DİĞER İÇERİKLER

SOSYAL HESAPLAR

DOLAR

17,2050 ₺

EURO

17,6402 ₺

ALTIN

967,04 ₺

BİST

2.408,15 ₺

Bryza: Montrö'yü asla ihlal etmeyeceğiz

ABD'nin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza, 'Biz bu geçişlerde Montrö'yü titizlikle gözetiyoruz. Montrö'ye zarar verecek en ufak bir şeyi asla yapmayacağız' dedi.

09.09.2008 03:51:00

ALİ AKEL / WASHİNGTON


Kafkaslar'da Rusya ile Gürcistan arasında patlak veren krizin üzerinden bir ay geçti ve kriz giderek daha da derinleşiyor asılnda. Her ne kadar yapılan açıklamaların ivmesinde bir düşüş görülse de derinlerde ibrenin ucu yukarıya doğru. Önümüzdeki dönemde giderek büyüyecek ve daha da derinleşecek Kafkas merkezli bir krizin daha başlarındayız yani.

Rusya-Güristan krizinde cevabı aranan soru sadece krizin ne zaman veya nasıl biteceğiyle ilgili değil. Kriz etrafında yapılan tartışmalar daha çok, çatışma merkezinin bundan sonra nerelere kayabileceği, Soğuk Savaş sahnesinde yeni bir sayfanın açılıp açılmadığı, tartışmaların göbeğinde olan NATO'nun geleceğinin en olacağı, Avrupa'yı nasıl bir geleceğin beklediği gibi benzeri çok sayıda kritik sorular. Ve bu sorulara cevap vermek için herkesin önünde uzun ve sıkıntılı bir sürecin olduğu.

Türkiye, Ortadoğu'dan sonra bu kez de Kafkas merkezli bir krizin ortasında ve önünde iyi yönetmek zorunda olduğu bir süreç var. Kafkaslarla, Ortadoğu ile olan tarihsel ilişkisi ve bulunduğu coğrafya Türkiye'yi istese de istemese de yine oyunda olmak zorunda olan bir aktör haline getiriyor.

Washignton Buluşmaları'nın ilk konuğu asıl çalışma alanı Avrupa ve Avrasya olan ABD'nin Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matt Bryza. Çatışmaların başlamasından kısa bir süre sonra bölgeye giden Bryza ile şimdiki süreç ve gelecekte bu sürecin neleri beklediğiyle ilgili bir ufuk turu gerçekleştirdik.

Kafkaslar'daki krize ?tanıma? olayından başlayalım isterseniz. Rusya Devlet Başkanı Güney Osetya ve Abhazya'nın bağımsızlıklarını tanıdığını açıkladı bir süre önce. Olayın bu noktaya geleceğini düşünüyor muydunuz?

Rusya'nın, Güney Osetya ve Abhazya'nın bağımsızlıklarını tanıyabileceği ihtimalini her zaman biliyorduk. Ancak, bunun gerçekleşmesinin Rusya açısından çok ciddi bir yanlış olacağını hissediyorduk ve Rusya'nın da bunu anladığını sanıyorduk. Dışişleri Bakanı'nın (ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice kastediliyor) dediği gibi, bu iki ayrılıkçı bölgeden herhangi birisinin bağımsızlığnıın tanınması, Rusya'nın da savunduğu ?özellikle Çeçenistan omayından dolayı- 'ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması' ilkesini ihlal edecekti. Rusya'nın bu olayda çok kritik ve zalimane yollarla sürdürdüğü, -yaygın insan hakları ihlalleri, düpedüz cinayetler, işkence olaylarına rağmen- toprak bütünlüğünü korumasını savunduk. Kafkaslar'da toprak bütünlügüne zarar verilmesinin tehlikeli olduğunu ve çok ciddi başka sorunlara yolaçacağını Rusya'nın anladığını sanıyorduk. Fakat Rusya liderliği dramatik bir şekilde yön değiştirdi ve şimdi uluslararası platformda bunun faturasını acı bir şekilde ödüyor. Önünü alamadığı arzuları, dünyada adına duyulan saygıyı yok etti, on milyonlarca dolar ülkeyi terk etti.

İki ülkenin tanınması olayı ile Kosova olayını karşılaştıranlar var, bir bağlantı görüyor musunuz?

Hayır, görmüyorum. Tamamen iki farklı olay. Biz Çeçenistan ile Kosova arasında bir benzerlik görmedik. Basit düşünmememiz gerekiyor; basit bir şekilde ?Aha, şu bölge bağımsızlığını kazandı bu sebeple dünyadaki diğer bölgeler de böyle olmalı.? Ben de ayrılıkçı bir ülkeden geldim, doğru mu? Yayınladığımız deklarasyondan sonra Birleşik Krallık'tan (ABD'nin İngiltere'den bağımsızlığını ilan etmesini hatırlatıyor) bağımsızlığımızı kazandık ama ondan sonra ayrılıkçı her parçanın bağımsızlığın tanımak zorunda hissetmedik. Uluslararası hukuk yapmanın en büyük organı olan Birleşmiş Milletler Kosova olayının tamamen farklı olduğuna karar verdi. Çözümler arasından Güvenlik Konseyi 1224 sayılı bir taslak oluşturdu. Kosova'nın yönetim yapısı, güvenlik yapıları nasıl yönetileceği konularında. Ama bu durum Güney Osetya ve Abhazya olayında hiçlir şekilde yaşanmadı.

SOĞUK SAVAŞ MI DEĞİL Mİ?

Çatışmaların başaladığı günden bu yana uzmanlar ve resmi devlet görevlileri de dahil bir tartışmadır almış başını gidiyor. Kimisine göre bu ?Soğuk Savaş'ın yeni bir sahnesi?, Bakan Rice da dahil kimilerine göre değil. Siz nasıl tanımlıyorsunuz bu durumu?

Biz bunu, askeri gücü kendisinin 1/100 kadar olan bir komşusunun 1/30 nüfusunu kendisine kattığında güç kazanacağını düşünen Rusya'nın yaptığı feci bir yanlışlık olarak tanımlıyoruz. Rus liderliği yabani yöntemler uygulayarak prestij kazanacağını düşündü. Umarım yaptıkları feci yanlışı şimdi görüyorlardır. Rusya Devlet Başkanı söz verdiği ateşkes anlaşmasına uyması, -ki şimdi uymuyor- 21. Yüzyıl devletlerine saygınlığına yakışır bir davranış olacaktır. Rusya şimdilik bunun tersini yapıyor, bunları yaparak prestij sağlayamaz. Sonuçta, Rusya bir Soğuk Savaş istemedikçe başka bir Soğuk Savaş olacağını düşünmüyorum. Geçtiğimiz haftalarda Rusya'da bazıları Soğuk Savaş ister gibi bazı konuşmalar yapıldı. Rusya'nın pasaport vererek vatandaş yaptıkları insanları korumak için askeri güç kullanmaya hakkı olduğunu söylediler. Bunlar Soğuk Savaş döneminin bile taktikleri değil, 18., 19. yüzyıl Çarlık Rusya'sı taktikleri. Umarım Rusya ne Soğuk Savaş'a yöneliyordur ne de Çarlık Rusyası'na. Tanıma olayı tek başına yıkıcı bir davranış.

Rusya eski Devlet Başkanı Başbakan Vladimir Putin'in 43. Münih Güvenlik Konferansı'nda söylediklerini hatırlarsınız. ?Bugünün dünyasında, tek kutuplu dünya sadece kabul edilemez değil aynı zamanda imkansız? dedi. Bu sözler yeni bir soğuk savaşın ilanı değil miydi?

PUTİN'E ÖVGÜSÜ İÇİN TEŞEKKÜRLER!

Bilemiyorum, bunu sanırım Başbakan Putin'e sormanız gerekiyor. Neyi ilan ettiği konusunda hiçbir fikrim yok. Bize göre dünya tek kutuplu değil. Ancak, Başbakan Putin'e, Amerika'yı dünyanın tek kutbu olarak görerek yaptığı övgüden kendisine teşekkür ediyorum. Ama biz dünyaya kesinlikle böyle bakmıyoruz. Şunu çok iyi biliyoruz; eğer Türkiye, diğer NATO üyesi ve Avrupalı müttefiklerimizle birlikte olursak güçlü olacağımızı düşünüyoruz. Doğrusu, söyledikleri bizim vizyonumuzu hiçbir şekilde yansıtmıyor.

Yabancı Basın Merkezi'nde (FPC) yaptığınız açıklamada Güney Osetya ve Abhazya'da (Çatışmanın başlamasından kısa bir süre sonra bölgeye giden Matt Bryza ziyaretinden sonra izlenimlerini Washington'da basın mensuplarına aktarmıştı) uzun süredir bir takım provokasyonların olduğunu söylediniz. Bugün yaşanılan şeylerin olmasını bekliyor muydunuz?

Başta da dediğim gibi orada bir tehlikenin olduğunu ve bunun yaşanabileceğini biliyorduk. Moskova'daki meslektaşlarıma göre durum gayet açıktı. Gürcistan'ın Rusya'nın porovokasyonlarına gelmemesi, güç kullanmaması için elimizden gelen her şeyi yaptık. Geçen dört yıl için başarılı olduk. Hatırlarsanız, 2004 yazında Ruysa ağır silahlarla Güney Osetya'ya kaydı, bunu savaş takip etti. Gürcistanlı arkadaşlarımızı savaşı durdurma konusunda ikna etmeye kabil olduk. Rusları provokasyonları durdurmaya sevkediyorduk, çok fazla ileri gidiyorlardı ve yardım etmemize engel oluyorlardı. Gürcistanlılar da olabilecek olan en kötü ihtimalin Rusya ile silahlı çatışma olacağının farkındaydılar. Ama sonuçta, ben sürekli vurur durumda olsam sen de ?Artık yeter? deyip, dönüp bana vurursun. Gürcistan'da da olan buydu. Gürcistan, Skinvali'ye saldırmakla yanlış yaptı. Fakat, Rus provokasyonları dört yıldır devam ediyordu, Nisan'da gerilim çok yükseldi. Ve sonuç olarak, Rusya'nın komuta ettiği Güney Osetya'daki barış gücü Gürcistan köylerine Ağustos'un başlarında saldırılar yaptı. Rusya, bir noktada Gürcistan'a tuzak kurmuştu ve ne yazık ki Gürcistan bu tuzağa geldi. Fakat şimdi Rusya evrensel çapta adına büyük zarar vererek bu faturayı ödüyor.

Gürcistan ve Ukrayna NATO'nun üyesi olmak istiyor ve Amerika da buna güçlü bir şekilde destek veriyor. Mevcut durumun, her iki ülkenin NATO üyeliğini nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Kişisel olarak, Rusya'nın yaptığıyla Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO üyesi olma şansını artırdığını düşünüyorum. NATO'nun güçlü bir birliktelik sergilemesi, G7'lerin Rusya'yı eleştirdiği benzersiz açıklamalara baktığınızda bunu görürsünüz. Rusya çok ileri gitti ve Gürcistan ile Ukrayna'yı her yoldan desteklemek gerekiyor. Avrupa-Atlantik ailesinde büyüyen birlikteliği görüyorsunuz. Bu tamamen kişisel değerlendirmem, Amerika'nın ne yapacağını haber veriyor değil. Size söyleyebileceğim, Gürcistan ve Ukrayna NATO üyeliği için gerekli kriterleri yerine getirdikten sonra birliğe üye olmaya muktedir olacaktır.

RUSYA'DA NATO'YA ÜYELİK İSTEĞİ YOK

Bu soru size biraz garip gelebilir ama Rusya'nın NATO üyeliği düşünülemez bir şey midir?

Bu soruyu sorduğunuz için çok memnun oldum. Birkaç kez uluslararası arenada Rusya'nın adına zarar verdiğini söyledim. Bunları sevinerek söylüyor değilim. Ben, Dışişleri Bakanı Rice, profesyonel geçmişimde ABD ile Soveytler Birliği, ABD ile Rusya arasında elverişli bir ilişki kurmak için çok çamıştım ve o sözleri söylemek üzücü. Bir Avrupa ülkesi, -Rusya'nın bir Avrupa ülkesi olup olmadığını tartışabilirsiniz, bir parçası Avrupa'da- NATO'ya katılma isteği olan herhangi bir Avrupa ülkesinin kriterleri yerine getirdikten sonra NATO'ya katılmaya hakkı olmalı. Gürcistan veya Ukrayna örneklerinde olduğu gibi, davranışlar kabul edilebilir değil. Onların, gerekli şartları yerine getirdikten sonra ?Biz (NATO) içinde olmak istiyoruz? demesine rağmen, Rusya'nın, ?Hayır biz onları (NATO) içinde istemiyoruz? demesi kabul edilemez. Aynı şey Rusya için de geçerli. Gerçek, Rusya'nın hiçbir parçasında NATO'ya katılma isteği olmadığıdır. Rusya, ne yazık ki anlaşılmaz bir biçimde NATO'yu tehdit olarak görüyor. NATO, Kuzey Atlantik kararnamesinin 5'ci maddesinde belirtildiği gibi bir üyesine tehdit geldiği zaman savunmayı öngören kollektif bir birliktir. Sanırım şurası oldukça açık, NATO'ya üye olan ülkelerin bulunduğu yerler istikrarlı, başarılı, müreffeh... Almanya'ya, Fransa'ya bakın, öyle değil mi? Baltık ülkelerinde ne olduğuna bakın? Bin yılı aşan objektif dış politikasında sen Rusya olarak, güney sınırında istikrar var. Gürcistan'ın NATO içinde yeralarak alacağı istikrar ve sınırda olacak istikrar Rusya olarak senin için hiçbir şey ifade etmiyor mu? İşin gerçeği, bu olaya nasıl baktığınızla ilgili. Rusya NATO'ya farklı bir gözle, prestijini düşüren bir şey olarak bakıyor. Umarız dünyaya farklı bir gözle bakarlar.

Bush yönetimi Polonya ve Çek Cumhuriyeti ile füze savunma anlaşmalarını imzaladı. Medvedev, bu anlaşmaların Rusya'ya karşı olduğunu savunuyor, Bakan Rice dahil, ABD yetkilileri ise bunu reddediyor. NATO ile Rusya arasındaki anlaşma gereği, ?NATO'nun eski Sovyet topraklarında genişlemeyeceği ve NATO güçlerinin bu topraklarda bulundurmayacağı? ilkelerine aykırı değil mi bu anlaşmalar?

Hayır, değil. Okuduğunuz o alıntılar tam olarak doğru değil. 1996'da NATO ile Rusya arasındaki senede bakarsanız, pasajlar tam olarak hafızamda değil ama esas olarak, NATO'nun, birliğe katılan bu ülkelerin topraklarında savaş güçlerini konuşlandırmaya yönelik planı olmadığıdır. Birincisi, NATO-Rusya senedinde eski Sovyet ülkelerinden birliğe katılmak isteyenler hakkında bir şey yoktur. Ayrıca, orda savunma silahlarıyla ilgili hiçbir şey yoktur. Çek Cumhuriyeti'ndeki radar sitesi savaş silahı değildir, Polonya'daki önleyici sistem savaş silahı değildir. Bunlar hiçbir şekilde Rusya'ya karşı kullanılamaz. Rusya da gayet iyi biliyor ki, Rus füzelerinin başlangıç noktasına göre savunma aygıtlarının konuşlu olduğu bölge onların füzelerini hiçbir şekilde yakalayamaz. Rusya bunu biliyor. Rusya, bu sistemin geliştirilmesi için kendisine işbirliği teklifinde bulunduğumuzu gayet iyi biliyor. Biz ayrıca, İran füzelerinin açık bir tehdit oluşturmadıkça bu sistemi konuşlandırmamayı da teklif ettik. Rusya bu önerileri kabul etmek yerine politik bir hata yaparak hepsini geri çevirdi. NATO'yu kuvvetlendiren ve Rusya için hiçbir kaybın olmadığı olayı geri çevirmek trajik bir hata olmuştur.

Madem öyle Rusya'nın bu kadar ısrarcı olmasının sebebi ne? Sadece tansiyon yükseltmek mi yani!

Olabilir, Rusya stratejik bombardıman uçaklarını Norveç üzerinden ve bir çok NATO üyesi müttefiğimizin hava sahasına yakın uçuşlarını sürdürmeyi kararlaştırdığını görüyorsunuz. Rusya, yıldırma ve korkutma ile saygınlık kazanacağına inanıyor, muhtemelen bunlar da onun bir parçası. Burada derin psikolojik bir oyun olduğunu düşünüyorum, genel olarak NATO üzerinde konuşulduğunda bunu böyle değerlendiriyorum. İster Antartika'da, ister Mars'ta veya Polonya'da olsun nerede olursa olsun farketmez, NATO güç kazandığında Rusya bunu bir yenilgi olarak algılıyor. Çünkü Rusya başarısını bizlerin güçlenmemesinde, müreffeh olmamasında ve güvende hissetmemesinde görüyor. Rusya'nın stratejik aklı, psikolojik bir eğilimle korku verdiği zaman saygı kazanacağına inanıyor. Bizim daha kuvvetli olmamız bizi korkunç yapmaz.

KRİZİN FATURASINI RUSYA ÖDÜYOR

Rusya ile Avrupa arasında göreceli diyebileceğimiz bir barış var. Mevcut kriz Rusya ile Avrupa'nın gelecekteki ilişkilerini nasıl etkileyecek. Bu barış tehlikede mi sizce?

Barış konusu, bilmiyorum. Avrupa ülkeleri ile Rusya veya Rusya ile Amerika'yı herhangi bir yerde içine alacak askeri bir çatışmayı ufukta görmüyorum. Fakat şunu biliyorum, bu durum Rusya'nın Avrupa ve Amerika ile olan ilişkilerini dramatik bir şekilde çok ciddi zarar verdi. Sadece piyasalara bakın, Rusya'nın Gürcistan sınırını geçmesinin bir sonucu olarak stok piyasası ne kadar değer kaybetti, milyonlarca dolar Rusya piyasasını terketti. Avrupa ile Rusya arasında ekonomik, ticari ve diplomatik ilişkiler ciddi zarar gördü. Rusya zarar görsün istemiyoruz, bunlar sona ersin ve yönelmesi gerektiği yöne doğru yönelmesini istiyoruz. Ama tabi bu Rusya'nın kendisinin bileceği bir şey.

Türkiye ile bağlıntılı birkaç sorum olacak. Gürcistan'a insani yardım amacıyla Türk boğazlarından sanırım şu ana kadar üç Amerikan gemisi geçti Karadeniz'e. Durum nedir, gemilerin sayısını artırmayı düşünüyor musunuz?

MONTRÖ'YÜ ASLA İHLAL ETMEYECEĞİZ

Gemilerle yaptığımız insani yardımın sonuna gelmek üzereyiz. Biz bu geçişlerde Montrö'yü titizlikle gözetiyoruz. Montrö'ye zarar verecek en ufak bir şeyi asla yapmayacağız. Montrö, uluslararası silahların kontrolü ve Karadeniz'de istikrarın çok kritik ve önemli bir unsuru. Montrö'nün mevcut durumu ile herhangi bir şeyin değişmesini hiçbir şekilde istemiyoruz. Montrö Anlaşması'nı dediğim gibi titizlikle gözeteceğiz ve bu çerçevede, Türk boğazlarından geçecek gemilerimizin hiçbir şekilde 45 tonu aşmamasını ve yasal dolaşım süresi olan 21 günü geçirmemesine çok dikkat edeceğiz. Söz verdik, Montrö'yü ihlal edecek hiçbir harekette asla bulunmayacağız.

Rusya Genelkurmay Başkan Yardımcısı'nın gazetelere ?Rusya'dan uyarı şeklinde? yansıyan ve ?Gemiler Karadeniz'de 21 günden fazla kalırsa sorumlu Türkiye olur? şeklinde beyanı oldu...

General Nogovitsin kendi devlet adamları adına ne diyeceğine kendisi karar verir, benim devlet adamlarım adına söyleyeceğim, Montrö'yü hiçbir şekilde ihlal etmeyeceğimizdir. Ama tabi zaman uyarı, tehdit zamanı değil. Bazen fazla içmenin etkisiyle böyle şeyler olabiliyor. Hüküm, davranışlara göre verilir. Zaman tehdit zamanı değil. Montrö'yü gözetlemek Türkiye'nin değil bizlerin görevi, söz verdik ve sözümüzü tutacağız.

ABD gemilerinin ilk geçiş yapacağı sırada sanırım bir takım sorunlar yaşandı ama sonunda çözüldü. Ciddi bir sorun söz konusu muydu?

Cevaplandırılması gereken sorular vardı. Türk yetkilileri, Montrö anlaşması gereği tonaj, zamanlama ve benzeri konularda her şeyin düzgün gittiğinden emin olmak istedi. Bu çerçevede geçişlerin prosüdürü ile ilgiliydi. Ama Türk gazetelerinde çıkan ve ABD ile Türkiye arasında sorunlar olduğuna ilişkin haberleri görünce şaşırdım. Ben hiçbir zaman sorun var hissine kapılmadım. Karşılıklı saygı çerçevesinde prosedür yerine getirildi.

KAFKASLAR VİZYON BELGESİ'NİN UNSURU

Yine FPC'de yaptığınız açıklamada, Ankara tarafından gündeme getirilen Kafkasya İşbirliği ve İstikrar Platformu hakkında şaşırdığınızı söylediniz. Tiflis, Moskova ve Bakü öneriye ciddi bir yaklaşım gösterdi, destek verdi. Sizce bu önerinin hayat kazanma şansı var mı?

Tiflis, Rus askerleri Gürcistan topraklarında olduğu sürece bu projenin bir parçası olmayacağını açık bir şekilde ifade etti. Tiflis projeyi desteklemiyor. Umud ederim güçlü demokratik mirası, prestiji, ekonomisi ve askeri tesiri ile Türkiye, Kafkaslar'da istikrarın yeniden tesis etmesinin bir yolunu bulur, bölgenin istirarı için katkı yapar. Ve şaşırdım çünkü yıllardır Türk meslektaşlarımla Kafkaslar üzerine konuşuyoruz. Güney Kafkaslarda gelecekte birlikte çalışma, dönemin Dışişleri Bakanı (Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Dışişleri Bakanı Rice'ın iki yıl önce imzaladığı Ortak Vizyon Belgesi'nin merkezinde yer alıyor. Ankara'dan böyle bir önerinin yapılabileceği ve projenin geleceği üzerinde konuşma bir yana, bunun ilan edileceği konusunda bir uyarıda bile bulunulmaması beni şaşırttı. Ama Türkiye'nin Kafkasların istikrarı için yapıcı bir rol oynayacağını umut ediyoruz. Neden BTC (Bakü-Tiflis-Ceyhan) ile bu kadar ilgilendik? Çünkü BTC ile güçlenmiş ortağımızın bölgede yapıcı rol oynayacağını gördük. Müttefikimizin BTC ile Kafkaslara taşınmasına destek verdik.

Türkiye'nin Amerika'nın yanı sıra Rusya ve İran ile de iyi ilişkiler içinde. Türkiye, bu konuda daha aktif rol alabilir mi?

Gürcistan olayında mı yani?

Evet, Gürcistan olayı ve krizle ilgili...

Bakın, Rusya ile İran arasında Türkiye'nin harita üzerinde işgal ettiği anlamlı yeri gayet iyi anlıyoruz. Türkiye'nin yüzyıllar öncesine isterseniz daha geriye de götürebilirsiniz, Osmanlı'dan önce de bölge ile ilişkisi var. Türkiye'nin kiminle ilişki içinde olacağı elbette tamamen kendine bağlı olan bir şey. Gürcistan'ın istikrarı ve ekonomik büyümesi için Türkiye'nin bizimle yakın çalışması önemli, bu da öncelikle Gürcistan'ın toprak bütünlüğüne destek vermekten geçiyor. Gürcitan konusunda İran için hiçbir şekilde bir rol göremiyorum. İran demokrasiyi ihlal eden ülkeler arasında. Türkiye ve Amerika Gürcistan'da demokrasinin yanında. İran terörizme sponsorluk yapıyor. Türkiye ve Amerika ise terörizm ile mücadele konusunda derin çalışma arkadaşı özellikle PKK konusunda.

NABUCCO PROJESİ GÜÇ KAZANDI

Son sorum Nabucco konusunda olacak. Bazıları bu projeyi bir rüya olarak nitelendiriyor. Siz ve ABD için bir rüya. Bu kiriz nasıl etkiledi bu projeyi, öldürdü diyenler var...

Söylediğim her şey, Rusya'nın NATO üyeliği hariç hepsi devletin paylaştığı şeyler, yani ABD yönetiminin görüşü. Devlet bu projeyi ben sevdiğim için destekliyor değil. Avrupalı müttefiklerimiz bu projenin kendi öncelikleri olduğunu söylediler. Bu projeyi biz değil Avrupalı müttefiklerimiz düşündü. Bu benim sadece Nabucco'yu sevmem ile ilgili bir şey değil. Devlet destekliyor çünkü, Avrupalı müttefiklerimiz onun kendi öncelikleri olduğunu söylediler. Nabucco'yu Avrupalı müttefiklerimiz düşündü, biz değil. Sizin liderlerinizden Süleyman Demirel, Haydar Aliyev, Edward Şevardnaze bu proje ile ortaya çıktıklarında biz destek verdik. Nabucco'nun şimdi daha güç kazandığını düşünüyorum. Rusya'nın askeri müdahalesi Batuma ve Kulevi ile Bakü-Supsa'ya olan akışı durdurdu. Ama Bakü-Tiflis-Erzurum ve BTC hatlarında petrol akmaya devam etti. Çünkü bir mühendislik projesi olarak akıllıca inşa edilmişti. Böyle bir şeyin yaşanabileceğini biliyorlarmış gibi Güney Osetya'dan uzak bir hatta inşa edildi. Rusya'nın sınırı geçmesinden daha öteye büyük tehdit ne olabilirdi! Bu durumda bile petrol bu borulardan akmaya devam etti. Geçtiğimiz iki gün yatırımcılarla bu projeyi görüşüyordum Nabucco'nun hatta, -bu arada, Türkiye-Yunanistan boru hattı da, bu da çok önemli bir hat- tamamlanmasını çok arzu ediyorlar. Kendilerinin ve yöneticilerinin bir an önce her iki boru hattının da hayata geçirilmesinin çok önemli olduğunu söylüyorlar.

 

 

Kaynak: Yeni Şafak

 

Bu yazı Timeturk.com'dan alınmıştır.

Görüş Bildir Bizimle Paylaş