor. Yer yer bambu ağaçları, muz ve Hindistan cevizi de yetiştiriliyor. Hayvancılık yaygın. Genellikle keçi, inek ve manda yetiştirilen hayvanlar arasında yer alıyor. Hemen her yerde kaz, ördek ve tavuk da göze çarpıyor. Hindular ineği kesmiyor ve kesilmesine de karşı çıkıyorlar. Sadece sütünden faydalanıyorlar ve genelde domuz eti yiyorlar. Budistler ineğe herhangi bir kutsallık atfetmedikleri gibi etini de yiyorlar. Müslümanlar, Hinduların tepkisinden kaçınmak için kurbanlık hayvan olarak ineği tercih etmiyorlar, bunun yerine keçi, bufalo ve manda kesiyorlar. Tarlaları öküzle sürüyorlar ve ayrıca öküz arabalarıyla da taşımacılık yapıyorlar. Taşımacılığın başlıca araçları 3 tekerlekli bisikletler. Traktör yok denecek kadar az.
Bir buçuk kilo Çelik Tencere
Bayramın birinci günü ikindi namazını kıldıktan sonra bölgedeki insanlarla vedalaşarak ayrılıyoruz. Biratnagar?a dönmek üzere yola çıkıyoruz. Çok hüzünlü bir vedalaşma oluyor. Herkes dua ediyor ve bizi unutmayın diyorlar. Dönüş yolu çok kalabalık ve yollar çok dar. Hindu şoförümüz arabayı çok hızlı kullanıyor. Bir taraftan Nepal müziği dinlerken çevremizi de şaşkın ve dikkatli bakışlarla gözlemliyoruz. Biratnagar?a girdiğimizde hava kararmış ve şehir zifiri karanlık içinde. Elektrik kesintisi uygulanıyor. Kaldığımız misafirhaneye yanımızdaki el fenerlerinin yardımıyla giriyoruz ve yoğun geçen günün yorgunluğunu atmaya çalışıyoruz. Sabah kahvaltısı yapmamıştık ve öğlen yemeği de damak tadımıza uygun olmadığı için fazla yiyememiştik. Bisküviyle günü geçirmeye çalışmıştık ama açlık kendini iyice hissettirmeye başlamıştı. Yol arkadaşım Hüseyin Bey çok tedbirli gelmiş. Konservenin yanı sıra makarna ve hazır çorba da getirmiş. Misafirlerimiz de var ve onlara makarna ve çorbadan oluşan bir menüyle ziyafet vermek istiyoruz. Hüseyin Bey, makarnayı sebzeli pişirmek istiyor ve bunun için alışveriş yapmak üzere Nepalli arkadaşlarla birlikte alışverişe çıkıyor. Bu arada elektrikler de geldi ve neşemiz oldukça yerinde. Hüseyin Bey?e alışverişe çıkmadan önce mutfağı bir gör diyorum. Mutfağa bakıyor ve tencereleri beğenmiyor. Kullanılabilir bulmuyor. İlk önce bir dükkâna gidip 1,5 kilo tencere alıyor. Evet tam 1,5 kilo ağırlığında iki çelik tencere. Kiloyla satıyorlarmış ve toplam 7 dolar ödemiş. Hüseyin Bey tencerelerin birinde çorba diğerinde sebzeli makarna pişiriyor. Gerçekten lezzetli. Misafirlerimizle birlikte afiyetle yiyoruz. Misafirlerimiz bu kadar kısa zamanda yemeklerin hazırlanmasına şaşırıyorlar ve yemekleri lezzetli bulduklarını söylüyorlar. Misafirlerimiz ayrılıyor. Erkenden yatmaya çalışıyoruz çünkü ertesi gün üç ayrı yerde kurban kesimine iştirak edeceğiz. Yakınlardaki bir Hindu mabedinde yükselen müzikli ayinin gürültüsü rahatsız edici boyutlara ulaşıyor ve uyumamızı engelliyor.
En Büyük Kurban Organizasyonu Katahari Bölgesinde
10 Aralık 2008 Çarşamba günü sabah erkenden yola çıkıyoruz. Bugün yoğun bir gün geçireceğiz. Çünkü üç ayrı bölgede kesilen kurban yerlerini inceleyeceğiz. İlk önce Biratnagar?daki Şemsiye Mahallesi?ndeki kurban yerine gidiyoruz. Burada 10 küçükbaş hayvan kesiliyor. Bu kurban etlerinin 300 aileye dağıtılacağını duyunca şaşırıyoruz. Küçükbaş bir hayvanın kemikleri, sakatatı ve kellesi dahil 15?20 kg ancak gelir. Yani aile başına yarım kg et düşecek. Çocuklar başımıza üşüşüyor. Bizden fotoğraflarını çekmemizi istiyorlar. Kendilerine şeker, balon ve oyuncak dağıtıyoruz. İkinci kesim yeri olan Katahari bölgesine ulaşıyoruz. Buradaki organizasyon daha büyük. 20 büyükbaş hayvan kesiliyor. Organizasyonu beğeniyoruz. Bu etlerin daha önceden tespit edilmiş 1200 aileye dağıtılacağını öğreniyoruz. Bir kısmı da kurbanların bahçesinde kesildiği okulda yatılı kalan öğrencilere ayrılacak. Bu öğrenciler kırsal bölgelerde ve dağlarda yaşayan fakir Müslümanların çocukları. Oralarda cami vb. kurumlar olmadığı için dini bilgi ve kültür yok denecek kadar az. Sadece şekilsel olarak Müslüman olduklarını biliyorlar ama dini tanımıyorlar. Buralarda yaşayan çocuklar bu okulda dini eğitim görüp köylerine geri dönüyorlar ve çevrelerini aydınlatıyorlar. Onlardan etkilenen Budist ve Hindu çocuklardan bazıları da bu okula gelerek eğitim görüyor ve İslamiyeti tanıyor. Etlerin bir kısmı da civar köylerde yaşayan fakir ailelere götürülecek. Bunun için de bir araç ayarlamışlar. Fakir olan Budist ve Hindu ailelere de et verip vermediklerini soruyoruz. Kendilerine kurban eti verilmiyor ama evlere çağırılıp onlara ikram ediliyormuş.
Kurban kesim yerinde başını çocukların çektiği büyük bir kalabalık var. Çocuklara balon ve şeker dağıtıyoruz, çok seviniyorlar. Çok küçük olan çocuklar ne olup bittiğini şaşkınlık içinde izliyorlar. Buradaki okulun binası yetmiyor. Yeni inşaat için arsaları küçük. Yandaki araziyi almak için çalışıyorlar. Şimdiki okul binasını bağışlayan Hüseyin Bey de bizi karşılamaya gelmiş. Bize illaki bir şeyler ikram etmek için ısrar ediyor. Size meyve suyu getireyim diyor. Nereden alacağını sorduğumuzda gidip biraz uzaktaki dükkândan diyor. Hayır deyip vazgeçiriyoruz. Ama o bir şeyler ikram etmede ısrar ediyor ve sütlü çay getiriyor. Çok şekerli ve doğal keçi sütü kokuyor. İçmek zorunda kalıyoruz.
Bayramın ikinci günü kurbanların kesildiği üçüncü bölge olan Bukraha?ya intikal ediyoruz. 20 bin nüfuslu bir bölge. Burada üç cami bir mescid var. Bir de merkeze yakın bir yerde 3?4 dönümden oluşan bir namazgâh var. Nepalli Müslümanlar bu namazgâhlara ?İydgah? diyorlar. 2000 kişiyle bayram namazı kılmışlar. Kurbanlar bu bölgede Camiatü?l İslamiye Okulu?nun bahçesinde kesiliyor. Okul büyük bir eğitim kompleksinden oluşuyor. Çok büyük bir bahçesi var. 2008 Haziran ayında meydana gelen sel felaketinden zarar gören ve evlerini kaybeden aileler için bu bahçede çadırlar kurulmuş. Okulun bir kısmı Hira Eğitim Kurumları?na bağlı olan Camiatü?l Muhsinat ismiyle kız öğrencilere eğitim veriyor. 250 öğrencisi var. Bunların yarısı burada yatılı kalıyor. Yatakhane için ayrı bir bina yok. Gündüz ders yaptıkları sınıflarda kalıyorlar. Onlar için bir pansiyon inşaatının temelleri kazılmış ama henüz inşaata başlanmamış. Bu pansiyonun masraflarının bir kısmını Dünya Müslüman Gençlik Teşkilatı karşılıyormuş. Diğer masraflar için ise yardım talebinde bulunuyorlar. Okulun erkek bölümünde ise 150?si yatılı olmak üzere toplam 1000 öğrenci eğitim görüyor. Okulun idareci ve öğretmenleri mükemmel bir organizasyon yapmışlar. Biz diğer kurban kesim bölgelerini dolaştığımız için geç kaldığımızdan dolayı biz oraya intikal etmeden kurban kesimini başlatmışlar. Geri kalanlara biz de iştirak ediyoruz. Bu bölge Çin ile Hindistan?a sınır. Her iki ülkeye de geçiş var. Okul idarecilerinden birini Türkistanlılara benzetiyorum ve bunu kendisine söylüyorum. Gülüyor ve büyük dedelerinin uzun yıllar önce buraya göç ettiğini söylüyor. Okulun öğretmenlerinden Ekrem Bey yüksek dini tahsilini Hindistan Ömerabad?daki Darusselam Üniversitesi?nde tamamlamış. Çok akıcı bir Arapça?yla konuştuğu için hemen anlaşıyoruz. Okulun eğitim müfredatı hakkında uzun uzun sohbet ediyoruz. Çok donanımlı bir insan. Yine okulun öğretmenlerinden Tayyip Hüseyin bir şair. Muhammed İkbal?in birçok şiiri ezberinde. Kendisi de Urduca şiir yazıyormuş.
Hindu Kirparam? dan Müslüman Abdulhadi?ye
Bizi karşılayan ve organizasyonda yardımcı olarak bulunan, iki ay önce Müslüman olmuş bir Hindu var. Adı Kirparam Takur olan bu kişi Müslüman olduktan sonra Abdulhadi ismini almış. 60 yaşındaki Abdulhadi, Unicef?in yardım kampanyasında görevli iken yolu bu okula uğramış. Okulun bahçesinde kurulan çadırlarda kalan sel felaketi mağdurlarıyla ilgilenmekle görevliymiş ve okulun öğretmenleriyle tanışmış. Kendisiyle Kuran?ı Kerim?den bazı ayetler okuyarak sohbet etmişler. Bu konuşmalardan etkilenerek Müslüman olmaya karar vermiş. ?Buradaki Müslümanlardan değil Kuran?dan etkilenerek Müslüman oldum ve çok mutluyum? diyor. Eşi hariç yakın akrabalarından Müslüman olduğunu gizliyormuş. ?Eşimle İslam üzerine uzun uzun konuşuyorum, onun da yakında inşallah Müslüman olmasını sağlayacağım? diyor. Çok mutlu ve huzur verici bir yüz ifadesi var.
Okulun bahçesindeki küçük mescid cemaate yetmiyor. Arsalarını almışlar, projesini çizmişler ve inşaat için yardım talep ediyorlar. Projelerini ve yardım taleplerini İHH? ya iletmek üzere bize veriyorlar. Bu bölgedeki kurban kesim ve dağıtım işlemi tamamlandıktan sonra vedalaşıp ayrılıyoruz.
Tamamı Müslüman Olan Şirin Bir Köy
Biratnagar?a dönüş yolumuz üzerinde bulunan Sunsari bölgesinde yer alan Narsing 3 isimli şirin bir köye uğruyoruz. Köyün tamamı Müslüman. Burada da 5 derslikten oluşan Medresetü?l Furkan isimli bir ilköğretim okulu var. Okul üç çevre duvarı ve çatıdan ibaret. Sınıflar arasına henüz duvar örülmemiş, kapı ve pencereleri yok. Bu yıl eğitime başlamışlar. Hem okul inşaatı hem de eğitim aynı anda sürüyor. Okulun 8 öğretmeni ve 300 öğrencisi var.okulun arsasının alınmasına ve inşaatının yapılmasına Muhammed Emin isimli zat öncülük etmiş ve şimdi hacca gitmiş. Oğlu Muhammed Ezheri bizi karşılıyor. Dubai?de çalışıyormuş ve biraz Arapça bildiği için anlaşıyoruz. Köylüler ve öğrenciler etrafımıza toplanıyor, hediyelerini dağıtıyoruz. Bize çay ve meyve ikram ediyorlar. Aralarında Dr. İsrail de var. Dr. İsrail, Bukhara?daki bir hastanede çalışıyor. Kendisiyle yöre insanının sağlık sorunları hakkında konuşuyoruz. Mide hastalıklarının çok yaygın olduğunu ve bunun da aşırı baharat tüketiminden kaynaklandığını söylüyor. Bebek ve çocuklarda sıtma hastalığı yaygın olarak görülüyormuş. Köydeki ziyaretimizi tamamladıktan sonra Biratnagar?a hareket ediyoruz. Yol güzergahlarında pazarlar kurulmuş, trafik çok yoğun. Öğrenciler okullarından evlerine dönüyor. Öğrencilerin çoğu bisikletle okula gidip geliyor. Akşam namazı vakti şehre giriyoruz. Yine bir çok semtte elektrik kesintisi var. Biratnagar şehrinin en büyük camisi olan Ebu Bekir Camii?nde akşam namazı kılıyoruz. Namazdan sonra daha önce tanıştığımız Camid Iraki isimli işadamı bizi akşam yemeğine davet ediyor. Yemeği ofis olarak kullandığı mekanda veriyor. Bizden başka Kuveyt?teki bir sağlık yardımı kuruluşundan Nepal?e ziyarete gelen iki Kuveytli var. Onlar da sağlık alanında dünyanın bir çok yerindeki insanlara hizmet götürüyorlarmış. Beraber sohbet ediyoruz. Camid Iraki damak tadımıza uygun yemekler hazırlatmış. Üç gündür ilk kez bu kadar yemek yiyoruz. Kendisine bu nezaketinden dolayı teşekkür edip ayrılıyoruz.
Gezi yazısının devamı için tıklayın
Himalaya'dan akıp gelen sel