$

Dolar

45,9165

Euro

53,5748

£

Sterlin

61,8566

Frank

58,8145

Gram Altın

6.687,6700

Bitcoin

3.372.330

$

Dolar

45,9165

Euro

53,5748

£

Sterlin

61,8566

Frank

58,8145

Gram Altın

6.687,6700

Bitcoin

3.372.330

Genel

İslami Cihad: 'İşgal topyekün bitecek'

İslâmi Cihad yetkilisi Dr. Enver Taha, ?direnişimiz işgal edilen toprakları tamamen kurtarıncaya kadar devam edecek. Karşılıksız bir ateşkes yapmayacağız.' dedi.

28.01.2009 - 16:46
Timeturk Editör
İslami Cihad: 'İşgal topyekün bitecek'
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

Samet Doğan/ TIMETURK- Şam

İşgalcinin güvenliğini sağlayacak ve meşru direniş hakkını elimizden alacak bir ateşkes asla yapmayacağız. Türkiye halkına ve hükümetine minnettarız. Duruşunuz bizi etkiledi.?

Siyonist işgal ordusunun Gazze'ye yönelik üç haftayı aşkın saldırılarından sonra İsrail Hükümeti, tek taraflı ateşkes ilan ettiğini açıkladı.

Biz de, Filistin'in önde gelen direniş gruplarından İslâmi Cihad'ın siyasi liderlerinden Dr. Enver Tâhâ ile ateşkesin ne anlama geldiğini, Gazze'ye yönelik saldırılar sırasında ortaya konulan direnişin boyutunu, direniş grupları arasındaki ilişkileri ve Türkiye'nin girişimlerini konuştuk.

- Siyonist İsrail?in ilan ettiği ateşkesi, İslâmi Cihad olarak siz nasıl karşılıyorsunuz?

- İşgalci düşmanın tek taraflı ateşkes ilan etmesi, güvenlik, siyasi ve askeri hedeflerinden hiçbirini gerçekleştiremediğinin en büyük kanıtıdır. Şartlarını ateş altında kabul ettirebilmek amacıyla saldırılarını sürdürüyordu. Ama bundan aciz kaldı. Bunu Mübarek'in isteğiyle yaptıklarını söylediler, fakat bozguna uğradıkları için ateşkes ilan ettiler. Gerçekte direniş boyun eğmedi ve bir destan yazdı. Ateşkesin asıl nedeni budur.

?HAMAS?IN ŞARTLARI, BİZİM DE ŞARTLARIMIZDI?

- Peki, İslâmi Cihad, Hamas?ın ateşkes için sunduğu şartları onaylıyor mu?

- Hamas?ın sunduğu şartlar, bütün direniş gruplarının kabul ettiği şartlardır. Bu şartlar, saldırıların durdurulması, Siyonist güçlerin tamamen çekilmesi, ambargonun kaldırılması ve geçitlerin açılması şeklindedir. İslâmi Cihad olarak biz, saldırıların durmasına ve Siyonist işgalcinin askerlerini çekmesine davet eden, ambargonun kalkması ve geçitlerin açılması için çalışan her girişimi olumlu karşıladığımızı ilan etmiştik. Yeterli görmediğimiz ve halkımızın verdiği mücadelenin karşılığının gerisinde kaldığını düşündüğümüz Mısır girişimine bu açıdan yaklaştık. Mısır'ın girişiminin düzeltilmesi gereken birçok yönü vardı.

Fakat Siyonistlerin inadı ve kibri, saldırıların durmasının ve ambargonun kaldırılmasının önündeki en büyük engeldi. Çünkü Filistin'deki meşru direniş hakkını hedef alıyordu ve teslim olmamızı istiyordu. Siyonist düşman, hedeflerinin hiçbirini silah kullanarak gerçekleştirememişken, siyasi olarak zafer kazanmasına müsaade edemezdik.

?100 YILDIR MÜCADELE EDİYORUZ?

- İslâmi Cihad Hareketi olarak, kalıcı veya uzun süreli bir ateşkesi kabul eder misiniz?

- Ateşkese taktiksel bir tavır olarak bakıyoruz. Direnişimiz işgal edilen toprakları tamamen kurtarıncaya kadar devam edecektir. Bilindiği gibi halkımız yaklaşık 100 yıldır işgale karşı mücadele vermektedir. Bu konuda tavrımız açıktır. Karşılıksız bir ateşkes yapmayacağız. İşgalcinin güvenliğini sağlayacak ve meşru direniş hakkını elimizden alacak bir ateşkes asla yapmayacağız. Mesela, toprakları işgal altında olanları ve saldırıya uğrayanları korumak yerine işgalciyi koruyacak ve güvenliği için nöbet tutacak bir uluslararası gücün Gazze'ye gelmesini kabul etmeyiz.

?ORTAK HAREKET EDİYORUZ?

- İslâmi Cihad ile diğer direniş grupları arasındaki ilişki nasıl? Mesela Hamas ile ortak hareket ediyor musunuz?

- Saldırıların bir meyvesi de, direniş güçlerini birbirine yaklaştırdı ve birliğini artırdı. Düşman bunu hesap edememişti. Bu da savaş meydanına güçlü bir direniş eylemi olarak yansıdı. Direniş gruplarının ortak hareket etmesi işgalciler için felaket oldu. Siyonist güçlerin yerleşim birimlerine doğru ilerlemesini engelledik. Düşmanın onlarca ölü ve yaralı vermesine neden olduk. Burada bir noktaya işaret etmek istiyorum; Hamas ve diğer tüm direniş gruplarıyla koordinasyon, iki düzeyde yürütülmektedir. Siyasi düzeyde ve savaş alanında. Her iki alandaki koordinasyonu belirleyen sınırlar var. İslâm, direniş, Filistin gibi.

?EMPERYALİST GÜÇLERİN OYUNLARINA ALET OLMAYACAĞIZ?

- Peki, bu ortak noktaların sizinle diğer İslâmi hareketler arasındaki ilişkiye katkıları nasıl oluyor?

- Şüphesiz İslâmi hareketlerle ilişkiler, İslâmi bir program benimsemeyen hareketlerle ilişkilerden çok daha sağlamdır. Cihad ve direniş seçeneğini benimsemek ise işgale karşı koymada, karşılıklı deneyimlerin paylaşımında ve ortak askeri operasyonlarda uygulanacak ortak bir eylem programının oluşmasında temel belirleyicidir. Filistin'in sabit değerlerinden ve haklarından taviz vermeme şeklinde ortaya çıkan siyasi tavırlar ışığında yakınlık, uzaklık ve koordinasyon varlığı veya yokluğu da bunlara göre belirlenmektedir.

Her halükarda biz, şu veya bu grupla mevcut koordinasyon derecesine bakmadan genel milli çıkarlara hizmet için işbirliğine ve ortak hareket etmeye gayret ediyoruz. Ama emperyalist güçler ve bölgemizdeki Batılılaşma hayranları da, kendi planlarına hizmet etmesi için ayrılık tohumları ekmeye, ümmetin ve direniş güçlerinin birliğine engel olmaya çalışmaktadırlar.

?BİZ HİÇBİR REJİME, DEVLETE GÜVENEREK HAREKET ETMİYORUZ?

- Bazı ülke yöneticilerinin halkın öfkesini kullanarak siyasi çıkar elde etmeye çalıştığı, İsrail ve Amerika'yla iyi ilişkileri olduğu halde direnişi destekleyen sloganlar attığı bir gerçek. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

- Biz işgale karşı mücadelemizde hiçbir rejime, devlete güvenmedik ve hiçbirine bel bağlamadık. Çünkü siyasi hareketlerinin üst sınırı olarak genelde halkımızın çıkarlarına uymayan güçler dengesini gözettiklerini biliyoruz. Direniş, bu rejimlerin sloganlarının ve iddialarının esiri olsaydı, ortada direniş olmazdı ve hiçbir yerde başarılı olamazdı.

?Türkiye, geri döndü?

- Gazze'ye yönelik saldırı karşısında Türkiye?nin duruşunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Halk olarak ve hükümet olarak saldırı karşısında Türkiye'nin tavrı dikkat çekici ve önemliydi. Hatta şunu söyleyebiliriz, Türkiye'nin tavrı, saldırıya karşı duruşta ümmetin gerçekleştirdiği eylemlerin en önemlilerindendir. Bütün eylemleri takip ettik, İstanbul ve diğer şehirleriniz susmadı. Milyonluk mitingler düzenlediniz ki bunlar bize inanılmaz güç verdi. Bizi çok etkiledi. Çünkü laikçiler yıllarca Batı'nın ve Avrupa'nın çıkarına ve projesine uygun olarak Türkiye halkını İslâmi kimliğinden soyutlamak ve İslâm dünyasından uzaklaştırmak için çalıştıktan sonra Türkiye'nin bu son duruşu, onu ümmetin davalarını savunma konumuna yeniden döndürmüştür.

Bu duruş, İslâm ülkeleri ve halkları tarafından korunmalı ve desteklenmelidir. Türkiye'nin duruşundaki bu dönüşüm, Filistin davasının İslâm bilincindeki merkezi konumunu da vurgulamaktadır. Filistin davası ayağa kalkmanın, birliğin ve özgürlüğe kavuşmanın ana kapısıdır.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın